SERMAYE YETERSİZLİĞİNDEN DOLAYI …

“Sermaye yetersizliğinden dolayı, evimi satıyorum, fabrikayı satıyoruz, iflas ettik gibi cümleleri çok sık duymaktayım ve bu da bana ters geliyor, ters geliyor çünkü buradaki söylem tamamen yanlış ve “sermaye yetersizliğinden dolayı” olan hiç bir şey yok. “Sermaye yetersizliğinden dolayı” yapılamayan tek şey, düşündüğün işe girişememektir.

Bu söylemi kendi kendime tercüme ettiğim zaman yorumlrımı şöyle özetleyebilirim :

1.       Girdiğim iş için başta tahmin ettiğimden daha fazla nakte ihtiyacım varmış : Yani İŞ PLANI yapmadım veya yaptığım İŞ PLANI sağlıklı değildi, yani İŞ PLANI’nı baştan sağma yaptım.

2.       Ben bu nakdi karşılayabileceğimi düşünüyordum ama karşılayamıyorum : Yani borç bulamıyorsun, neden ? Demekki işin, bu borcu zaman içerisinde geriye ödeyebileceğine borç verebilecek kişileri ikna edemiyorsun, yani aynı sonuç, ya İŞ PLANI yoktu veya yapılan sağlıklı değildi.

3.       Faiz oranları çok yüksek, borç alırsam işi yürütemem, sermaye koymam gerek ama o da yok : Çok iyi, çünkü faiz oranlarının üzerinde para kazanamıyorsan zaten cepten koyacağın sermayeyi de kaybedeceksin, en azından cebinde bu para olmadığından o riski taşımıyorsun.

Dikkat ettiyseniz SERMAYE YETERSİZLİĞİ’ni NAKİT YETERSİZLİĞİNE çevirdim, çünkü sağlıklı bir şekilde yapılan İŞ PLANI, sermaye ve nakit ihtiyacı ayrımını çok iyi yapacaktır. Aslında sermaye yetersizliğinden bahseden bir çok kişi, bulunamıyan nakit kaynağından bahsetmektedir ve bu naktin bulunaması yani bunu bankadan, eş-dosttan sağlıyamamakta veya nakit koyarak ortak olacak birini bulamamaktadır. Bunu nedeni de yukarıda bahsettiğim gibi çok basittir, borç verecek veya yatırım yapacak kişiyi bu borcun geri dönebileceğine ve para kazanılabileceğine ikna edememektedir, yani ya İŞ PLANI yoktur veya İŞ PLANI yanlış ve hatalıdır.

İşe başlıyanların veya işi sürdürenlerin elinde sağlıklı bir İŞ PLANI, yani yol haritası vaar ise, o iş için gerekli tüm sermaye ve nakit ihtiyacının hangi dönemlerde ve ne kadar olduğunu, ne zaman ve hangi şartlarda ödeyebileceğini görmemesi neredeyse imkansızdır.

İŞ PLANI olmamasının yarattığı diğer bir sıkıntı ise, dar boğazların neler olduğunun zamanında görülememesi ve deyim yerinde ise yumurta kapıya dayanınca hissedilmesi, ve bunun sonucunda da çok dar bir zamanda çözümlerin bulunammaası veya yetiştirilemesi, ve panik içerisinde yanlış karar verilmesidir ki, bunların sonuçları da çok ağır olur.

Aynı sonuç sağlıklı olarak yapılmayan bir İŞ PLANI ile de ortaya çıkar. Dolayısı ile İŞ PLANI yapılması, hakikaten ciddiye alınmalı, iş olsun diye baştan sağma yapılmamalıdır.

Yukarıda da söylediğim gibi, “Sermaye yetersizliğinden dolayı” yapılamayan tek şey düşündüğün işe girişememektir, eğer iş doğru ise, geri dönüşler mantıklı ise ve tüm bunlar düzgün bir şekilde İŞ PLANI’na dökülebiliyor ise gerekli nakdi zamanında bulmak imkanı her zaman yüksektir.

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

 

BAYRAK DİREKLERİ OLAYI

Bayrak direklerinin profesyonel yaşamımda ilginç bir yeri olmaya başladı, 12 yıl aradan sonra yeni bir projede, binanın önüne daha önceden tasarlanmış olan bayrak direklerinin dikilmesi için talimat verdim. Ve bunca yıl aradan sonra, daha öncekine benzer ilginç olaylar ve gözlemler yaşama şansım oldu.

