YENİ YILA GİRERKEN DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN 6 ŞEY

newyear1Yeni yıla girerken işimiz işimiz için neler yapmalıyız yazısı artık neredeyse gelenek oldu.

Peki bu sene neler yapmalıyız yeni yıla girerken ve yeni yılda.

Bu soruyu sorarken, bu bloğun takipçilerine “İş Planını Revize “ etmek gibi bir şey söylemeyi düşünmüyorum, çünkü bunu zaten yaptığınızı düşünüyorum. Ama burada da “İş Planı”nı daha sık elden geçirmenizde yarar olduğunu hatırlatmak isterim.

TEKNOLOJİ KULLANIMI : Eski yıllardaki yazılarımda teknolojiyi takip edin, kullanın diyordum ancak artık herkesin, her işin teknoloji ile iç içe olduğunu veya en azından olmak için uğraştığını görüyorum. Ancak teknolojiyi kullanırken yaptığımız yatırımdan ne kadar faydalanabiliyoruz, tam olarak ve sonuna kadar kullanabiliyormuyuz, elimizdeki teknolojiden daha neler elde edebiliriz gibi konuları iyice irdelemek ve yatırım geri dönüşünü hızlandırmamız gerekir. Bir çok küçük ve orta işletme, kullanmaya başladıkları teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanamıyor.

Müşterilerin ödeme şekli artık değişmeye başlıyor, mobil araçların ödemede kullanımı dünyada hızla yaygınlaşıyor, kredi kartını atıl hale getiriyor. Bizim pazarımız bu konuda nereye gidiyor, neler yapmalıyız, bunları düşünmemiz gerekir. Unutmayın, müşteriniz sizden önce değişiyorsa her şey için çok geç kalırsınız.

MÜŞTERİ : Artık müşterinin tek seçici ve karar verici olduğunu anlamış ve kabul etmiş olduğumuzu varsayıyorum. Müşteri ilişkilerimizi nasıl geliştirebiliriz, onunla nasıl daha da yakınlaşabiliriz konusunu geliştirmek bu yılın en önemli hedeflerinden biri olmalıdır. Unutmayın inovasyon sadece ürün de değil, şirketimiz çalışma şeklinde, müşteri ile olan ilişkilerinde de yapılabilir ve bunu geri dönüşü çok hızlı olacaktır. Müşteri ilişkilerini ve hizmetlerini sürekli geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmamız gerekir.

PAZARLAMA FAALİYETLERİ : Yeni müşterilere ulaşmak, eskilerine kendimizi hatırlatmak için yapmamız gereken faaliyetler neler olmalıdır, daha önce yaptıklarımız hala geçerlimi yoksa yeni yollar mı denemeliyiz? Sosyal medyadan nasıl faydalanabiliriz? Tüm bunları tekrar gözden geçirmemiz gerek, unutmayın pazarlama faaliyetlerinde sosyal medyanın etkin kullanımı gittikçe ve hızla artıyor. Pazarlama faaliyetlerini sürekli ve uyum içerisinde devam ettirilmelidir.

ÇEVİK OLMAK İÇİN NELER GEREKİYOR : Hızlı ve logaritmik bir şekilde artan değişimin hızı sadece iş yaşamımızda değil günlük yaşamımızda bile çok etkili. Buna uyum sağlayabilmek ve herkesin, özellikle rakiplerimizin önünde olabilmek için her zaman hızlı hareket kabiliyetine sahip olmamız gerek. Unutmayın girişimcilik için sürekli kullandığımız, önerdiğimiz ve uyguladığımız yalın kavramı yönetim için de geçerli.

VAZGEÇMEKTEN KORKMA, GEÇ KALMA : İşimizde yaptığımız bazı şeyler, faaliyetler hatta ürettiğimiz ve/veya satmaya çalıştığımız bazı ürünler, hizmetler başarılı olmayabilir. Bu durumda çalışmayan, b,ize yararı olmayan uygulama veya ürünlerden hızla vazgeçmemizde büyük yarar var, aksi halde onların verdiği zarar da zaman içerisinde kapanamayacak büyüklüklere ulaşabiliyor. Aslında bu da çevik olmanın bir şekli ancak zaman zaman bunu anlamakta çok geç kalabiliyoruz.

