YAŞ 35 – DEĞİŞİMİN NERESİNDEYİZ

Business Insider’ı okurken gördüm bugün, “Otostopçunun Galaksi Rehberi”‘ adlı kitabın yazarı Douglas Adams’ın ölüm yıldönümü imiş.

2001 yılında ölen yazarın, insanların teknolojiyi nasıl algıladığını özetleyen ve hala geçerli olan görüşünden de bahsediyordu bu yazı.

Ne demiş Adams teknolojiyi algılayışımız hakkında bir bakalım.

1. Doğduğumuzda dünyada var olan her şey normal ve dünyanın doğal yapısına uygundur.
2. 15-35 yaşlarımız arasında çıkan her buluş heyecan verici, devrimci ve hatta yolunda kariyer bile yapılabilecek şeylerdir.
3. 35 yaşımızdan sonra çıkan her buluş çevremizin doğal yapısına aykırıdır.

Değişim, yeniklik her zaman dirençle karşılaşır ve bu direnme aslında bilinmeze olan güvensizlikten kaynaklanır. Benim yaşıma gelenler bilir, 35 yaşından sonra alıştığımız çevre, güven içerisinde olduğumuz çevre haline geleceğinden bu çevreye giren her yeni şey bilinmezliğinden dolayı itici gelecektir, korkutacaktır ve direnç göstermemize neden olacaktır.

Ancak 35 in üzerindekilerin doğal yapıya aykırı buldukları şeyler ise, 35’in altındakiler için heyecan verici ve devrimcidir.

Buyrun size kuşak çatışması.

Aslında bu hep böyle idi ama 250 yıl önce yaşama giren yeni şeylerin sayısı o kadar azdı ki, bu çatışma minimum ve rahatsız edici olmayan seviyelerde gidiyordu. Teknolojideki logaritmik artış yaşamımıza giren şeylerin sayısını çoğaltmaya başladıkça bu çatışma da yükselmeye ve hızlanmaya başladı.

35 yaşın aslında başka özellikleri de var.

35 yaş üzerindekilerin gelir seviyesi 35 yaş altındakilerin gelir seviyesinden düşük, diğer bir deyişle aslında 35 yaşın üzerindekiler, 35 yaşın altındakilerin buluşlarının, yarattıkları, heyecan duydukları, devrimci olarak nitelendirdikleri, kariyer yapmaya değer gördükleri şeyleri satın alacak olan hedef kitle.

Yine 35 yaşın üzerindekiler şirketlerde, kurumlarda orta ve üst yönetim yöneticileri ve 35 yaşın altındakileri yönetmeye çalışıyorlar. 35 yaş altındakiler de, 35 yaş üzerindekiler tarafından yönetiliyor.

Yenilikleri benimseyip sarılanlarla yenilikleri reddetme eğilimde olanlar arasında sürekli bir iç ve dış müşteri ilişkisi var ve bu ilişki müşteri odaklılık ve müşteri memnuniyeti sağlanamadığı sürece sıkıntı yaratacak bir ilişki haline hızla dönüşüyor.

Böyle olunca da biz dinozorlar çalışma hayatında gençlerden şikayetçi olup onları beğenmezken onlar da aynı şeyi bizim için hissediyorlar, bunu aşamayanlar ya yöneticilik hayatında zorlanarak başarısız oluyorlar veya bunu şirket kültürü haline getirip şirketi yok ediyorlar.

Tüm bunların önüne geçerek gerek şirket gerekse de kariyerimizin devamlılığını sağlayacak en önemli araç iletişim. Kişisel anlamda da, iş anlamında da iletişim becerilerimizi sürekli geliştirmek zorundayız ki hem iç hem de dış müşterilerimiz ile uyum içerisinde ve birbirimizi anlayarak, memnun ederek yaşayabilelim.

Comments

Leave a Reply




Follow on Feedly
%d bloggers like this: