BİR ŞİRKETİN VEYA BİR İŞİN ÖMRÜ

Yaşayan herşeyin olduğu gibi bir şirketin, bir işinde ömrü vardır, özellikle küçük ve orta boy işletmeler sahiplerinin neredeyse çocukları gibi olduğundan öleceği pek akla gelmez.

Ancak değişim hızı artık logaritmik olarak artan teknoloji, insanların ihtiyaçlarındaki değişiklikler, ekonomik ve siyasi değişimler şirketlerin yaşamlarını ve ömürlerini önemli şekilde etkiler ve yaratıcı olmayan innovasyon kapalı şirketleri hızla sona doğru götürmektedir.

1970 de dünyanın en büyük şirketlerinin olduğu FORTUNE 500 listesinde yer alan şirketlerin üçte biri 1983 yılında ortadan kaybolmuşlardır. Küçük ve orta boy şirketler ise çok daha hızlı bir şekilde ortadan kaybolmaktadırlar.

İş planlarında değişimi öngöremeyen, İş Planlarını sürekli olarak güncellemeyenlerin yaşamları ise çok daha kısa olmaktadır.

Bir şirketin ömrü yedi aşamadan oluşur.

Doğum öncesi: Yapılacak iş fikrinin oluştuğu, iş modelinin, iş fikrinin yapıldığı, iş ve şirketle ilgili çalışmaların başladığı faaliyet öncesi dönem.

Başlama aşaması: Şirketin kuruluşu ile başlayan, ürün veya hizmetlerin üretilmeye başlandığı, ilk müşterilere satış yapılmaya başlandığı dönem.

Büyüme dönemi: Artık belirli bir müşteri kitlesinin oluştuğu, satışların artmaya başladığı ve rekabetin hissedilmeye başladığı dönem.

Olgunluk dönemi:Artık oturmuş müşteri ve ürün payına gelindiği, satışların eski hızda olmasa da artmakta devam ettiği dönem.

Genişleme Dönemi: Büyümenin yeni pazarlara girilerek, yeni dağıtım kanalları kullanarak sağlandığı, yeni gelir kaynaklarının yaratıldığı dönem.

Duraklama Devri: Önlamlar alınmadığı, yanlış öngörüler yapıldığı veya kısıtlı vizyon nedeniyle değişim gösteren teknolojiye, değişen müşteri ihtiyaçlarına uyulamadığı, satış ve karların düşmeye başladığı dönem.

Çıkış: Artık işin yürümemesi veya yürütülememesi nedeni ile şirketin satılması, elden çıkarılması veya kapatılması yani şirketin sonu.

Bu sona hızlı bir şekilde gelmemek için şirketin sürekli olarak hangi yaşam evresinde olduğu kontrol edilmeli, iş planı ile gerçekte olanlar karşılaştırılmalı, iş palanında gerekli düzeltmeler yapılarak yola devam edilmelidir.

Bunları yaparken değişmekte olan teknolojinin, müşteri ihtiyaçlarının doğru öngörülmesi ve müşteri odaklı gidilmesi en önemli şeydir.

Bir şirketin yaşamını gösteren YAŞAM MATRİKSİNİ buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

BİR MÜŞTERİYE NE KADAR EZİYET EDİLEBİLİR ?

İki üç ay önce kendime bir tablet bilgisayar aldım, her ne kadar kablosuz internet ile çalışsa da heryerde internete bağlanmak için bir de 3G kart almaya karar verdim ve yıllardır kullandığım servis sağlayıcısından vazgeçmeyerek Türkcell’den bir data hattı satınaldım.

Daha sonra uzun bir süre yurtdışına çıktığım için hatta yeni yükleme yapamadığımdan ve bir aylık süre dolduğundan haliyle hat kapandı. Geçen ay Türkiye’ye döndüm ve hattı açtırmak ve süre almak için ne yapmam gerektiğini araştırdım, veeee;

İlk süpriz: Bu hatların ödemesini internet üzerinden yapamıyorum, Türkcell mağazalarından birine gitmek zorundayım. Bu bana komik geldi, bana internet hizmeti sağlayan kuruluş bu imkandan faydalanmadığı gibi benim faydalanmama da imkan vermiyor beni bir Türkcell merkezi bulmaya ve oraya gitmeye zorluyor.

Başa gelen çekilir, Bağdat caddesi üzerindeki merkeze gidiyorum, birçok zorlukla park yeri buluyorum, bu yer oldukça uzak, bir süre yürüyorum veee;

İkinci süpriz: Ödemeyi kredi kartıyla yapamıyorum, nakit ödeme yapmam gerek. Neden? Bilen yok ama diğer bir çok hizmetin bedeli kredi kartı ie ödenebiliyor, hatta internet üzerinden. Bankaya gidip nakit alıyorum, geri gelip ödemeyi yapıyorum ve hattın aynı gün açılacağını öğreniyorum, gidip bir kafede kahve içerek etrafı seyrederken bir mesaj geliyor tabletime, veee;

Süpriz üç: Mesaj şöyle ‘’ Değerli müşterimiz, hattınızdan 90530…. no’lu hatta 4 GB İnternet Paketi hediye edilmiştir’’ Hay allah hem şu ödemeyi yapmak için iki saate yakın vakit harca hem de kullanılmayan bir numara olduğu için hatırlayamadığım numaradan dolayı git birisine internet paketi hediye et.

Ama bu numara benim numaram! Yok yok öyle olsa ‘’ hattınızdan 90530… no’lu hatta ‘’ demez.

Demekki numarayı yanlış hatırlıyorum, hemen şu merkeze döneyim bakalım bir şey yapabilirmiyim. Kahve de zehir oldu. Yirmi dakika sonra merkezdeyim, bu sefer kuyruk var beklemek zorundayım. Yarım saat sonra nihyet görevli ile karşıkarşıyayız. Yok yok bu numara sizin, peki kim kime ne hediye etti? Efendim hattınıza yükleme yapınca bu mesaj gidiyor. Peki bunu neden adam gibi anlaşılır bir şekilde göndermiyorsunuz? Bilmem? Ben biliyorum ama, sadece ve sadece kayıtsızlık, ilgisizlik ve müşteriyi sağılmaktan öte görmeyen anlayış.

Teknoloji benim işim değil ama bir cümlenin değiştirilemeyeceğini düşünmek imkansız.

Evet bu hikaye bir iki saate mal oldu.

8 Nisanda almıştım bir aylık internet bağlantısını, dün Türkcell merkezinin önünden geçerken baktm tarih 6 Mayıs, buraya bir daha gelmek de zor olur bari önümüzdeki ayın parasını yatırayım düşüncesi ile girdim içeri veee;

Süpriz dört: Eğer parayı bugün ödersem, ayın 8 ine kadar olan iki günü kaybediyorum ve gelecek ayın 6 sına kadar kullanma sürem oluyor. Yani benim iki günüm, %6.6 sürem Türkcelle hediye olarak gidiyor.

Sinir içinde çıkıyorum, bu iki günü size kaptırmayacağım,gerekirse 8 inde iki saat daha harcayacağım ama bunu size hediye etmeyeceğim.

Bir dakika, bir dakika yahu bunlar tekel değilki, bir bakalım rakipler neler yapıyor.

Siz siz olun, işinizin boyutu ne olursa olsun unutmayın,’’Müşteri velinimettir’’ ve kaybedilemez.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly