Ayşe Arman- Charles Bukowski- Tom Peters- Seth Godin- Marty Numeir

‘’ Artık böyle bir dünyada yaşıyoruz. Sadece iyi işler çıkarmamız değil, görsel olarak da iyi durmamız bekleniyor…’’ diye başlamış bu sabah Ayşe Arman ve devam ediyor:

‘’ Artık her şey bir bütün. Herşeyimizle ortadayız. Ajda bunun en güzel örneği, yaş nedir ki Ajda için. O sadece müziğiyle değil, her şeyiyle Ajda. Ambalajın tamamı önemli yani.’’

Ayşe Arman hem yazılarında, hem düşünce tarzında, hem de kişiliğinde bir üslup, bir tarz taşıyan, yani STİL sahibi bir yazardır bana göre.

Edebiyattan, özellikle şiirden hiç anlamam, ancak geçen hafta bir şekilde elime geçen Charles Bukowski’nin ‘’Style’’  şiirini günde birkaç kez hatırlamaya başladım. Türkçesini bulamadım bir türlü, o nedenle bazı kısımlarını benim çevirimden okumak zahmetini vereceğim size.

Ben de Bukowski’nin kullandığı style-stil kelimesine sadık kalmak istiyorum, okurken lütfen TDK’nın stil için kullandığı üslup, biçem, tarz açıklamasını aklınızdan çıkarmayın ve stil gördüğünüz yerde üslup- biçem- tarz sentezini düşünün.

‘’ Stil herşeyin yanıtıdır.
Sıkıcı veya tehlikeli bir güne taze bir yaklaşım yoludur.
Sıkıcı birşeyi bir stil ile yapmak,
Tehlikeli bir şeyi stilsiz yapmaktan iyidir.
Tehlikeli bir şeyi stil ile yapmaya ise ben sanat derim
Boğa güreşi bir sanat olabilir.
Boks bir sanat olabilir.
Sevmek bir sanat olabiir.
Sardalya konservesini açmak bir sanat olabilir.
Stil sahibi insan pek yoktur.
Stili muhafaza edebilen (koruyan) pek insanda yoktur.
İnsandan daha çok stile sahip olan köpekler gördüm.
Buna karşılık stil sahibi köpekler çok değildir.
Ama kediler dopdoludur bununla.
……..
………
Hapisanede stil sahibi insanlara rastladım.
Hapisanede, dışarıdakinden daha fazla stil sahibi insana rastladım.
Stil değişikliktir, birşeyi yapmanın bir yolu, yapılmış olmanın bir yolu.’’

Son 20 yılın en büyük yönetim gurularından Tom Peters’ın sürekli söylediği şey ne ? Değişiklik ve farklılık yani şirketlerde de, yönetimde de, yöneticilerde de STİL faklılığı. “İşinizi Yeniden Yaratın – İş Hayatında Mükemmeli Yakalamak” adıyla Türkçeye çevrilmiş olan “Re-Imagine”, “Vay Canına Dedirtmek” adıyla çevrilmiş olan “Pursuit of Wow!” kitaplarında ve bir çok makalesinde anlatmak istediği bu stil farkını yakalamak ve yakalatmak.

2,5 milyonluk insanlık tarihinin son 20-30 yılındaki logaritmik bir hızla gelişen teknolıoji doğal olarak sosyal yaşamı ve buna bağlı olarak da ekonomik yaşamı hızla değiştirmekte, sonuç olarak da şirketlerin veya işlerin yaşayabilmeleri için yeni bir düşünce tarzı geliştirmeleri gerekmekte.

İşte Seth Godin‘in de Marty Numeir’in de kitaplarında bloglarında anlatmaya çlıştıkları bu, gerek girişimciler, gerekse hali hazırda işleri süren işadamları, şirket liderleri ve siyasi liderlerde olması gereken bu STİL, stil farklılığı ve farkındalığı, bunu yakalayamaz isek ilerlemek, yürümek çok zor.

