İŞ MODELİ (BUSINESS MODEL) İŞ PLANI DEĞİLDİR – 2

Bu yazı 26.04.2012 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

Son günlerde İŞ MODELİ – İŞ PLANI tanımlamaları  konusunda bir tartışma yeniden alevlendi ve dah önce yazdiğm bir yazıyı biraz daha geliştirerek tekrarlamam gerektiğini düşündüm. 7 Mayıs 2010 tarihli,  “İŞ MODELİ (BUSINESS MODEL) İŞ PLANI DEĞİLDİR” başlıklı yazıyı aşağıda tekrarlıyarak ve altına bazı ilaveler yaparak yenilemek istiyorum.


Son zamanlarda sıklıkla kullanılan iş modeli kavramı nedir ? Ne değildir ? Uzun süredir kullanılan bu kavrama yapılan atıflara baktığımız zaman çok çeşitli yaklaşımlar görebiliyoruz ancak tam bir tanım bulmak oldukça zordu ancak, Alexander Osterwalder‘ın, ortak bir dil geliştirmek için yaptığı tanım sanırım en güzel tanımlardan biridir : ‘İş Modeli, bir şirketin “değeri” nasıl yaratıp, nasıl dağıttığını ve finansal sürekliliğini kazandığını tanımlayan mantık modelidir’ (Business Model Generation). Bu tanımlama, işin nasıl para kazanmayı amaçladığını gösteren ve işin dört ana ögesi olan müşteri, öneri (satılan şey), altyapı ve finasal sürekliliği kapsayan dokuz temel yapıtaşından oluşur. Bu yapıtaşları :

1.Müşteri Segmentleri,
2.Değer Önerisi (müşterinin sorununu çözmenin veya ihtiyacını karşılamanın ederi),
3.Kanallar (değer önerisi müşteriye haberleşme, dağıtım ve satış kanalları ile ulaştırılır),
4.Müşteri İlişkileri (Her müşteri segmenti ile ilişkiler kurulur ve sürdürülür),
5.Gelir Akışı (müşteriye başarı ile ulaştırılan değer önerisi oluşturur bu akışı),
6.Temel Kaynaklar (yukarıdaki değerleri oluşturan ve dağıtan kaynaklar),
7.Temel Faaliyetler (yukarıdakileri yapabilmek için yapılması gereken faaliyetler),
8.Temel Ortaklıklar (bazı faaliyetler örgüt dışından sağlanır veya başka şirketlerden alınır),
9.Maliyet Yapısı (tüm yukarıdakiler bir maliyet oluşturur) dır,

ve bu yapıtaşları Osterwalder‘in hazırlamış olduğu tuval üzerinde yeralarak İŞ MODELİ’nin görsel yapısın ortaya koyar, böylece zaman içerisinde yapılması gerecek adaptasyın ve değişiklikleri hazırlamak kolaylaşır.

Bu model kısa, kavramsal ve şematik bir modeldir, rakam veya hedefler belirlemez.

İŞ PLANI ise firmanızın başarılı olabilmesi için veya ekonomik bakımdan varlığını koruyabilmesi için neler yapılması gerektiğine karar verme sürecinin, en önemli başlangıçdır. Bu da demek oluyor ki; şu an yapmakta olduğunuz veya yapmayı planladığınız bir işin, geleceğini çizen ve size rehberlik eden bir yol haritasıdır. Firmanızın gelecekteki darboğazları ve bunları aşma yollarını “önceden” analiz edilmesine yardımcı olmakla birlikte, aynı zamanda da firmanız için en temel kontrol aracıdır. Size önceden planlanan ve daha sonra gerçekleşen bir programın; var ise farklarını ortaya koyarak, nedenini gösterir ve gerekli düzeltmeleri yapmanızı sağlar. Bu da firmanın karar alma mekanizmasını ve geleceğini en önemli şekilde etkileyen faktörlerden biridir.

İŞ PLANI belirli dönemlerde belirli hedeflere nasıl ulaşılacağını gösteren bir dökümandir.

Bu nedenle İŞ MODELİ, İŞ PLANı değildir ancak İŞ PLANININ bir bölümü olabilir.


Neden?

Bir işi kurgularken bilerek veya bilmeyerek bir model yaratırız, İŞ MODELİ çalışması kurgunun nasıl çalıştığını gösterir ve bu kurguyu nasıl daha verimli bir hale getirebileceğimizi, modeli tanımlayarak ve geliştirerek yapabiliriz. Bu model değişikliği, direkt olarak İŞ PLANI’nı etkileyecektir.

Nasıl?

Yapıtaşlarındaki değişiklik öncelikler finansal değişikliklere yol açacak ve bunlarda direkt olarak iş planına yansıtılmak zorunda kalınacaktır, aksi halde güncelleşmeyen bir iş planı iş planı değildir. Aynı şekilde ki yansımalar tedarik, pazarlama ve satış üzerinde de etkili olacaktır ki bunlar da iş planına yansıtılmalıdır. Aksi halde yine bir işe yaramayan eski ve geçersiz bir planla baş başa kalırız.

Aslında ilişkiler çok basit, girift değil, ancak tanımlamaları yaparken bu ilişkileri kurmakta zorlandığımız zaman teorik bir kaosun içine düşerek insanları yanlış yerlere doğru sürüklüyoruz.

Aslında bu da geçenlerdeki yazının GİRİŞİMCİLİK CANGILI“‘nın bir yansıması haline geliyor ve hatta “İŞLETMECİLERİN ESNEKLİĞİ” konusu konuşulmaya başlanıyor.

Bu konuyu tekrar ele almama neden olan @Optimistkitap’a teşekkürler.

Alexander Osterwalder, yukarıdaki ögeleri bir aray getiren bir İŞ PLANI TUVALİ hazırlamış, kendisinden izin alarak tercümesini yaptığım“İŞ MODELİ TUVALİ`ni buraya tıklayarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

_________________________________
Bu yaziyi begendinizse asagidaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylasmaniz benim çok isime yarayacaktir.

Tesekkür ederim.

İSTATİSTİKLERLE SOSYAL MEDYA

Dünyada hızla gelişen ve etkisini artıra ve hatta geleneksel iletişimin yerini hızla alan sosyal medyaya hala yeterince önem verilmediği açıkça gözüküyor. Özellikle belli bir yaşın üzerindekiler (yani ben yaştakiler) her ne kadar önemini kabul etmiş gözükseler dahi, sanırım bunu içten benimseyerek değil, bu bir modadır gelir, geçer havasında yapıyorlar.

Buna önem verenler ağırlıklı olarak büyük ve yanınmış kuruluşlar, buna karşılık bu kadar küçük bütçelerle kullanılabilecek bu araç küçük ve orta boy işletmeler tarafından yeterince önemsenip, benimsenmemekte ve hatta kullanılmamakta.

Aşağıda, Erik Qualman’dan adapte ettiğim bazı istatistiki bilgiler var, bunlar ağırlıklı olarak ABD istatistikleri olsa dahi küçülen ve hızlanan dünya gerçeğinde ülkemiz için de oldukça geçerli.

Sadece aşağıdaki yazının aktarılması sırasında yedi defa google’da arama yapmak ve WIKIPEDIA’dan yararlandım, çünkü arama sonuçları beni oradan hızlı ve düzgün bilgi almaya yönlendirdi.

Daha önce de çeşitli yazılarda belirttiğim gibi sosyal medya hem ciddiye alınmalı hem de en iyi şekilde kullanılmalı, aksi halde hem ucuz hem de çok etkin olan bu araçtan faydalanmıyarak zarar etmekte ve rakiplerden geri kalmaktayız. Bunun ciddi bir şekilde ele alınıp uygulanması, özellikle KOBİ’ler için şart.

Aşağıdaki yazıda açıklanması gereken nesiller ile ilgili bir terminoloji var :

Babby Boomer : İkinci dünya savaşı doğmuş ve 1960-70’li yıllarda büyüyen nesil.
Y nesli : 70 yılların ortalarından 90’lı yıllara kadar olan aralıkta doğan nesil.
X nesli : 60 – 70’li yıllarda doğan nesil.
(Kaynak WIKIPEDIA)

 

KAYNAK : http://www.socialnomics.net/– Erik Qualman

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

 

Ayşe Arman- Charles Bukowski- Tom Peters- Seth Godin- Marty Numeir

‘’ Artık böyle bir dünyada yaşıyoruz. Sadece iyi işler çıkarmamız değil, görsel olarak da iyi durmamız bekleniyor…’’ diye başlamış bu sabah Ayşe Arman ve devam ediyor:

‘’ Artık her şey bir bütün. Herşeyimizle ortadayız. Ajda bunun en güzel örneği, yaş nedir ki Ajda için. O sadece müziğiyle değil, her şeyiyle Ajda. Ambalajın tamamı önemli yani.’’

