İSTATİSTİKLERLE SOSYAL MEDYA
Dünyada hızla gelişen ve etkisini artıra ve hatta geleneksel iletişimin yerini hızla alan sosyal medyaya hala yeterince önem verilmediği açıkça gözüküyor. Özellikle belli bir yaşın üzerindekiler (yani ben yaştakiler) her ne kadar önemini kabul etmiş gözükseler dahi, sanırım bunu içten benimseyerek değil, bu bir modadır gelir, geçer havasında yapıyorlar.
Buna önem verenler ağırlıklı olarak büyük ve yanınmış kuruluşlar, buna karşılık bu kadar küçük bütçelerle kullanılabilecek bu araç küçük ve orta boy işletmeler tarafından yeterince önemsenip, benimsenmemekte ve hatta kullanılmamakta.
Aşağıda, Erik Qualman’dan adapte ettiğim bazı istatistiki bilgiler var, bunlar ağırlıklı olarak ABD istatistikleri olsa dahi küçülen ve hızlanan dünya gerçeğinde ülkemiz için de oldukça geçerli.
Sadece aşağıdaki yazının aktarılması sırasında yedi defa google’da arama yapmak ve WIKIPEDIA’dan yararlandım, çünkü arama sonuçları beni oradan hızlı ve düzgün bilgi almaya yönlendirdi.
Daha önce de çeşitli yazılarda belirttiğim gibi sosyal medya hem ciddiye alınmalı hem de en iyi şekilde kullanılmalı, aksi halde hem ucuz hem de çok etkin olan bu araçtan faydalanmıyarak zarar etmekte ve rakiplerden geri kalmaktayız. Bunun ciddi bir şekilde ele alınıp uygulanması, özellikle KOBİ’ler için şart.
Aşağıdaki yazıda açıklanması gereken nesiller ile ilgili bir terminoloji var :
Babby Boomer : İkinci dünya savaşı doğmuş ve 1960-70′li yıllarda büyüyen nesil.
Y nesli : 70 yılların ortalarından 90′lı yıllara kadar olan aralıkta doğan nesil.
X nesli : 60 – 70′li yıllarda doğan nesil.
(Kaynak WIKIPEDIA)
- 2010 yılında Y nesli, sayıca Baby Boomer’ları geçmiştir ve bunların % 96′sı sosyal ağlardan en az birine üyedir.
- Sosyal Media, internet üzerinde pornoyu geçerek 1 numaraya oturmuştur.
- ABD’de geçen yıl evlenen çiftlerin 1/8′i sosyal ağlar üzerinde tanıştı,
- Yeni çıkan şeylerin 50 milyon kullanıcıya ulaşma hızı :Elektrik – 50 yılRadyo – 38 yılTelevizyon – 13 yıl
İnternet – 4 yıl
İpod – 3 yıl
Facebook’un 100 milyon aboneye ulaşması sadece 9 ay sürdü
İphone uygulamaları sadece 9 ayda 1 milyara kişiye ulaştı
- Eğer Facebook bir ülke olsaydı bugün ABD ile Endonezya arasında nüfusü en yüksek 4. ülke olurdu, yaklaşık kullanıcı sayısı 300 milyon.
- Buna karşılık Facebook Çinde yasak olması nedeniyle, yaklaşık aynı içerikte olan Qzone’un kullanıcı sayısı 300 milyondan biraz daha fazla,
- Rusyanın 1 numaralı sosyal ağı olan Vkontakte.ru ziyaretçileri ayda ortalam 6.6 saatlerini bu site üzerinde harcıyorlar ve yaklaşık 1,307 kişinin profilini ziyaret ediyorlar,
- ABD eğitim Bakanlığı 2009 verilerine göre online eğitim alan öğrenciler, yüzyüze eğitim alanlardan daha başarılı,
- Yine ABD’ yüksek öğrenim gören gençlerin 1/6′sı online öğretime kayıtlı,
- Firmaların %80′i eleman bulmak için linkedin’i kullanıyor,
- Facebook’da en hızlı büyüyen segment ise 55-65 yaş arasındaki kadınlar,
- Ashton Kutcher (ABD’li aktör) ve Ellen Degeneres’in (ABD’li stand-up sanatçısı) toplam Twitter takipçilerinin sayısı, İrlandai Norveç ve Panama nüfusundan daha fazla.
