YIKICI DEĞİŞİMDE YIKILMAMAK

muhittinKAÇ ŞİRKET YARINI GÖREBİLECEK – Yıkıcı Değişim yazısında artık şirketlerin yaşamlarının kısaldığını söylemiştik ve yıkıcı değişimin etkisinin hızlanarak artacağından bahsetmiştik.

Peki, bu yıkıcı değişim sürecinde şirketimizin yıkılmasını nasıl önleriz?

Burada en önemli konu yaratıcılık, yaratıcılığın bir şirket kültürü olarak oturtulması ve sürdürülmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Ancak, burada bir ikilem söz konusu.

Christensen’in vurguladığı gibi, şirketler modern pazarlama anlayışı doğrultusunda müşterilerini sürekli olarak dinlemek, sunulan değer ile ilgili taleplerini takip etmek ve bu değeri müşteri talepleri doğrultusunda geliştirerek onu mutlu etmek ve buna bağlı olarak da satışları artırarak süreklilik sağlamak şarttır.

Biz buna yoğunlaşırken, müşterinin aynı konu ile ilgili farkında bile olmadığı bir ihtiyacı üzerinde yoğunlaşarak ona yeni bir değer önerilmesi halinde müşterinin tercihleri değişebilecektir.

Yani, yıkıcı bir buluş bizim değer önerimizin değerini yok ederek onun yerini alacaktır.

Şirketimizin sürekliliği açısından gitmemiz gereken yol budur. Ancak bu süreç içerisinde şirket sürekli olarak alternatif değer önerileri (aynı konu ile ilgili veya ilgisiz) geliştirerek pazara sunamaz ise kısa sürede yıkıcı değişimin sonucu yıkılmaya aday olacaktır.

Şirketimiz sürekli olarak inovasyona açık olmaz ise, şirket içi inovasyon şirket kültürünün bir yapısı haline gelemez ise, yıkılmaya mahkumdur.

Yıkıcı değişim içerisinde yıkılmamak (belki de kullanılması gereken –yıkılmayı geciktirmek olmalı) inovasyonda süreklilikdir.

Peki, bunun dışında yapabileceğimiz bir şey var mı?

Tabi ki var.

İşe başlarken, bu işten ne zaman ve nasıl kopacağımızı belirleyerek hedef koymak, ancak o zaman zarar etmeden yolumuza devam etmek mümkün olacaktır kişisel olarak.

Bu da bize ÇIKIŞ STRATEJİLERİ’nin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

ÇIKIŞ STRATEJİLERİ çıkış stratejisi konusunu okumak için bu satıra tıklayabilirsiniz.

Follow on Feedly