Sabah toplantımızı yaptık, herkes işinin başına gitti, günün önemli kararlarından biri de binanın önünde yer alacak bayrak direklerinin dikilmesini sağlamak. Ana taşeron bayrak direklerinin temelini yaparak direkleri yerleştirecek. Pazarlama Müdürü arkadaşımızda yerlerin uygun olup olmadığının kontrolunu yapacak.

Saat 9:20 : Operasyon Müdürü : Tufan Bey direkleri düz bir hat üzerine koymuyorlar, gelip bakmanızda yarar var.

Saat 9:25 : Pazarlama Müdürü : Tufan Bey, direkleri insanların geçeceği yere koyuyorlar yolu kapatıyor, bir bakarmısınız?

Saat 9:39 : Teknik Müdür: Ziyarete gelerek, Tufan Bey sabah yeterince şikayetçi olamamıştım, arkadaşlar bayrak direklerinin temeli için çok küçük çukur açıyorlar, bu direkler durmaz yatar.

Anlaşılan sıkıntı büyük ve herşey yanlış gidiyor, sahaya inip bir bakmakta yarar var.

Direklerin temeli için makina ile çukur açıyolar ve evet 3 çukur açılmış ve aynı hat üzerinde değil.

Mimar arkadaş biraz ileride.’’ Yahu Haydar neden bunlar aynı hat üzerinde değil?’’, ‘’ Tufan Bey ortadaki uzun direk biraz geride, iki tarafında 8 er direk aynı hizada, girişte hoş olur diye düşündüm.’’ Ee fena değil, siz ne dersiniz arkadaşlar? İyi, iyi güzel olur. Sorun var mı? Hayır…

Direklerin arasındaki mesafe ne? İki metre, yani insan değil araba dahi geçer, sorun varmı? Hayır…
Bu temel çukurlarını olması gereken boyutları 80×120 değilmi? Evet..

Bu çukurların boyutu ne 100×150 peki bu yeterlimi? Çok bile.Sorun varmı? Hayır…

Yani sonuç olarak hiçbir sorun yok,peki sorun nerede?.Sorun aslında sorunlar silsilesi arkadaşlarımda.

1- İletişim becerileri eksik, yeterince dinlemesini bilmiyorlar.
2- Herşeyi kendilerinin bildiğini, karşı taraftakilerin ise hiç bir şey bilmediğini varsayıyor ve zannediyorlar.
3- Karar vermekten ve sorumluluk almaktan kaçıyorlar.
4- Çözüm üretmek ve hatta konuyu araştırmaktan kaçınıp tüm işi ve çözüm üretmeyi bana atıp rahat ediyorlar.
5- Sorunları, sadece sorunları gündemde tutarak iş yaptıkları hissini vermeye çalışıyorlar.
6- Olayları yüzeysel görmenin yeterli olduğunu düşünecek kadar akıllı olduklarını ve başkalarının onlar kadar akıllı olmadıklarını sanıyorlar.
7- Sorunlarla yaşamanın rahatlığını, çözüm üretmek, anlamak çabasına tercih ediyorlar.
8- Ve en kötüsü kendilerine verilen MÜDÜRLÜK mevkinin kendilerini yönetici yapmaya yettiğini sanarak başka hiç bir çaba göstermeye gerek görmüyorlar.

Bir soru daha…Bu sorunların nedeni,nedir? Ve sorumlusu kimdir?

Tabiki onların yöneticisi olan bende. Birçok nedenden dolayı (ki bu nedenleri sıralayarak kendimi haklı çıkartmak çabasına girmeyeceğim) bu sorumluluk bende;

1-Kendilerine koçluk anlamında destek veremiyorum,
2-Eğitimlerine katkıda bulunamıyorum,
3-Teketek vakit harcıyamıyorum kendileri ile, ve en önemlisi seçim aşamasında yeterli zaman olmadığı için önüme gelenlerle yetinmek zorunda kalmam.

(Daha ileride okuyacağınız Savaş/Barış Zamanı Yöneticileri ile ilgili yazıda daha fazla detay olacak.)

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly