“BRIEF” VERMEK – 5N-1K / İŞİMİZİN ÖZÜ

İngilizce “brief” kelimesinin tam karşılığını ararken, “özetlemek”, “bilgi vermek”, “talimat vermek” olarak Türkçeye çevrildiğini fark ettim.

Düşünmeye başlayınca gördüm ki, aslında yöneticilik, patronluk yaşamının çok büyük bir kısmı “brief” vermekle, kalan kısmında büyük bir kısmı “brief” almakla geçiyor, ancak çoğumuz bunun ve öneminin farkında değiliz.

Satış yaparken, kişileri işe başlatırken, satın alırken, departmanlardan beklentilerimizi belirlerken, görev verirken, “İş Planı” hazırlarken yaptığımız iş aslında “brief” vermekten başka bir şey değil.

İşimiz konusunda en önemli “brief” vermemiz gereken kişi aslında yine kendimiziz, kafamızda işimizle ilgili her şeyi yazılı hale getirerek bir “İş Planı” hazırlamaz isek, her gün, her şey değişir, işimizin tarifi bile. Ancak bunu yaptıktan sonra birlikte çalıştığımız iş arkadaşlarımıza onlardan ne beklediğimizin “brief”ini verebiliriz, ancak bunu yaptıktan sonra web sitemizi yaptıracağımız kişi veya kuruluşa “brief” verebiliriz.

İş Modelimiz, İş Planımız yoksa işi tarif etmek, kendimize bile tarif etmek zorlaşır ve bu tarifi yapamadığımız sürece istediklerimize ulaşmakta zorlanırız çünkü hedeflerimizi belirleyemeyiz, daha doğrusu neyi istediğimizi bilemeyiz.

Bazı şirketler reklam verelim kararı veriyorlar, ama reklamı neden vereceklerini bilmeden, pazarlama planı olmadan reklam vermek kuyuya para atmaktan farksızdır, paranız boşa gider. Öncelikle bu reklamın amacını belirlemeli, planlarınızla uyum içinde olmasını sağlamak zorundasınız, aksi halde ajansa “brief” verirken söyleyeceğiniz şeyler “aman şu ünlüyü kullanalım”, “yok model sarışın olsun”dan öteye geçemeyecektir ki bunun da yardan çok zararı vardır.

Şirketlerin web sayfalarına bakın, büyük bir kısmının nerede ise birbirinden kopya olduğunu, sadece renk resim değiştirildiğini göreceksiniz. Neden? Çünkü o sayfayı, herkeste var bizim de olsun mantığı ile hazırlattıkları için, ne için hazırlandığını değil sayfayı hazırlayanlar, kendilerine dahi anlatamadıkları için.

Bunların sağlıklı yapılabilmesi, iş modelimizi ve iş planımızı hazırlamaktan geçer.

Aslında işinizle ilgili, gazetecilerin düsturu olan 5N-1K ilkesini:

Ne?
Ne zaman?
Nerede?
Nasıl?
Neden?
Kim?

Kullanarak hızla iş modelinizi, iş planınızı hazırlamaya başlayabilirsiniz, her beklentinizi, tarifiniz anlatırken bu modeli kullandığınız zaman elinizde belirgin bir “brief” hazırlama kuralı olacaktır.

 

HAYAL KURMAK GÜZELDİR, AMA PLAN…

Evet, hayal kurmak güzeldir, hatta ilerlemenin, gelişmenin temelidir hayal kurmak. Ancak bu hayaller bir plana oturtulmadığı sürece hayal olmaktan öteye geçemez. Hayallerin gerçekleşmesi için bir uğraş gerekir, plansız uğraşların başarı oranı çok düşük maliyetleri ise çok yüksektir.

“Plana gerek yok, hemen yap !”, “strateji artık öldü” söylemleri yıllardır aldı başını gidiyor. Bazı tartışmalar, kavramsal anlamda taşıdıkları başlıktan daha değişik içerik ile yaklaşıyorlar ve felsefi anlamda doğru. Ama bu söylemleri başlıkları ile alıp, düşünmeden, irdelemeden tekrarlayanların sayısı o kadar çok ki, birçoğu insanların yanlış yönlenmesine neden oluyor.

Ben yaptım oldu örneklerinden 1-2 tanesini alıp göklere çıkartıyor ve örnek teşkil etmeye çalışıyoruz, ama ben yaptım – olmadı yüzlerce örneğini göz ardı ediyoruz.

Planlar, yapıldıkları andan itibaren yanlış olduklarını bilmemize rağmen şarttır, strateji olmadan yola çıkarsak yönümüzü şaşırırız, eskiden tek fark stratejinin yer aldığı zaman dilimi kısalmıştır.

Pusulasız, haritasız, hatta günümüz şartlarında GPS’siz gece karanlığında kendini çölün ortasında bulmaktan farksızdır plansız olmak, yönünü dahi bulamazsın. Evet, artık çok hızlı değişen dış ve iç şartlar, planları yapıldığı andan itibaren yanlış kılıyor, kılıyor ama yola çıkmamız için şart. Önemli olan:

  1. Planlara körü körüne bağlı kalmamak,
  2. Planların basit ve hızlı yapılabilir olması,
  3. Planların hızla değiştirilebilmesi ve esnekliği.

İşte bunları sağlayamadığımız zaman o plana gerek yok. Ama bu şartları sağlayabilmek için de, planlar üzerinde sürekli çalışarak o planlama işlevini bir refleks haline getirmemiz gerek.

Diğer bir deyişle bu devirde, gece çölün ortasına sadece pusula ve harita ile değil, GPS ile düşmek gerek.

Stratejiye gelince, strateji olmadan taktik olmaz. Tek fark, stratejik olarak adlandırdığımız zaman diliminin eskiye göre çok kısalmasıdır.

Sağlıklı bir strateji kurulabilmesi için ön şart bir vizyona sahip olabilmektir. Vizyon, ufuk çizgimizin ötesinde neler olabildiğini, olabileceğini görmektir. Ancak artık ufuk çizgimiz artık bize çok daha yakın, ama o çizginin ötesinde de çok bilinmeyen var.

Eskiden ufuk çizgimizin uzaklığı 5 – 10 hatta 30 yıldı ama artık bu mesafe 2-3 gibi yıllara düştü yani yaşam çok hızlandı ve buna bağlı olarak stratejik düşünme mesafemiz çok kısaldı.

Planlarımızı yaparken bunu da göz önüne almamız gerekir.

Follow on Feedly