Ayşe Arman hem yazılarında, hem düşünce tarzında, hem de kişiliğinde bir üslup, bir tarz taşıyan, yani STİL sahibi bir yazardır bana göre.

Edebiyattan, özellikle şiirden hiç anlamam, ancak geçen hafta bir şekilde elime geçen Charles Bukowski’nin ‘’Style’’  şiirini günde birkaç kez hatırlamaya başladım. Türkçesini bulamadım bir türlü, o nedenle bazı kısımlarını benim çevirimden okumak zahmetini vereceğim size.

Ben de Bukowski’nin kullandığı style-stil kelimesine sadık kalmak istiyorum, okurken lütfen TDK’nın stil için kullandığı üslup, biçem, tarz açıklamasını aklınızdan çıkarmayın ve stil gördüğünüz yerde üslup- biçem- tarz sentezini düşünün.

‘’ Stil herşeyin yanıtıdır.
Sıkıcı veya tehlikeli bir güne taze bir yaklaşım yoludur.
Sıkıcı birşeyi bir stil ile yapmak,
Tehlikeli bir şeyi stilsiz yapmaktan iyidir.
Tehlikeli bir şeyi stil ile yapmaya ise ben sanat derim
Boğa güreşi bir sanat olabilir.
Boks bir sanat olabilir.
Sevmek bir sanat olabiir.
Sardalya konservesini açmak bir sanat olabilir.
Stil sahibi insan pek yoktur.
Stili muhafaza edebilen (koruyan) pek insanda yoktur.
İnsandan daha çok stile sahip olan köpekler gördüm.
Buna karşılık stil sahibi köpekler çok değildir.
Ama kediler dopdoludur bununla.
……..
………
Hapisanede stil sahibi insanlara rastladım.
Hapisanede, dışarıdakinden daha fazla stil sahibi insana rastladım.
Stil değişikliktir, birşeyi yapmanın bir yolu, yapılmış olmanın bir yolu.’’

Son 20 yılın en büyük yönetim gurularından Tom Peters’ın sürekli söylediği şey ne ? Değişiklik ve farklılık yani şirketlerde de, yönetimde de, yöneticilerde de STİL faklılığı. “İşinizi Yeniden Yaratın – İş Hayatında Mükemmeli Yakalamak” adıyla Türkçeye çevrilmiş olan “Re-Imagine”, “Vay Canına Dedirtmek” adıyla çevrilmiş olan “Pursuit of Wow!” kitaplarında ve bir çok makalesinde anlatmak istediği bu stil farkını yakalamak ve yakalatmak.

2,5 milyonluk insanlık tarihinin son 20-30 yılındaki logaritmik bir hızla gelişen teknolıoji doğal olarak sosyal yaşamı ve buna bağlı olarak da ekonomik yaşamı hızla değiştirmekte, sonuç olarak da şirketlerin veya işlerin yaşayabilmeleri için yeni bir düşünce tarzı geliştirmeleri gerekmekte.

İşte Seth Godin‘in de Marty Numeir’in de kitaplarında bloglarında anlatmaya çlıştıkları bu, gerek girişimciler, gerekse hali hazırda işleri süren işadamları, şirket liderleri ve siyasi liderlerde olması gereken bu STİL, stil farklılığı ve farkındalığı, bunu yakalayamaz isek ilerlemek, yürümek çok zor.

Özellikle girişimci adaylarının kurmayı arzu ettikleri işte stili yakalamaları önemli.
İşte bu nedenledir ki Ayşe Arman’ın, Charles Bukowski’nin, Tom Peters’ın, Seth Godin’in, Marty Numeir’in yazdıkları, söyledikleri benimkilerden daha fazla anlaşılıyor, okunuyor ve kabul görüyor, çünkü onların bir stili var.

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

 

STRATEJİK PLANLAMA yerine YARATICI STRATEJİLER

Stratejik Planlama doğası gereği geçmiş verileri kullanarak ileriye yönelik planlama yapmak için kullandığımız bir yöntemdir, ancak unutulmaması gereken en önemli nokta bu tekniğin yıllardır kullanıldığı ve artık değişen zamanlara bağlı olarak eskimiş bu yaklaşımları yenilemek gereğidir.

Artık tarih tekerrürden ibaret değil, herşey çok hızlı bir şekilde değişiyor, geçmişten ders almak ile, geçmişi kullanarak geleceği kurmak arasındaki farkı anlamak ve bugünden geleceği hazırlamak için yaratıcı düşünmek ve yaratıcı yaklaşımlar kullanmak gerekiyor. Aslında en büyük sorun, değişimin hızı nedeniyle artık yarını bugünden hazırlamaya çalışmak neredeyse olanaksız, dünden hazırlamamız gerekirdi.

Stratejik planlamanın kullandığı 2 boyutlu (excell dosyaları) formüller, diğer bir çok şey gibi eskidi ve artık yetersiz kalmakta. Bu nedenle geliştirmemiz gereken, düşünce tarzımızı değiştirerek yaratıcı stratejiler bulmak ve kullanmak.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Hizmet Tasarımı

Hızla büyüyen hizmet sektörünün ekonomi içerisindeki yeri hızla artarken rekabette aynı hızla gelişmektedir. Buna bağlı olarak tasarımcı düşünce kavramı, üretim sektöründe olduğu kadar hizmet sektöründe de önem kazanarak yerini almaktadır.

Philip Kotler`in tanımından yola çıkarsak hizmet, elle tutulması şart olmayan, sahiplik ilişkisi ile sonuçlanmayan, taraflardan birinden bir diğerine herhangi bir faydanın geçisini sağlıyan faaliyettir.

“Hizmet Tasarımı”, bir hizmetin kalitesini, hizmet sağlayıcı ile mişteri ilişkilerini, müşteri memnuniyetini artırmak ve geliştirmek için o hizmetin insan, altyapı, iletişim ve malzeme gibi unsurlarının planlanması ve örgütlenmesi faaliyetidir.

Tasarımcı düşünce açısından her iki tanımı da yorumladığımızda;Hizmetin ve el değiştirme sürecinin tasarlanması ve bunu uygulamaya geçirilmesi verimliliği her iki taraf için de artıracaktır. Ancak hizmet sektörü henüz bunun önemini yeteri kadar kavramadığından yeterince verimli çalışmamaktadır.

Bu konuda ileriki günlerde daha detaylı yazılar bulacaksınız.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

YARATICILIĞI ÖLDÜRMENİN ONDÖRT YOLU

(12 Nisan  2010 da HABERTÜRK de yayınlanan yazı.)

Dün akşam Harward Üniversitesi Profesörlerinden Youngme Moon’un ilk kez Harward Business Review’da yayınlanan yaratıcılıkla ilgili bir sunumunu izlerken düşündüm bunları kaçkez yatırımcılara, yöneticilere, patronlara anlatmaya çalıştığımı,ama bunları anlamamakta direndiklerini, anlar gibi davrandıklarını.
Moon’un izniyle sunumu hem Türkçeleştirip hem de biraz adapte ederek paylaşmak, anlatacağım bazı şeyleri onun yardımı ile anlatmak istedim.

Satır aralarını biraz okuduğunuzda dün çalışmakta olduğunuz, bugün çalıştığınız şirket veya kurumu, son elli yıllık siyasi yaşamı ve hükümetleri, birçok öğretmeninizi ve birçoğunuz anne ve babalarımızı bulacaksınız. Belkide biraz kendinizi.

Giriş muhteşem, ‘’Yaratıcılık Nasıl Engellenir- Kontrol Listesi’’, liste on dört maddeden oluşuyor ve bu listeyi sizler istediğiniz kadar büyütebilirsiniz, ancak bu on dört temel maddeden en az üçünü uyguluyorsanız elinizde yaratıcılığı öldürecek güç var demektir.

Madde 1- Güvenli tarafta kalın,içinizden geçenleri dinleyin… ‘’ Aman beni aptal sanmasınlar’’, ‘’Neden ben ortaya çıkayım’’, ’’Boşver bırak başkası yapsın.’’, ‘’Ya bu fikri salakça bulurlarsa?’’

Madde 2- Sınırlarını bil ve kendini sakla…. ’’ Bana sorma’’, ‘’ Ben anlamam’’, ‘’ Nerden bileyim yahu’’

Madde 3- Yaptığınızın sadece bir iş olduğunu hatırlatın kendimize … “Ben bunun için para almıyorum.”, ”Görev tanımımda bu yok ki.”, ”Yemek arası ne zaman?”

Madde 4- En akıllı olanın sen olduğunu göster ve sürekli şüpheci ol… “Bunu hiç bir zaman gerçekleştiremezsin.” Ö, “ Haklı bile olsan bu bu iş yürümez.”, “Şirket yapımız buna uygun değil.”, ” Bu fikir şu fikir şu sebepten dolayı uygun değil.”