Özellikle girişimci adaylarının kurmayı arzu ettikleri işte stili yakalamaları önemli.
İşte bu nedenledir ki Ayşe Arman’ın, Charles Bukowski’nin, Tom Peters’ın, Seth Godin’in, Marty Numeir’in yazdıkları, söyledikleri benimkilerden daha fazla anlaşılıyor, okunuyor ve kabul görüyor, çünkü onların bir stili var.

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

 

The Wall Street Journal gazetesinin Teknoloji Editörü Ben Rooney İstanbuldaydı

Ünlü The Wall Street Journal gazetesinin Teknoloji Editörü Ben Rooney İstanbuldaydı ve dün akşam saat 18:00 de girişimciler ile bir toplatı yaptı.

Toplantının duyurusunda toplantının amacı tam olarak açıklanmadığından, Ben Rooney’i dinleyerek bir şeyler öğrenmek amacı ile toplantıyı izlemeye gittim, ancak Rooney’in amacı bizlere bir şeyler anlatmak değil, Türkiyedeki yatırımcılar ve yatırım ortamını öğrenmekmiş, dolayısı ile kısa bir konuşmadan sonra toplantıya katılanları konuşturarak ülkemizdeki genel girişimcilik havasını öğrenme aşamasına geçtiğinde ben toplantıdan ayrıldım.

Tabi bu kadar tecrübeli bir kişiyi, az olsa da dinlemek insana bir şeyler öğretiyor.

Öncelikle Ronney oldukça heyecanlıydı. 60 gün içerisinde 30 değişik kentte yapacağı toplantılara en yüksek başvuru sayısı Türkiye’den gelmişti, toplantıya 187 kişi katılmak için başvurmuştu, bu rakam Amsterdam için 30 civarında, Tel Aviv için sanırım 20 ler dolayında imiş, ama Türkiyeden tam 187 kişi başvurmuş ve katılacağını bildirmiş. Böyle bir sayı Rooney’i heyecanlandırmış, Türkiyede neler olduğunu anlamak için sabırsızlanıyordu, ama sanırım bizleri görünce heyecanı yatıştı, toplam katılımcı sayısı, saymadım ama 20-25 kişi kadardı. Sanırım bu da Rooney’e ülkemizde neler olduğunu anlatmıştır.

ABD’li ve Avrupalı girişimciler arasındaki fark tespiti çok ilgimi çekti. Rooney’e göre Avrupalı girişimciler ABD’li girişimcilere göre daha aza tamah ediyorlar. Çıkış (exit) noktasına gelindiğinde Avrupalı girişimciler 10 milyon Euro’ya hemen evet derken ABD’li girişimciler 100-150 milyon dolardan az olan tekliflere bakmıyorlarmış bile…

Diğer bir tespiti ise, Avrupalı girişimciler bu parayı aldıktan sonra güzel bir ev ve araba alıp emeklilik yaşamına geçerken, ABD’li dostları aldıkları milyon dolarları yeniden işe yatırarak daha büyük için mücadeleye devam ediyorlarmış…

Oldukça ilginç tespitler, muhtemelen bu farkların kaynağı kültürde yatmakta, bu konuda derin bir araştırmayı okumak keyifli olabilir.

Rooney toplantıya video kamerasını da getirmişti ve konuşacağı girişimcilerden ve girişimci adaylarından, kamera karşısında projelerini 30 saniye içerisinde anlatmaları istedi. Aslında hep söylediğimiz gibi, girişimci bu işi yani, 30 saniyede projesini açık ve net olarak karşısındakine anlatmayı beceremiyor ise işi oldukça zor. Girişimci, bir yatırımcıyı veya iş adamını 30 saniye içerisinde heyecanlandıramıyor ise girşiminin gerçekleşmesi olasılığı o denli düşmekte.

Rooney’in Türkiye tespitlerini okumak için sabırsızlandığımı söylemeliyim.

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

 

GİRİŞİMCİ – İŞ ADAMI ?

