BEYMEN BUNU HAKKETMİYOR !

 

Yukarıdaki fotoğraf dün Edremit’te çekilmiş.

BEYMEN’in Outlet Mağazalarından biri.

Biliyorum, outlet mağazalarını BEYMEN’in. Bu mağazalar normal mağazalar kadar albenili olmasa da hizmet açısından herzaman BEYMEN kalitesini yansıttığını düşünürüm bunların da. İçeriye girdiğiniz zaman fiziksel olarak aynı atmosferi bulamazsanız dahi, insan kaynakları açısından kendinizi normal mağazalara çok yakın hissedersiniz.

Uzun yıllar içerisinde, markanın tüketici üzerinde (en azından bende) oturmuş bir algılanış şekli vardır.

Ancak yukarıdaki görüntü bu algılama ile tamamen çelişkili geldi bana. Mallar sokağa dökülmüş, batan geminin malları gibi.

Bu görüntü, mağazanın içerisinde yer aldığı alışveriş merkezinin kalite anlayışını da etkiliyor ve ona da yansıyor diye düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, her kalite ve fiyat pazarda tabi bir yer bulur ve müşteri kitlesine hizmet verir, benim buradaki sıkıntım :

1. BEYMEN müşteri kitlesini mi değiştirmeye çalışıyor,
2. BEYMEN, bunca yıldır kendini başarı ile konumlandırdığı noktadan ayrılıyor mu ?
3. BEYMEN eski BEYMEN değilmi ?
4. Eğer tüm yukarıdakilerin yanıtı hayır ise, BEYMEN bunu hakkediyormu ?
5. BEYMEN müşterisi bunu hakkediyormu ?

Sorularının kafamda doğması.

Benim burada çıkartmaya çalıştığım ders, markamız, konumumuz, kendimiz konumlandırmaya çalıştığımız nokta sürekli olarak aynı tutarlılığı göstermez isek algılama sorunu yaratmak çok kolaylaşır. Unutulmaması gereken de, ALGILAMA GERÇEĞİN KENDİSİDİR.

BU YILA GİRERKEN İŞLETME SAHİPLERİNİN YAPMASI GEREKEN 10 BASİT ŞEY

Bu yazı 4.1.2012 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

Aşağıdaki yazıyı 2009 yılı başında, Guy Kawasakiden alıntı yaparak yazmışım, bu yıl için bir yazı yazmayı düşünürken eski yazılarıma bakıyordum ve bu yazının hala geçerli olabileceğini görünce sadace başlığındaki 2009’u 2012 yaparak yeniden kullandım.

Hepinize sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, başarılı, ve mutlu yeni bir yıl dilerim.

Bugün, OPENFORUM’da Guy Kawasaki’nin, ”2009 da Küçük İşletme Sahiplerinin Yapması Gereken 10 Küçük Şey” makalesini okudum. 31 Aralık’da yayımlanmış (okuma listemde gecikmişim), çok hoşuma gitti ve paylaşmak istedim, aslında bu konulardan bazılarını profesyonellik yaşamımda uygulamıştım ama sanırım tüm aşağıdakileri sadece küçük değil tüm işletme sahip ve yöneticileri zaman, zaman uygulamalı. İnanın kendiniz ve şirketiniz hakkında çok şey öğreneceksiniz.

1. Şirketi bir müşteri gibi arayın, telefon sisteminizin ve operatörün nasıl davrandığını görün. (TK notu – Banka – GSM Operatörleri bunu bir deneyin ve zaman zaman 45 dakika müzik dinlemenin tadına varın.)

2. WEB sitenizin iletişim veya bize ulaşın bölümü var mı kontrol edin, yoksa hemen ekleyin. (TK notu – Bence bir harita eklemek de gerekli.)

3. Şirketinizin müşteri hizmetlerine bir mail gönderin ve yanıtlanıp yanıtlanmadığını gözleyin.

4. Müşteri hizmetlerine gelen 1-2 telefonu ve maili (tabiki sizin gönderdiğinizi değil) cevaplayın.

5. Bir satış elemanınız ile satış ziyaretine ve bir servis elemanınız ile servis ziyaretine gidin.

6. Şirketinizin kullandığı dokümanlardan (müşteriye verilen) veya kullanım talimatlarından birini okuyun. Gözlüksüz okuyabiliyorsanız bonus kazandınız.

7. Şirketiniz ürünlerinden birine ilişkin kullanım talimatını kaybettiğinizi düşünün ve bunu Web sitenizide bulup bulamıyacağınızı araştırın.

8. Ürünlerinizden birinin intenet siteniz üzerinden kaydını yaptırın ve ürünüm seri numarasını bulup bulamadığınızı, okuyup okuyamadığınızı kontrol edin. Gözlüksüz okuyabiliyorsanız bonus, kayıt işlemi sırasında verifikasyon amaçlı kullanılan harfleri okuyabiliyorsanız bor bonus daha.

9. E-maillerinize imza ekleyin. İmza, maillerinizin sonuna otomatik olarak eklenen, sizin koordinatlarınızı içeren blok bir yazıdır. Mail alıcısını, sizin adres ve telefonlarınızı bulma çabasından kurtaracaksınız.

10. Twitter’a üye olun şirket adınız, ürününüz, rakiplerinizin adı ve ürünü veya sektörünüz ile ilgili bir terim kullanarak arama yapın. (Bu ülkemiz için geçerli olmasa bile, bunun yerini alabilecek bir çok arama yapabilirsiniz, inanın sonuçları sizin için çok yol gösterici olacaktır.

Capital – Ocak 2012

GİRİŞİMLERİN KARŞISINA ÇIKAN ENGELLER

Bu yazı 20.12.2011 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

İngilteredeki şirketin fax makinasını sürekli kullanıyoruz, fakat henüz Türkiyede yok. Gelirken yanımda bir tane getirdim.

Gümrükte makinayı tanımadıkları için ne iş yaptığını anlattım. Memur işin içinden çıkamayınca amirlerini de çağırdı.

Etrafında toplandılar, anlatıyorum, ‘’buradan kağıdı koyarsın, karşı tarafta aynısı çıkar,Resim varsa resim çıkar, yazı varsa yazı çıkar.’’

Bir türlü kafaları basmıyor, hiç görmedikleri, düşleyemedikleri bir makina. Sürekli aynı sorular, sürekli aynı cevaplar.

Nihayet bir tanesi cebinden bir kağıt para çıkardı ve sordu: ‘’yani bunu burdan koysak karşıdan çıkar mı?’’

Bende fazla düşünmeden ‘’evet’’ dedim.

Hemen ‘’yasak’’, makinaya el kondu ve mahkemeye verildim.

Mahkeme başladı, sürüyor. Bu arada Türkiye de fax makinaları kullanılmaya başladı.

Mahkemenin dördüncü yılında duruşmadayız. Makina hakimin önünde duruyor.

Artık avukatım dayanamadı ve ,

‘’ Hakim Bey müvekkilime ne ceza verirseniz verin aynısını hemen kendinize de vermeniz gerekir’’.

Hakim sertçe ve kızgınlıkla:

‘’Sen ne demek istiyorsun’’

‘’Hakim Bey aynı makinayı siz de kullanıyorsunuz’’

‘’Olmaz öyle şey’’

Hep birlikte mahkeme kalemine gittik ve orada duran fax makinasını gösterdik.

Yukarıdaki anı, daha önce ismini hiç duymadığım, ama anlattıklarını dinledikçe dünyanın, Türkiye’nin ,nerelerden nerelere geldiğini görmemi tekrar sağlayan, kendisi ile sadece iş yapmaktan değil insan olarak da tanımaktan çok mutluluk duyduğum, uluslararası işler yapmış ve yapmakta olan bir Türk işadamı, Nedim Sarıyer‘den.

Bu anıyı iki gün önce dinledim kendisinden.

Dün gece Seth Godin’in ‘’Linchpin‘’adlı kitabını okurken verdiği örnek bu anıyı tekrar düşünmeme neden oldu.

Seth Godin, 400 madeni parayı üst üste koyun ve bu insanlığın yerleşik düzene geçtiği son 100.000 yılı temsil etsin, en üstekini alın bu son 250 yılı temsil eden para,endüstri devriminden bu güne kadar olan gelişmelerin gerçekleştiği dönemdir, geri kalan 399 adet ise gerisindeki zamanı gösterir’’, diyor.

Yukarıdaki anı ise sadece son 30 yıl içerisinde yaşanmış, hem gelişmeyi, hem de bu gelişmeye yetişemeyen toplumları gösteren çok güzel bir örnek.

Yukarıdaki anı, kendisinden dinlediğim bir çok traji komik ancak karşılaştığı bir çok engele rağmen projelerine yılmayarak devam eden bir iş adamından.

Son otuz yıl içerisindeki değişime baktığımda, bu günkü bir çok girişimci genç arkadaşın dert yanarak anlattıkları engellerin aslında bir engel olmadığını görüyorum.

Aslında her ne konuda olursa olsun engeller bizim için teşvik edici olmalı, yolumuza devam etme azmimizi artırmalıdır. Bunu yapmadığımız takdirde ne yaratıcılığımız yaratıcılık olarak kalır ne de girişimlerimiz istediğimiz sonuçlara varır.

Kendisi izin verirse yakın bir zamanda yazdığı ‘’Bir Projenin Anatomisi’’ adlı, hepimize ders verecek nitelikte olan bir yazıyı yayınlayacağım.

Follow on Feedly