Madde 5- Bilen adamı oyna ve sürekli veri iste…”Pazar araştırmalarının sonuçları ne gösteriyor?”, ” Öyle olduğuna dair hiç bir ipucu göremiyorum.”, ”Fokus gruplarından ne sonuçlar çıktı?”, ”Excell raporlarını gösterin.”

Madde 6- Geçmişe saygı duy ve geçmişteki olayları ve engelleri sürekli olarak örnekle… “Biz bunu hep böyle yaptık.”, “Madem bu kadar parlak bir fikir neden bugüne kadar kimse bunu uygulamadı?”, “ Piyasa bunu hiç bir zaman kabullenmez.”, “Ama planımızın bir parçası değil bu.”

Madde 7- Çılgınlığı başlamadan durdur,engin iş ve piyasa bilginle yeni fikirleri daha baş gösterirken ez… “ Buna uygun fiyat modelini hiç bir zaman kuramazsın.”, ”Tasarımı nasıl becereceksin?”, “ Varsayımlarını kabul etmiyorum.”, “Daha iş modelini bile kuramadım.”, “ Buna yatırım yapamayız.”

Madde 8- Deneyimlerini silah olarak kullan – oradaydım, daha önce denedim de… “ Bunu iki yıl önce denemiştik, olmadı.”, “Burada daha işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyorsun.”, “ Tekerleği yeniden keşfetmenin alemi yok.”

Madde 9- Gözlerini ve aklını kapat. ..“Hiç bir şey değişmeyecek.”, “Bu teknik palavralara karnım tok.”, “ Bana işimi nasıl yapacağımı öğretemezsin.”, “ Sosyal ağlar konusundaki bu saçmalık nedir?”

Madde 10- Her zaman sorun olmadığını kabullen… “Zor bir yıldı, zaten ekonomide kötüydü. “, “Gelecek çeyrek iyi olacak.” , “ İyi gidiyoruz.”

Madde 11- Müşterilerini küçümse … “, “Müşteriler bir yere gitmiyor.”, “ Henüz buna hazır değiller.”, “ İstedikleri bu değil.”, “ Buna alışık değiller.”

Madde 12- Akıl hocalığı tasla, sürekli nasihat ver… “ Kafanı öne eğ, işini yap.”, “ Düşünmeyi başkalarına bırak.”, “ Hiç bir şeye bulaşmadığım için ben bu koltuğa kadar gelebildim.”, “ Burnunu her şeye sokma.”

Madde 13- Yaratıcı eğilimli çalışanlardan sürekli şüphelen… “Sanatçı olanlardan, şiir yazanlardan,antropologlardan, işten anlamayanlardan, sıra dışı olan herkesten sürekli şüphe duy.” ,
“Neden onlara maaş veriyoruz ki?” , “Kim çağırdı onları bu toplantıya?”.

Madde 14- Ve bunların hiç birini beceremiyorsan bir yetişkin gibi davran yeter…

Bunun için vaktim yok
Randevu almış mıydınız?
Herkes işinin başına.
Gelecek yıl inşallah.

Bunları yazmak bile tüm enerjimi aldı. Ama her gün yaşadığımız şeyler değil mi?

Kaynak : http://blogs.hbr.org/cs/2010/03/the_anticreativity_checklist.html

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

DESIGN THINKING – TASARIMCI DÜŞÜNCE

Son yılarda ABD ve Kanada’nın tanınmış üniversitelerinin işletme fakültelerinde TASARIM dersleri okutulmaya başlandı ve Tim Brown’ın 2009 yılı başlarında Harward Business Review’da yazdığı makale ile işletme teorileri arasında yerini sağlamlaştırmaya başladı. Meral Temer’in 11 Temmuz 2009 yazısında bahsettiği Prof.Dr.Arman Kırım’ın “keşif gözlükleri” aslında tam bir TASARIMCI DÜŞÜNCE örneği.

TIM BROWN’ın :

“Bir tasarımcı gibi düşünmek, ürün, hizmet, işlev ve hatta stratejilerin geliştirilmesini tamamen değiştirebilir.”

Dediği,

MARK DZIERSK’in :

“Tasarımcı düşünce olarak tanımlanan metedoloji, herhangi bir işi veya mesleği alışılmadık ve sıradışı sonuçlara götürecek, ispatlanmış ve tekrarlanabilir problem çözüm (problem solving)protokoludur.”

Diye tanımladığı TASARIMCI DÜŞÜNCE konusundaki gelişmeleri daha fazla tanımak isteyenler için bitirmek üzere olduğum yazıyı bu blog da yazmaya devam edeceğim.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

← Previous Page

Follow on Feedly