GERÇEKÇİ HEDEFLER KOYUN : Yeni yıl hedeflerinizi belirlerken iyimserlik ve kötümserlikten kaçının, gerçekçi hedefler koyarak iş planınızı buna göre revize edin, aksi halde hayal kırıklıkları veya motivasyon eksikliği kaçınılmaz olacaktır.

Mutlu, sağlıklı, başarılı yeni bir yıl dileği ile.

“HOCA ÇOK ADALETSİZ” AMA YAŞAM DA ÖYLE

Özyeğin Üniversitesi 2014 yaz okulunda Girişimcilik dersi verdim. Tüm eğitimlerde (ders de dahil) beni geliştireceğine çok inandığım katılımcı değerlendirmeleridir, ancak ders bitiminde ben daha dersle ilgili öğrenci değerlendirmelerini göremeden okulun sistemine giriş şifrem geçersiz oldu. Her neyse bu değerlendirmeler ancak bugün ulaşabildim. Kendimle övünebileceğim, bana hakkımda bir şeyler öğreten, bundan sonraki derslerim için yararlı olacak bir çok bilgi edindim bu değerlendirmelerden.

Ancak bir tanesi vardı ki keşke ders sürecinde görebilseydim. Çünkü bu değerlendirme sadece dersimizin konusunu değil belki de yaşamı özetliyor, üzerinde saatlerce konuşabilirdik.

Sevgili öğrencimin (kim olduğunu bilmiyorum) değerlendirmesi şöyle :

“Hoca çok adaletsiz davranıyor. 1 saatte yapılan projelere full puanı dağıtırken günlerce uğraşılmış sunumlara aynı değeri vermedi.”

Muhtemelen çok haklı bunu yazan arkadaşım.

Maalesef iş yaşamı, yaşam böyle. Eğer doğru şeyle uğraşmıyorsak yaşam bize puan vermiyor. Doğru olmayan şeylere bir ömür harcayanlar var, aslında başkalarınca doğru olmayan şeylere. Maalesef puan alamıyorlar.

Doğru olan şeyleri sadece düşünenler bile “yeteri kadar” ve “gerekli olan” şeyleri yaparak tüm puanları topluyor.

Önemli olan ne kadar yorucu bir şekilde ve ne kadar koştuğun değil bir fikir üzerinde, önemli olan doğru fikri yakalamak.

Biliyorum, bazı gruplar işi çok ciddiye alarak günlerce uğraştılar ama projeleri para kazandıracağı, pazarı olan, süreklilik sağlayacak bir proje değildi.

Bazıları ise o kadar basit, ama o kadar insanların ilgisini çekeceğini gösteren projeler yaptılar ki kısa sürede.

Zaten başta projelerin değerlendirme kriterini koymuştuk. Sunumda, projeye ben para yatırır mıyım sorusunun cevabı önemliydi. İkna olup o projeye para yatırmaya karar verdiğim projeler not (yani para) alıyor, bunu beceremeyenler ise alamıyordu.

Bundan sonraki derste ilk ne anlatacağımı biliyorum artık.

YENİ AÇIK EĞİTİMLER

İŞ PLANI EĞİTİMİ : Yöneticiler ve girişimciler için / BİLGİ İÇİN TIKLAYIN

TARİH: 17 Ekim 2014 – 09:00-18:00

YER: STUDIO OFFICES

KİŞİSEL İŞ MODELİ SEMİNERİ / BİLGİ İÇİN TIKLAYIN

TARİH: 17 Ekim 2014 – 09:00-18:00

YER: STUDIO OFFICES

ÖZYEĞİN ÜNİV. GİRİŞİMCİLİK DERSİ–ORGAMIC GRUBU

bus102

Sunum sonrası kravatları çıkartmadan önce.

Size Neleri Hatırlatıyor ?

Muhteşem, sadece öğrenci işlerimi ? Bana nice devlet kuruluşlarını, banka, sigorta şirketi ve telefon şirketleri gibi özel “MÜESSELEŞMİŞ” kurumu hatırlatıyor.

