BÜYÜK DEĞİŞİM ÇAĞI

Geçenlerde uzun bir uçak yolculuğu sırasında International Herald Trubune’de Thomas Friedman’ın bir makalesini okurken uzun uzun düşünmeye başladım. Aslında bu konu son zamanlarda çok önemli olmasına karşılık henüz çok geniş bir şekilde konuşmuyor.

Konuya daha önce çeşitli yazılarda değinmiştim, çağımız, değişimin, bugüne kadar gördüğü en yüksek noktada (aslında hep öyle değil midir ?) ve bu değişim artık doğru bildiğimiz, bize doğru olarak öğretilen her şeyin de daha hızlı değişip artık doğru olmaktan çıktığı bir çağ.

Friedman çağımızı “Büyük Değişim” çağı olarak adlandırıyor ve 2004 yılında yazdığı “The World Is Flat” adlı kitabı referans olarak gösteriyor. Friedman’ın bu kitabi daha önceki kitabında değindiği küreselleşme tanımının devamı gibi idi ve işlenen temel konu arık insanlığın dijital olarak birbirine ne kadar yakın ve birbiri ile ne kadar bağlantılı olduğunu ve bu sayede dünyanın neresinde olurlar ise olsunlar birbirleri ile bağlantı kurup işbirliği yapma olanaklarını kullanarak rekabet güçlerini ne kadar yükselttiklerini işliyordu.

Kendi deyimi ile bu kitap yazıldığında (2004) henüz Facebook, Twitter, bulut, LinkedIn, 4G, çok hızlı bant, big data, Skype, iPhone, iPad, cep telefonu uygulamaları yoktu veya henüz emekleme dönemindeydi.
Bugün bunlar, daha önce birbiri ile kolayca bağlantı kurabilen insanları, hiper bağlantılı hale getiriyor.

Friedman, Microsoft’un önemli teknolojistlerinden Craig Mundie’e referans vererek artık sadece belirli bir gelir seviyesine sahip olanların değil, nerede ise herkesin, sese veya dokunuşa duyarlı telefon veya diğer elde tutulabilen araçlarla, bulutlar sayesinde birçok uygulamaya, depo alanlarına hızla ulaşabildiklerini ve bunları kullanarak yeni şeyler üretebildiklerini, eğlenebildiklerini ve işbirliklerini çok daha ucuza kurabildiklerini söylüyor.

Ve “eyvah” diyor, artık dünyadaki tüm patronlar artık eskisine göre, ortalanın üzerinde, bilgisayar programlarına, ucuz işçiye ve hatta ucuz dahilere çok daha ucuza, hızlı ve kolay bir şekilde ulaşılabiliyor.
“Bu gün iş bulmak isteyen herkes artık diğer alternatiflerden daha fazla katma değer katabileceğini göstermelidir.”

Dünyada bu hiper bağlantı geliştikçe her sektör, her iş de aynı hızla hiper bir sürece giriyor.

“Eskiden, alacağınız iyi bir eğitimin tüm yaşamımızda yeterli olacağı varsayımı artık doğru değil.” diyor Mundie. Çünkü her şey artık çok daha hızlı bir şekilde kullanılamaz hale geliyor.


Konu ile ilgili diğer yazılar :
İŞİMİZİN GELECEĞİ
YENİ EKONOMİNİN EĞİTİM MODELİ
BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ ?
KİŞİSEL İŞ MODELİ


Bu yazı, Thomas L.Friedman’ın 31 Ocak 2013 tarihli International Herald Tribune’de yayınlanan “The Great Inflection” yazısı temel alınarak yazılmıştır.


 

YENİ EKONOMİNİN EĞİTİM MODELİ

Bu yazı 15.03.2012 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

Değişen ve değişmeye hızla devam eden ekonominin, üretim ilişkilerinin çalışma hayatımıza olan etkileri, aslında yaşamımıza genel olarak etkileri tabi ki eğitimden geçiyor, ama eğitim bunu ne kadar yakından takibediyor ? Ne kadar geriden geldiğini görmek bile nerdeyse imkansız.

Artık MBA’in gerekliliğinin tartışıldığı, üniversitelerin 1-2 yıl önce varlığı bile olmayan yeni bölümler açtığı bir dönemdeyiz. Geçenlerde yazdığım “KİŞİSEL İŞ MODELİ” yazısındaki alıntıları bir kere daha kullanacağım :

“Artık iş ilanlarına bakarak veya iş müracaatları yaparak iş bulamayacağız, kendi işimizi yaratmak zorundayız.”
T.Friedman

“Ford, parçaları ve işciliği ucuzlatacak seri üretimi getirdi, kapitalizm bu yolda giderek tüm girdileri ucuzlatmak için çalışıyor ve bu ağırlıklı olarak çalışanlara yansıyor. Beyaz yakalıları elimine edecek yöntemler gelişiyor.

Okullarda bize okutulan ve toplumun verdiği ve vermeye devam ettiği kültür, iyi oku, iyi bir iş bul ve maaşını alarak yaşamını sürdür. Ancak bu artık geçerliliğini yitiriyor, biz çarkın içerisinde kilit bir pim durumuna gelmez isek o işte veya o şirkette çalışmaya devam etmemiz zorlaşmakta.”
Seth Godin – Linchpin

“2030 yılına kadar 2 milyar iş tedavülden kalkacak.”
Thomas Frey

“2010 yılında en çok elemana ihtiyaç duyulan işler, 2004 yılında yoktu.”
Richard Riley
(ABD Eğitim Bakanı)

Wall Street İşgali (ki aslında bu hareket çok yakından takib edilmesi gereken bir hareket bence), bunu yansımalarından biri olduğunu düşündüğüm ve facebook’da dolaşan 16 Mart’da bankalara karşı bir protesto eylemi bile değişen üretim ilişkilerinin ve yeni ekonominin, eskiye olan tepkileridir.

Aslında tüm bu değişim, eğitimin değişmesini de zorluyor ve bu değişim yaşanıyor. Ancak doğal olarak eğitim, değişimi biçimlendiremediği için, değişimin kendisi, eğitim geride kalsa dahi,  eğitimin değişimini sağlıyor ve sağlayacak.

Bu konu da google araştırmaları yaparken Josh Kaufman‘ın, John Taylor Gatto’dan etkilenerek yazdığı bir yazı oldukça ilgimi çekti ve paylaşmayı arzu ettim.

Yeni uluslararası ekonomide, okullarda uygulanan programların ve akademik kariyerlerin gittikçe gerçek yaşamdan uzaklaştığını düşünen Harvard Üniversitesi, hızla değişen çalışma yaşamına başarılı bir şekilde adapte olunabilmesi için şart olan niteliklerin neler olduğunu belirlemiş. Buna göre :

1. Sorunları, yol gösteren birine ve şeye bağlı olmadan tanımlayabilme yeteneği,
2. Genel kabul görmüş güçlü varsayımlara meydan okuyan soruları sorabilme yeteneği,
3. Gerekli verileri ve bilgileri, gereksiz bir çok bilginin arasından hızla süzebilme yeteneği,
4. Bir yol göstericiye gerek duymadan bir takım içerisinde yer alabilme yeteneği,
5. Tamamen yalnız bir şekilde çalışabilme yeteneği,
6. Takibettiği yolun doğru yol olduğuna başkalarını inandırma yeteneği,
7. Bilgiyi yeni model ve örnekler doğrultusunda kavramlaştırabilme yeteneği,
8. Fikirleri, uygulamaya yönelik bir göz ile tartabilme yeteneği,
9. Tüme varım, tümden gelim ve diyalektik düşünebilme yetenekleri.

Aynı konuda Princeton Üniversitesini hazırladığı liste :

1. Açık ve net bir şekilde düşünebilme, konuşabilme ve yazabilme yeteneği,
2. Eleştirel ve sistematik mantık yürütebilme yeteneği,
3. Sorunları kavramlaştırabilme ve çözebilme yeteneği,
4. Bağımsız bir şekilde düşünebilme yeteneği,
5. Bağımsız çalışabilme ve insiyatif kullanabilme yeteneği,
6. Başkaları ile birlikte öğrenebilme ve çalışabilme yeteneği,
7. Bir şeyi tam olarak anlayabilmenin yollarının neler olduğu konusunda karar verebilme yeteneği,
8. Önemliyi önemsizden, geçici olanı sürekli olandan ayırdedebilme yeteneği,
9. Rakamsal, tarihsel, bilimsel ve estetik gibi düşünce biçimlerinin her türlüsünü kullanabilme yeteneği,
10. Belirli bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmak,
11. Disiplinler, fikirler ve kültürler arasındaki bağlantıları görebilme yeteneği,
12. Yaşam boyu öğrenmek peşinde koşabilme yeteneği.

George Wyth College’ın listesi ise :

1. İnsanın doğası anlayabilme ve buna göre davranabilme yeteneği,
2. Gerekli kişisel özelliklerin neler olduğunu tanımlayarak bunları alışkanlık haline getirebilme yeteneği,
3. Uzun süreli ilişkiler kurabilmek, bunları devam ettirebilmek ve ilerletebilmek yeteneği,
4. Düzgün yaşam dengesi kurabilme yeteneği,
5. Kaynağının veya sunanın etkisinde kalmaksızın doğruyu ve hatayı ayrıdedebilme yeteneği,
6. Doğruyu, yanlıştan ayırdedebilme yeteneği,
7. Doğruyu yapma disiplini ve yeteneği,
8. Sürekli gelişim displinine sahip olma yeteneği.

Bu listelerden yola çıkan 30 yıllık eğitimci John Taylor Gatto kendi, “Temel İnsan Yetenekleri” listesin oluşturmuş :

1. Bilginin Hazmedilmesi : Bilginin nasıl bulunacağı, kullanılabileceğiı ve yorumlanacağı ve sorunların tanımlanabilmesi,
2. Yazma : Düşünce ve fikirleri açık, net ve bilinçli bir şekilde yazıya dökebilmek,
3. Konuşma : Düşünce ve fikirleri açık, net, bilinçli ve güven içerisinde başkalarına aktarabilmek,
4. Matematik : Genel sorunların çözülmesinde aritmetik, cebir, geometri, ve istatistiğin dikkatli bir şekilde kullanılabilmesi,
5. Karar verme : Sorunların tahlil edilmesi, öncelik sıralaması, enerjinin odaklanabilmesi, yanlışlıkların ayırdedilmesi, genel hataların elimine edilmesi ve belirsizliğin ele alınabilmesi,
6. İlişkiler : Başka insanlarla, sizi sevebilecekleri, güvenebilecekleri ve saygı duyabilecekleri bir şekilde ilişki kurabilmek.
7. Anlaşmazlıkların çözümlenmesi : Potansiyel anlaşmazlık kaynaklarını sezinliyebilmek ve bunlar ortaya çıktığında çözümleyebilmek.
8. Senaryo Geliştirme : Kendiniz ve başkaları için, geleceğe yönelik kararlar verilmesi için mümkün senaryoların geliştirilmesi, açıklanması, değerlendirmesi, ve başkalarına anlatılabilmesi,
9. Planlama : Kaçınılmaz beklenmeyen ve bilinmeyen değişimlerin altında bir hedefe varabilmek için atılması gereken adımların tanımlanması,
10. Kişisel farkındalık : Kendi duygularınızın, enerji yönetimi, odaklanma ve istekleri de gözönüne alarak, hassas bir şekilde algılanabilmesi ve etkilenerek yönetilebilmesi.
11. İlişkilendirme : Neden-sonuç, ikincil ve üçüncül etkileri kısıtlar ve geribildirim döngüleri de dahil olmak üzere, sistem ve ilişkilerin tanımlanması, anlaşılması ve kullanılması.
12. Yetenek edinme : İstenilen yeteneklerin başarıya ulaşacak bir şekilde geliştirilebilmesi için kaynakların bulunabilmesi.

Tüm bunlardan bir çok ders çıkartılabilir, aşağıda yazarın çıkarttığı derslerin bir kısmını kendi yorumlarımla aktaracağım.

– Öncelikle “eğitim”, sürekli bir yapıdadır ve kesinlikle diploma ile eşanlamlı değildir, diploma veren neredeyse tüm programlar yukarıdaki karmaşık listeler yerine daha kolay elde edilebilecek yeteneklere yönelmiş durumdadır.

– Okulların bitmesi ile eğitim süreci bitmez.

– Bu yeteneklerin tek sınav alanı, gerekli durumlar ortaya çıktığında onları kullanmaktan geçer.

– Bu yeteneklerinizi geliştirmek için zaman, enerji ve kaynak yatırımı yapmak zorundasınız ve bunu kendimiz yapabilirsiniz.

– Bu yatırımlarınızın getirisi parasal veya yaşamsal tatmin olacaktır.

Kişisel başarımız olduğu kadar iş başarımızda bunlardan geçer, bu nedenle hem kendimizi, hem de çalışanlarımızı sürekli eğitmek zorundayız ama unutmamak gerek bu eğitim sadece mesleki eğitimle sınırlı kaldığı sürece yetersiz kalacaktır.

Follow on Feedly