- Twitter kullanımının % 80 twitter sitesine girmeksizin, herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yapılıyor, bunun bir müşteri memnuniyetsizliğine yansıdığını düşünün ???
- X ve Y nesilleri için e-posta yaşamın olağan bir parçası olarak kabul ediliyor, Boston Koleji 2009′dan bu yana öğrencilerine e-posta adresi vermeyi durdurdu, çünkü gelen her öğrencini zaten bir e-posta adresi var.
- Vegasta olan herhangi bir şey anında YouTube, Flickr, Twitter ve/veya Facebookda.
- Dünyanın ikinci büyük arama motoru Youtube.
- WIKIPEDIA’da 13 milyondan fazla madde var… Bazı çalışmalara göre Britannica Ansiklopedisinden daha güncel… Bu maddelerin %78′i İngilizce dışında dillerde.
- 200 milyondan fazla blog var.
- Blog yazarlarının %54′ü günde bir kez bir blog yazısı yazıyor veya twitt atıyor.
- Sosyal medyanın hızı, ağızdan ağıza kavramını evrenselleştirdi.
- WIKIPEDIA’ya saatte 156.23 madde ekleniyor.
- Facebook kullanıcıları wiki kullanarak siteyi sadece 4 haftada İngilizceden İspanyolcaya tercüme ettiler ve bunun Facebook’ olan maliyeti $ 0.0.
- Dünyanın en büyük 20 markası için yapılan arama motoru aramalarının % 25′i markanın değil, kullanıcıların koyduğu bağlantılar ile yönlendiriliyor.
- Blog yazarlarının % 34′ü ürün ve markalar konusunda yorum yapıyor.
- Tüketicilerin %78′i ürünler konusunda eşt dost tavsiyesine daha çok inanıyor.
- Tüketicilerin sadece %14′ü reklamlara inanıyor.
- Geleneksel TV reklamlarının sadece %18′i geri dönüş sağlıyor.
- Seyircilerin %90′ı TV’de reklamları geçiyor.
- TV film ve dizilerini reklamsız gösteren HULu adlı sitedeki gösterim saysısı bir yıl içerisinde 63 milyondan 373 milyona çıktı.
- Amerikalıların %25 TELEFONDA kısa bir video izledi geçtiğimiz hafta.
- Amazon’da yapılan satışların %35′i kindle.
- ABD’de ki en yüksek tirajlı gazaetelein 24/25′i yüksek tiraj düşüşleri yaşıyor, çünkü artık insanlar habere ulaşmak zorunda veya durumunda değil, haber insanlara ulaşıyor.
- Yakın gelecekte ürün veya hizmet aram ihtiyacımız kalmayacak, onlar bizi sosyal medya üzerinde zaten bulacak.
- Facebook üzerinde günde 1.5 milyondan fazla (web adres bağlantısı, yeni bir hikaye, blog yazısı, fotoğraf ve.) paylaiım yapılıyor.
- Sosyal medyadaki başarılı şirketler daha çok Dail Carnegie gibi davranıyor, David Ogilvy gibi değil, yani önce dinleyip sonra satımaya çalışıyorlar.
- Sosyal medyadaki başarılı şirketler, geleneksel şirketlere göre daha çok partiye hazırlanır gibi hazırlık yapan, daha çok paylaşımcı ve içerik yaratıcı.
KAYNAK : http://www.socialnomics.net/- Erik Qualman
_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.
Ayşe Arman- Charles Bukowski- Tom Peters- Seth Godin- Marty Numeir

‘’ Artık böyle bir dünyada yaşıyoruz. Sadece iyi işler çıkarmamız değil, görsel olarak da iyi durmamız bekleniyor…’’ diye başlamış bu sabah Ayşe Arman ve devam ediyor:
‘’ Artık her şey bir bütün. Herşeyimizle ortadayız. Ajda bunun en güzel örneği, yaş nedir ki Ajda için. O sadece müziğiyle değil, her şeyiyle Ajda. Ambalajın tamamı önemli yani.’’
Ayşe Arman hem yazılarında, hem düşünce tarzında, hem de kişiliğinde bir üslup, bir tarz taşıyan, yani STİL sahibi bir yazardır bana göre.
Edebiyattan, özellikle şiirden hiç anlamam, ancak geçen hafta bir şekilde elime geçen Charles Bukowski’nin ‘’Style’’ şiirini günde birkaç kez hatırlamaya başladım. Türkçesini bulamadım bir türlü, o nedenle bazı kısımlarını benim çevirimden okumak zahmetini vereceğim size.