Muhtemelen size de çok şeyler hatırlatacak, şirketinizi bu hale sokmayın lütfen.

BÜYÜK DEĞİŞİM ÇAĞI

Geçenlerde uzun bir uçak yolculuğu sırasında International Herald Trubune’de Thomas Friedman’ın bir makalesini okurken uzun uzun düşünmeye başladım. Aslında bu konu son zamanlarda çok önemli olmasına karşılık henüz çok geniş bir şekilde konuşmuyor.

Konuya daha önce çeşitli yazılarda değinmiştim, çağımız, değişimin, bugüne kadar gördüğü en yüksek noktada (aslında hep öyle değil midir ?) ve bu değişim artık doğru bildiğimiz, bize doğru olarak öğretilen her şeyin de daha hızlı değişip artık doğru olmaktan çıktığı bir çağ.

Friedman çağımızı “Büyük Değişim” çağı olarak adlandırıyor ve 2004 yılında yazdığı “The World Is Flat” adlı kitabı referans olarak gösteriyor. Friedman’ın bu kitabi daha önceki kitabında değindiği küreselleşme tanımının devamı gibi idi ve işlenen temel konu arık insanlığın dijital olarak birbirine ne kadar yakın ve birbiri ile ne kadar bağlantılı olduğunu ve bu sayede dünyanın neresinde olurlar ise olsunlar birbirleri ile bağlantı kurup işbirliği yapma olanaklarını kullanarak rekabet güçlerini ne kadar yükselttiklerini işliyordu.

Kendi deyimi ile bu kitap yazıldığında (2004) henüz Facebook, Twitter, bulut, LinkedIn, 4G, çok hızlı bant, big data, Skype, iPhone, iPad, cep telefonu uygulamaları yoktu veya henüz emekleme dönemindeydi.
Bugün bunlar, daha önce birbiri ile kolayca bağlantı kurabilen insanları, hiper bağlantılı hale getiriyor.

Friedman, Microsoft’un önemli teknolojistlerinden Craig Mundie’e referans vererek artık sadece belirli bir gelir seviyesine sahip olanların değil, nerede ise herkesin, sese veya dokunuşa duyarlı telefon veya diğer elde tutulabilen araçlarla, bulutlar sayesinde birçok uygulamaya, depo alanlarına hızla ulaşabildiklerini ve bunları kullanarak yeni şeyler üretebildiklerini, eğlenebildiklerini ve işbirliklerini çok daha ucuza kurabildiklerini söylüyor.

Ve “eyvah” diyor, artık dünyadaki tüm patronlar artık eskisine göre, ortalanın üzerinde, bilgisayar programlarına, ucuz işçiye ve hatta ucuz dahilere çok daha ucuza, hızlı ve kolay bir şekilde ulaşılabiliyor.
“Bu gün iş bulmak isteyen herkes artık diğer alternatiflerden daha fazla katma değer katabileceğini göstermelidir.”

Dünyada bu hiper bağlantı geliştikçe her sektör, her iş de aynı hızla hiper bir sürece giriyor.

“Eskiden, alacağınız iyi bir eğitimin tüm yaşamımızda yeterli olacağı varsayımı artık doğru değil.” diyor Mundie. Çünkü her şey artık çok daha hızlı bir şekilde kullanılamaz hale geliyor.


Konu ile ilgili diğer yazılar :
İŞİMİZİN GELECEĞİ
YENİ EKONOMİNİN EĞİTİM MODELİ
BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ ?
KİŞİSEL İŞ MODELİ


Bu yazı, Thomas L.Friedman’ın 31 Ocak 2013 tarihli International Herald Tribune’de yayınlanan “The Great Inflection” yazısı temel alınarak yazılmıştır.


 

Kişisel İş Modeli Eğitimi / Business Plan You

www.businessplanyou.com

İŞİNİZDE USTA OLUN

Bu yazı 18.04.2012 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

TDK “usta”‘yı, “Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse.” olarak tanımlıyor.

Ancak her şeyde olduğu gibi “usta” olmak sadece öğrenmek ve yapabilmekle sınırlı değil bence, “usta” olabilmek için ayrıca işine veya zanaatına sahip çıkmak, onu en iyi şekilde yapabilmek ve zanaatın alıcılarını memnun ederek onların beğeni ve takdirini kazanmak gibi başka kavramları da içeriyor.

Meslek yaşamlarının başında birçok mimar, mühendis, “usta”lardan birçok şey öğrenirler.

Usta ayrıca kendi işini iyi yapabilmek için çıraklar yetiştirir ve onları da ustalaştırır.

Nereden geldim bu konuya?

Topu topu 100 metrekarelik ve tek katlı basit bir inşaat yapılıyor hemen önümde.

Demirleri bağladılar, kalıpları çaktılar, harcı kardılar ve kolonların betonunu döküyorlar.

“Usta” bağırıp çağırıyor. Koşuşturur gibi yapıyor ve sürekli bir şeyleri eksik, inşaat sahibinden sürekli bir şeyler istiyor. Tel yok mu? Çivi var mı?

İlk bu dikkatimi çekti ve kendi kendime bu adam her ne kadar “usta” geçinse de bence “usta” falan değil diye düşündüm. Bence malzemesini önceden hazırlamayan veya bunları talep etmeyen, sürekli kullanma sırası geldiğinde o malzeme aklına gelen adam usta “usta” falan olamaz veya olduğu varsayılsa bile “usta” değildir.

Beton dökülürken betonun yerleşmesi ve homojen bir şekilde dağılması için betonun içerisine vibrasyon yapıp, betonu hareket haline getiren bir alet sokulur, betonun hem rijit olmasını hem de homojen dağılımını sağlar. Ben usta falan değilim, inşaatçı veya mühendis de değilim ama başka inşaatları seyrederken bunu gördüm ve ne işe yaradığını öğrendim.

Beton döktükleri kolonun içine vibratörü sokup sadece 3-5 saniye çalıştırıyorlardı, 15 saniye bile değil. İlk 4’ünü bu şekilde döktüler. Bunun sonunda ortaya çıkacak ürünü tahmin edebiliyordum, düzgün olmayan satıhlar, yer yer demirlerin dahi ortaya çıktığı oyuklar olacaktı kolonda.

Dayanamadım ve inşaat sahibini uyardım, “beton kolonun yarısına kadar geldiğinde vibratörün 1-2 dakika tutulmasını ve tamamı dökülünce aynı şeyin bir daha yapılmasını sağlamasını” söyledim kendisine.

Diğer kolonları dediğim şekilde yaptılar.

Aşağıda her iki kolonunda resmini görüyorsunuz.

Sağdaki kolon benim uyarımdan sonra, soldaki ise uyarımdan önce döküldü.

Dayanıklılık ve sağlamlık konusunda bir şey söyleyecek kadar bilgi sahibi değilim, ancak şunu rahatlıkla söylemek mümkün; toplam sekiz kolonda vibratör ikişer dakikadan 16 dakika kullanılsaydı tüm kolonlar çok temiz çıkardı. Bunun sonucu olarak da inşaat sahibi:

1. Tamir ve düzeltme için yevmiye ve malzeme parası vererek fazladan bir masrafa girmezdi veya bu masraf minimumda olurdu,
2. Tamir ve düzeltmelerin çok minimalde olması nedeni ile inşaat sahibi en az 1 gün kazanırdı.

Bu boyuttaki bir inşaatta söz konusu maliyet ve zaman kaybı oldukça yüksektir.

Aslında “usta”‘lık detaylarda gizlidir.

Kendine “usta” demek veya ile ilan etmekle “usta” olunmaz, bu unvanı başkaları, özellikle de müşteriler verir kişiye.

Bundan önceki iki yazım da nerede ise bu konuya başka açıdan yaklaşıyor.

Geçenlerde işbirliği önerisi ile ilgili bir mail aldım ve link verdikleri web adresini ziyaret ettim. Ana sayfanın dışındaki hiç bir bağlantı çalışmıyor… Bir öneri yaparken web sitesine özenmeyen insanlar ben de ne kadar bir güven duygusu uyandırır ki?