Birbirinden tamamen farklı bir yapıya sahip olan GİRİŞİMCİ ile İŞ ADAMI‘nın yolu, özellikle de girişimcinin kaynakları kısıtlı ise, bir gün mutlaka kesişecektir, ve bu karşılaşmadan sonra, girişimci başarılı ise kabuk değiştirmeye başlıyarak, başta tamamen zıttı olduğu iş adamı yapısına dönüşecektir.

İş adamlarının çoğunun çıkış noktası girişimcilik olmamasına karşılık başarılı tüm girişimcilerin varacağı nokta iş adamlığıdır.

Buradaki temel neden girişimcilik aşamasında bir fikir peşinde coşku ve tutku ile koşan ve bu fikir için yaşayan, kaybedecek şeyi olmayan bir yapıda iken zaman içerisinde geri ödeme ve büyüme kaygıları içerisinde ve kaybedeceği şeylerin çoğalması nedeniyle artık geri dönüş ve kazanmaya odaklanmış bir yapıya dönüşmesidir.

Kaynakları genellikle kısıtlı olan girişimcini hayalini gerçekleştirmek için kendisine borç verecek veya ortak olacak bir yatırımcıya, yani iş adamına ihtiyacı vardır. Bunun için gireceği arayışta başarılı olabilmesi ve bu hedefler hızla varabilmesi için karşısındakinin, yani iş adamının kim olduğunu, onun ihtiyaçlarını anlaması ve kendisini ona anlatabilmek için onun dilini konuşması gerekir.

Bu dilin ne olduğunu anlamak için, girişimci ile iş adamının nerelerde farklılık gösterdiğine bakmak gerekir.

Bir fikir üzerinde yoğunlaşan girişimciye karşılık, yatırımcı, yani iş adamı, var olan ve bir değer taşıyan şeylere odaklanır.

Girişimci, işi yaratmaya, nakit akımına yoğunlaşır ve bunlar için uğraşırken, iş adamı, bu işin getirisi ne olacak, bunu nasıl maksimize ederim diye düşünür.

Karlılık minimumda, hatta başabaş noktasında olsa dahi, fikir üzerine yoğunlaşmış olan girişimci var gücü ile çalışıp yoluna devam edecektir. Bu durumdaki iş, iş adamı için zarardır ve hızla alternatif karlara geçebilmek için çıkış noktalarını aramaya ve zorlamaya başlamıştır bile.

Girişimci, işin potansiyel dönüşlerine yoğunlaşacağından bugünkü rakamsal geri dönüş hesaplarında, iş adamının istediği gerçekçilikte olamayacaktır. Buna karşılık işamadı, geri dönüş hesaplarını büyük bir hassasiyet içinde yaparken fikre girişimci kadar sahip ve tutkulu olmadığı için potansiyel geri dönüşleri görmekte zorlanacaktır.

Girişimci tutkuludur, fikrine bağlıdır, bu fikir için yaşar ve gideceği noktaları çok geniş bir şekilde hayal eder. Buna karşılık iş adamı, açık ve net olmayan, daha doğrusu potansiyeli rakamlar dökemediği sürece göremez ve dikkate almaz.

Aslında bunların tümü şöyle özetlenebilir : “Girişimci için sadece bir sermaye girişi olan iş adamı, girişimciyi sermayenin kendisi olarak görür.”

İş adamına ihtiyacı olan girişimci, eğer kendi konuştuğu lisan ile yatırımcının konuştuğu lisan arasındaki farkı anlayarak kendisini iş adamına anlatamaz ise başarılı olması için gereken nakit girişini sağlıyamıyacaktır. Bu noktada kullanılacak olan en önemli ortak tercüme aracı ise İŞ PLANI‘dır.

Gerçekçi bir İŞ PLANI, sadece girişimcinin kendisini iş adamına anlatması için kullanılacak bir araç değil, ayrıca çevresine, birlikte yola çıktığı kişi ve çalışanlarına ve en önemlisi de kendisine anlatma aracıdır. Girişimcinin bu aracı kullanmasını öğrenmesi hayalini gerçekleştirmesi için yaşamsal önem taşır.

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

Follow on Feedly