Ben de Bukowski’nin kullandığı style-stil kelimesine sadık kalmak istiyorum, okurken lütfen TDK’nın stil için kullandığı üslup, biçem, tarz açıklamasını aklınızdan çıkarmayın ve stil gördüğünüz yerde üslup- biçem- tarz sentezini düşünün.
‘’ Stil herşeyin yanıtıdır.
Sıkıcı veya tehlikeli bir güne taze bir yaklaşım yoludur.
Sıkıcı birşeyi bir stil ile yapmak,
Tehlikeli bir şeyi stilsiz yapmaktan iyidir.
Tehlikeli bir şeyi stil ile yapmaya ise ben sanat derim
Boğa güreşi bir sanat olabilir.
Boks bir sanat olabilir.
Sevmek bir sanat olabiir.
Sardalya konservesini açmak bir sanat olabilir.
Stil sahibi insan pek yoktur.
Stili muhafaza edebilen (koruyan) pek insanda yoktur.
İnsandan daha çok stile sahip olan köpekler gördüm.
Buna karşılık stil sahibi köpekler çok değildir.
Ama kediler dopdoludur bununla.
……..
………
Hapisanede stil sahibi insanlara rastladım.
Hapisanede, dışarıdakinden daha fazla stil sahibi insana rastladım.
Stil değişikliktir, birşeyi yapmanın bir yolu, yapılmış olmanın bir yolu.’’
Son 20 yılın en büyük yönetim gurularından Tom Peters’ın sürekli söylediği şey ne ? Değişiklik ve farklılık yani şirketlerde de, yönetimde de, yöneticilerde de STİL faklılığı. “İşinizi Yeniden Yaratın – İş Hayatında Mükemmeli Yakalamak” adıyla Türkçeye çevrilmiş olan “Re-Imagine”, “Vay Canına Dedirtmek” adıyla çevrilmiş olan “Pursuit of Wow!” kitaplarında ve bir çok makalesinde anlatmak istediği bu stil farkını yakalamak ve yakalatmak.
2,5 milyonluk insanlık tarihinin son 20-30 yılındaki logaritmik bir hızla gelişen teknolıoji doğal olarak sosyal yaşamı ve buna bağlı olarak da ekonomik yaşamı hızla değiştirmekte, sonuç olarak da şirketlerin veya işlerin yaşayabilmeleri için yeni bir düşünce tarzı geliştirmeleri gerekmekte.
İşte Seth Godin‘in de Marty Numeir’in de kitaplarında bloglarında anlatmaya çlıştıkları bu, gerek girişimciler, gerekse hali hazırda işleri süren işadamları, şirket liderleri ve siyasi liderlerde olması gereken bu STİL, stil farklılığı ve farkındalığı, bunu yakalayamaz isek ilerlemek, yürümek çok zor.
Özellikle girişimci adaylarının kurmayı arzu ettikleri işte stili yakalamaları önemli.
İşte bu nedenledir ki Ayşe Arman’ın, Charles Bukowski’nin, Tom Peters’ın, Seth Godin’in, Marty Numeir’in yazdıkları, söyledikleri benimkilerden daha fazla anlaşılıyor, okunuyor ve kabul görüyor, çünkü onların bir stili var.
_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.
STRATEJİK PLANLAMA yerine YARATICI STRATEJİLER
Stratejik Planlama doğası gereği geçmiş verileri kullanarak ileriye yönelik planlama yapmak için kullandığımız bir yöntemdir, ancak unutulmaması gereken en önemli nokta bu tekniğin yıllardır kullanıldığı ve artık değişen zamanlara bağlı olarak eskimiş bu yaklaşımları yenilemek gereğidir.
Artık tarih tekerrürden ibaret değil, herşey çok hızlı bir şekilde değişiyor, geçmişten ders almak ile, geçmişi kullanarak geleceği kurmak arasındaki farkı anlamak ve bugünden geleceği hazırlamak için yaratıcı düşünmek ve yaratıcı yaklaşımlar kullanmak gerekiyor. Aslında en büyük sorun, değişimin hızı nedeniyle artık yarını bugünden hazırlamaya çalışmak neredeyse olanaksız, dünden hazırlamamız gerekirdi.
Stratejik planlamanın kullandığı 2 boyutlu (excell dosyaları) formüller, diğer bir çok şey gibi eskidi ve artık yetersiz kalmakta. Bu nedenle geliştirmemiz gereken, düşünce tarzımızı değiştirerek yaratıcı stratejiler bulmak ve kullanmak.
Hizmet Tasarımı
Hızla büyüyen hizmet sektörünün ekonomi içerisindeki yeri hızla artarken rekabette aynı hızla gelişmektedir. Buna bağlı olarak tasarımcı düşünce kavramı, üretim sektöründe olduğu kadar hizmet sektöründe de önem kazanarak yerini almaktadır.
Philip Kotler`in tanımından yola çıkarsak hizmet, elle tutulması şart olmayan, sahiplik ilişkisi ile sonuçlanmayan, taraflardan birinden bir diğerine herhangi bir faydanın geçisini sağlıyan faaliyettir.
“Hizmet Tasarımı”, bir hizmetin kalitesini, hizmet sağlayıcı ile mişteri ilişkilerini, müşteri memnuniyetini artırmak ve geliştirmek için o hizmetin insan, altyapı, iletişim ve malzeme gibi unsurlarının planlanması ve örgütlenmesi faaliyetidir.
Tasarımcı düşünce açısından her iki tanımı da yorumladığımızda;Hizmetin ve el değiştirme sürecinin tasarlanması ve bunu uygulamaya geçirilmesi verimliliği her iki taraf için de artıracaktır. Ancak hizmet sektörü henüz bunun önemini yeteri kadar kavramadığından yeterince verimli çalışmamaktadır.
Bu konuda ileriki günlerde daha detaylı yazılar bulacaksınız.
YARATICILIĞI ÖLDÜRMENİN ONDÖRT YOLU

(12 Nisan 2010 da HABERTÜRK de yayınlanan yazı.)
Dün akşam Harward Üniversitesi Profesörlerinden Youngme Moon’un ilk kez Harward Business Review’da yayınlanan yaratıcılıkla ilgili bir sunumunu izlerken düşündüm bunları kaçkez yatırımcılara, yöneticilere, patronlara anlatmaya çalıştığımı,ama bunları anlamamakta direndiklerini, anlar gibi davrandıklarını.
Moon’un izniyle sunumu hem Türkçeleştirip hem de biraz adapte ederek paylaşmak, anlatacağım bazı şeyleri onun yardımı ile anlatmak istedim.
Satır aralarını biraz okuduğunuzda dün çalışmakta olduğunuz, bugün çalıştığınız şirket veya kurumu, son elli yıllık siyasi yaşamı ve hükümetleri, birçok öğretmeninizi ve birçoğunuz anne ve babalarımızı bulacaksınız. Belkide biraz kendinizi.
Giriş muhteşem, ‘’Yaratıcılık Nasıl Engellenir- Kontrol Listesi’’, liste on dört maddeden oluşuyor ve bu listeyi sizler istediğiniz kadar büyütebilirsiniz, ancak bu on dört temel maddeden en az üçünü uyguluyorsanız elinizde yaratıcılığı öldürecek güç var demektir.
Madde 1- Güvenli tarafta kalın,içinizden geçenleri dinleyin… ‘’ Aman beni aptal sanmasınlar’’, ‘’Neden ben ortaya çıkayım’’, ’’Boşver bırak başkası yapsın.’’, ‘’Ya bu fikri salakça bulurlarsa?’’
Madde 2- Sınırlarını bil ve kendini sakla…. ’’ Bana sorma’’, ‘’ Ben anlamam’’, ‘’ Nerden bileyim yahu’’
Madde 3- Yaptığınızın sadece bir iş olduğunu hatırlatın kendimize … “Ben bunun için para almıyorum.”, ”Görev tanımımda bu yok ki.”, ”Yemek arası ne zaman?”
Madde 4- En akıllı olanın sen olduğunu göster ve sürekli şüpheci ol… “Bunu hiç bir zaman gerçekleştiremezsin.” Ö, “ Haklı bile olsan bu bu iş yürümez.”, “Şirket yapımız buna uygun değil.”, ” Bu fikir şu fikir şu sebepten dolayı uygun değil.”
Madde 5- Bilen adamı oyna ve sürekli veri iste…”Pazar araştırmalarının sonuçları ne gösteriyor?”, ” Öyle olduğuna dair hiç bir ipucu göremiyorum.”, ”Fokus gruplarından ne sonuçlar çıktı?”, ”Excell raporlarını gösterin.”