Danışmanlık, eğitimcilik de birer “usta” lıktır, kendi mesleğini tanımlamaktan aciz kişilere ben nasıl iş emanet eder veya görüşlerini ciddiye alabilirim ki.

Hangimiz banka veya büyük şirketlerin 444 lü numaraları ile konuşurken aşağıdaki resimdeki duyguya kapılmıyoruz?

customer service

Telefonunuz bizim için çok önemli dediklerinde hissetiklerim.

Her zaman söylediğim gibi küçük ve orta boy işletmelerin özellikle müşteri ilişkileri konusunda büyük avantajları var, bunları kullanın, kullanın ki “usta” olun, müşterileriniz, iş ortaklarınız sizi “usta” olarak kabullensinler, kabullensinler ki başarıya ve hedeflerinize hızla ulaşın.

YENİ EKONOMİNİN EĞİTİM MODELİ

Bu yazı 15.03.2012 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

Değişen ve değişmeye hızla devam eden ekonominin, üretim ilişkilerinin çalışma hayatımıza olan etkileri, aslında yaşamımıza genel olarak etkileri tabi ki eğitimden geçiyor, ama eğitim bunu ne kadar yakından takibediyor ? Ne kadar geriden geldiğini görmek bile nerdeyse imkansız.

Artık MBA’in gerekliliğinin tartışıldığı, üniversitelerin 1-2 yıl önce varlığı bile olmayan yeni bölümler açtığı bir dönemdeyiz. Geçenlerde yazdığım “KİŞİSEL İŞ MODELİ” yazısındaki alıntıları bir kere daha kullanacağım :

“Artık iş ilanlarına bakarak veya iş müracaatları yaparak iş bulamayacağız, kendi işimizi yaratmak zorundayız.”
T.Friedman

“Ford, parçaları ve işciliği ucuzlatacak seri üretimi getirdi, kapitalizm bu yolda giderek tüm girdileri ucuzlatmak için çalışıyor ve bu ağırlıklı olarak çalışanlara yansıyor. Beyaz yakalıları elimine edecek yöntemler gelişiyor.

Okullarda bize okutulan ve toplumun verdiği ve vermeye devam ettiği kültür, iyi oku, iyi bir iş bul ve maaşını alarak yaşamını sürdür. Ancak bu artık geçerliliğini yitiriyor, biz çarkın içerisinde kilit bir pim durumuna gelmez isek o işte veya o şirkette çalışmaya devam etmemiz zorlaşmakta.”
Seth Godin – Linchpin

“2030 yılına kadar 2 milyar iş tedavülden kalkacak.”
Thomas Frey

“2010 yılında en çok elemana ihtiyaç duyulan işler, 2004 yılında yoktu.”
Richard Riley
(ABD Eğitim Bakanı)

Wall Street İşgali (ki aslında bu hareket çok yakından takib edilmesi gereken bir hareket bence), bunu yansımalarından biri olduğunu düşündüğüm ve facebook’da dolaşan 16 Mart’da bankalara karşı bir protesto eylemi bile değişen üretim ilişkilerinin ve yeni ekonominin, eskiye olan tepkileridir.

Aslında tüm bu değişim, eğitimin değişmesini de zorluyor ve bu değişim yaşanıyor. Ancak doğal olarak eğitim, değişimi biçimlendiremediği için, değişimin kendisi, eğitim geride kalsa dahi,  eğitimin değişimini sağlıyor ve sağlayacak.

Bu konu da google araştırmaları yaparken Josh Kaufman‘ın, John Taylor Gatto’dan etkilenerek yazdığı bir yazı oldukça ilgimi çekti ve paylaşmayı arzu ettim.