Madde 6- Geçmişe saygı duy ve geçmişteki olayları ve engelleri sürekli olarak örnekle… “Biz bunu hep böyle yaptık.”, “Madem bu kadar parlak bir fikir neden bugüne kadar kimse bunu uygulamadı?”, “ Piyasa bunu hiç bir zaman kabullenmez.”, “Ama planımızın bir parçası değil bu.”
Madde 7- Çılgınlığı başlamadan durdur,engin iş ve piyasa bilginle yeni fikirleri daha baş gösterirken ez… “ Buna uygun fiyat modelini hiç bir zaman kuramazsın.”, ”Tasarımı nasıl becereceksin?”, “ Varsayımlarını kabul etmiyorum.”, “Daha iş modelini bile kuramadım.”, “ Buna yatırım yapamayız.”
Madde 8- Deneyimlerini silah olarak kullan – oradaydım, daha önce denedim de… “ Bunu iki yıl önce denemiştik, olmadı.”, “Burada daha işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyorsun.”, “ Tekerleği yeniden keşfetmenin alemi yok.”
Madde 9- Gözlerini ve aklını kapat. ..“Hiç bir şey değişmeyecek.”, “Bu teknik palavralara karnım tok.”, “ Bana işimi nasıl yapacağımı öğretemezsin.”, “ Sosyal ağlar konusundaki bu saçmalık nedir?”
Madde 10- Her zaman sorun olmadığını kabullen… “Zor bir yıldı, zaten ekonomide kötüydü. “, “Gelecek çeyrek iyi olacak.” , “ İyi gidiyoruz.”
Madde 11- Müşterilerini küçümse … “, “Müşteriler bir yere gitmiyor.”, “ Henüz buna hazır değiller.”, “ İstedikleri bu değil.”, “ Buna alışık değiller.”
Madde 12- Akıl hocalığı tasla, sürekli nasihat ver… “ Kafanı öne eğ, işini yap.”, “ Düşünmeyi başkalarına bırak.”, “ Hiç bir şeye bulaşmadığım için ben bu koltuğa kadar gelebildim.”, “ Burnunu her şeye sokma.”
Madde 13- Yaratıcı eğilimli çalışanlardan sürekli şüphelen… “Sanatçı olanlardan, şiir yazanlardan,antropologlardan, işten anlamayanlardan, sıra dışı olan herkesten sürekli şüphe duy.” ,
“Neden onlara maaş veriyoruz ki?” , “Kim çağırdı onları bu toplantıya?”.
Madde 14- Ve bunların hiç birini beceremiyorsan bir yetişkin gibi davran yeter…
Bunun için vaktim yok
Randevu almış mıydınız?
Herkes işinin başına.
Gelecek yıl inşallah.
Bunları yazmak bile tüm enerjimi aldı. Ama her gün yaşadığımız şeyler değil mi?
Kaynak : http://blogs.hbr.org/cs/2010/03/the_anticreativity_checklist.html
DESIGN THINKING – TASARIMCI DÜŞÜNCE
Son yılarda ABD ve Kanada’nın tanınmış üniversitelerinin işletme fakültelerinde TASARIM dersleri okutulmaya başlandı ve Tim Brown’ın 2009 yılı başlarında Harward Business Review’da yazdığı makale ile işletme teorileri arasında yerini sağlamlaştırmaya başladı. Meral Temer’in 11 Temmuz 2009 yazısında bahsettiği Prof.Dr.Arman Kırım’ın “keşif gözlükleri” aslında tam bir TASARIMCI DÜŞÜNCE örneği.
TIM BROWN’ın :
“Bir tasarımcı gibi düşünmek, ürün, hizmet, işlev ve hatta stratejilerin geliştirilmesini tamamen değiştirebilir.”
Dediği,
MARK DZIERSK’in :
“Tasarımcı düşünce olarak tanımlanan metedoloji, herhangi bir işi veya mesleği alışılmadık ve sıradışı sonuçlara götürecek, ispatlanmış ve tekrarlanabilir problem çözüm (problem solving)protokoludur.”
Diye tanımladığı TASARIMCI DÜŞÜNCE konusundaki gelişmeleri daha fazla tanımak isteyenler için bitirmek üzere olduğum yazıyı bu blog da yazmaya devam edeceğim.