Yeni uluslararası ekonomide, okullarda uygulanan programların ve akademik kariyerlerin gittikçe gerçek yaşamdan uzaklaştığını düşünen Harvard Üniversitesi, hızla değişen çalışma yaşamına başarılı bir şekilde adapte olunabilmesi için şart olan niteliklerin neler olduğunu belirlemiş. Buna göre :

1. Sorunları, yol gösteren birine ve şeye bağlı olmadan tanımlayabilme yeteneği,
2. Genel kabul görmüş güçlü varsayımlara meydan okuyan soruları sorabilme yeteneği,
3. Gerekli verileri ve bilgileri, gereksiz bir çok bilginin arasından hızla süzebilme yeteneği,
4. Bir yol göstericiye gerek duymadan bir takım içerisinde yer alabilme yeteneği,
5. Tamamen yalnız bir şekilde çalışabilme yeteneği,
6. Takibettiği yolun doğru yol olduğuna başkalarını inandırma yeteneği,
7. Bilgiyi yeni model ve örnekler doğrultusunda kavramlaştırabilme yeteneği,
8. Fikirleri, uygulamaya yönelik bir göz ile tartabilme yeteneği,
9. Tüme varım, tümden gelim ve diyalektik düşünebilme yetenekleri.

Aynı konuda Princeton Üniversitesini hazırladığı liste :

1. Açık ve net bir şekilde düşünebilme, konuşabilme ve yazabilme yeteneği,
2. Eleştirel ve sistematik mantık yürütebilme yeteneği,
3. Sorunları kavramlaştırabilme ve çözebilme yeteneği,
4. Bağımsız bir şekilde düşünebilme yeteneği,
5. Bağımsız çalışabilme ve insiyatif kullanabilme yeteneği,
6. Başkaları ile birlikte öğrenebilme ve çalışabilme yeteneği,
7. Bir şeyi tam olarak anlayabilmenin yollarının neler olduğu konusunda karar verebilme yeteneği,
8. Önemliyi önemsizden, geçici olanı sürekli olandan ayırdedebilme yeteneği,
9. Rakamsal, tarihsel, bilimsel ve estetik gibi düşünce biçimlerinin her türlüsünü kullanabilme yeteneği,
10. Belirli bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmak,
11. Disiplinler, fikirler ve kültürler arasındaki bağlantıları görebilme yeteneği,
12. Yaşam boyu öğrenmek peşinde koşabilme yeteneği.

George Wyth College’ın listesi ise :

1. İnsanın doğası anlayabilme ve buna göre davranabilme yeteneği,
2. Gerekli kişisel özelliklerin neler olduğunu tanımlayarak bunları alışkanlık haline getirebilme yeteneği,
3. Uzun süreli ilişkiler kurabilmek, bunları devam ettirebilmek ve ilerletebilmek yeteneği,
4. Düzgün yaşam dengesi kurabilme yeteneği,
5. Kaynağının veya sunanın etkisinde kalmaksızın doğruyu ve hatayı ayrıdedebilme yeteneği,
6. Doğruyu, yanlıştan ayırdedebilme yeteneği,
7. Doğruyu yapma disiplini ve yeteneği,
8. Sürekli gelişim displinine sahip olma yeteneği.

Bu listelerden yola çıkan 30 yıllık eğitimci John Taylor Gatto kendi, “Temel İnsan Yetenekleri” listesin oluşturmuş :

1. Bilginin Hazmedilmesi : Bilginin nasıl bulunacağı, kullanılabileceğiı ve yorumlanacağı ve sorunların tanımlanabilmesi,
2. Yazma : Düşünce ve fikirleri açık, net ve bilinçli bir şekilde yazıya dökebilmek,
3. Konuşma : Düşünce ve fikirleri açık, net, bilinçli ve güven içerisinde başkalarına aktarabilmek,
4. Matematik : Genel sorunların çözülmesinde aritmetik, cebir, geometri, ve istatistiğin dikkatli bir şekilde kullanılabilmesi,
5. Karar verme : Sorunların tahlil edilmesi, öncelik sıralaması, enerjinin odaklanabilmesi, yanlışlıkların ayırdedilmesi, genel hataların elimine edilmesi ve belirsizliğin ele alınabilmesi,
6. İlişkiler : Başka insanlarla, sizi sevebilecekleri, güvenebilecekleri ve saygı duyabilecekleri bir şekilde ilişki kurabilmek.
7. Anlaşmazlıkların çözümlenmesi : Potansiyel anlaşmazlık kaynaklarını sezinliyebilmek ve bunlar ortaya çıktığında çözümleyebilmek.
8. Senaryo Geliştirme : Kendiniz ve başkaları için, geleceğe yönelik kararlar verilmesi için mümkün senaryoların geliştirilmesi, açıklanması, değerlendirmesi, ve başkalarına anlatılabilmesi,
9. Planlama : Kaçınılmaz beklenmeyen ve bilinmeyen değişimlerin altında bir hedefe varabilmek için atılması gereken adımların tanımlanması,
10. Kişisel farkındalık : Kendi duygularınızın, enerji yönetimi, odaklanma ve istekleri de gözönüne alarak, hassas bir şekilde algılanabilmesi ve etkilenerek yönetilebilmesi.
11. İlişkilendirme : Neden-sonuç, ikincil ve üçüncül etkileri kısıtlar ve geribildirim döngüleri de dahil olmak üzere, sistem ve ilişkilerin tanımlanması, anlaşılması ve kullanılması.
12. Yetenek edinme : İstenilen yeteneklerin başarıya ulaşacak bir şekilde geliştirilebilmesi için kaynakların bulunabilmesi.

Tüm bunlardan bir çok ders çıkartılabilir, aşağıda yazarın çıkarttığı derslerin bir kısmını kendi yorumlarımla aktaracağım.

– Öncelikle “eğitim”, sürekli bir yapıdadır ve kesinlikle diploma ile eşanlamlı değildir, diploma veren neredeyse tüm programlar yukarıdaki karmaşık listeler yerine daha kolay elde edilebilecek yeteneklere yönelmiş durumdadır.

– Okulların bitmesi ile eğitim süreci bitmez.

– Bu yeteneklerin tek sınav alanı, gerekli durumlar ortaya çıktığında onları kullanmaktan geçer.

– Bu yeteneklerinizi geliştirmek için zaman, enerji ve kaynak yatırımı yapmak zorundasınız ve bunu kendimiz yapabilirsiniz.

– Bu yatırımlarınızın getirisi parasal veya yaşamsal tatmin olacaktır.

Kişisel başarımız olduğu kadar iş başarımızda bunlardan geçer, bu nedenle hem kendimizi, hem de çalışanlarımızı sürekli eğitmek zorundayız ama unutmamak gerek bu eğitim sadece mesleki eğitimle sınırlı kaldığı sürece yetersiz kalacaktır.

TEK’LERDEN KAÇMAK GEREK

Diğer bir deyişle yeni bir iş kurarken yumurtalarınızın hepsini aynı sepete koymaktan kaçınmalıyız. Bir çok başlangıç tek müşteriye, tek kişiye güvenilerek başlatılır ve bu tekler kısa sürede çok’a dönüşmediği sürece işin başarısı ve devamı tehlikeye girer.

Kaçınmamız gereken bu tekler nelerdir;

1- Büyük ve tek bir müşteriye bağlı kalmak: Herhangi bir nedenden dolayı bu müşteriyi kaybettiğimiz zaman bütün gelir kaynağımız kuruyacak ve belkide yeni müşteri veya müşteriler bulmaya vaktimiz dahi olmayacaktır.

2- Tek bir tedarikçiye bağlı kalmak: Aynı şekilde bu tedarikçiyide kaybetmek büyük bir risk olacağından daha fazla sayıda tedarikçilerle çalışmak veya ilişkide olmak hayati önem taşır.

3- Tüm faaliyetlerin şirket içerisinde tek bir kişiye bağlı olması: Keza bu da yüksek riskler taşıyan bir durumdur. Bu tek kişi siz bile olsanız, sizin eksikliğinizde iş tamamen duracaktır.

Her zaman alternatiflerin olması ve tek bir kişiye veya kuruluşa bağlı olmadan çalışmak riskleri minimize edecek, işin sürekliliğine balta vuramayacaktır.

Yumurtalarınızı aynı sepete koymaktan kaçının ve iş modelinizi bu yönde geliştirin.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Next Page →

Follow on Feedly