Global Peter Drucker Forumu 2015 – Digital Çağı Yönetmek ve İnsanlığımızı Kazanmak

Global Peter Drucker Forumu 2015 from Tufan Karaca

HİYERARŞİ – HIYARARŞİ – HOLACRACY

hiyerarşiDeğişim içerisinde yeniden şekillenmekte olan işletmeler bir çok şeyi değiştirmek zorunda artık, hem de klasik olarak yerleşmiş olan bir çok şeyi.

Her zaman söylediğim gibi, benim gibi danışmanları, şirket organizasyonu yapmak için kullanmaya çalışan bir çok yönetici ve patron, artık bizleri disorganization – dağınıklık yani düzeni bozmak için çağıracak.

Sanırım bunların içerisinde de en hızlı değişecek olanlar merkeziyetçilikten ademi merkeziyetçiliğe (her birimin kendisinin merkez olması) ve hiyerarşiden HOLACRACY’e geçiş olacak.

Aslında her ikisi de hiyerarşi il ilgili. Işıklar içinde yatsın sevgili Ulaş Bıçakçı bundan 15 yıl önce “hiyerarşi hıyararşidir” dediği zaman hiyerarşik yapılardaki bir çok hıyarın ne kadar alınıp kızdığını hatırladım bu yazıyı yazarken.

Eski General Electric CEO’larından Jack Welch’in yaklaşımı da çok benzer U.Bıçakçı’ya. J.Welch, “Hiyerarşi herkesin yüzünü CEO’ya,poposunu da müşteriye döndüğü yerdir.” diye tanımlar.

Örgütlenmedeki yapılara baktığınız zaman da aşağıdaki resmi görürsünüz. Hiyerarşinin tepesindekiler aşağı baktıklarında sadece pislik görürler, aşağıdakiler yukarı baktıklarında ise sadece ve sadece kocaman popolar.

hiyerarşi

Ve maalesef en çok pislik de, bu hiyerarşinin en tepesinde olan veya olması gereken müşteriye gider.

Geleceğin yönetiminde hiyerarşinin yeri olamayacak çünkü artık insanlar özellikle de,30 yaşın altındakiler yönetilmek, veya güdülmek istemiyor, birlikte çalışmak istiyor”, Karl Moore’ın dediği gibi.

Aslında bu sadece işletme yönetimi kavramını değil tüm yönetim kavramlarını değiştirecek zaman içerisinde.

Yönetim kelimesinin İngilizcesi “management” dır. Bu kelimenin aslı da, Türkçede “manej” olan,  İtalyanca “manegio” ve Fransızca “menége” köklerinden gelir ve at eğitimi, bu eğitimin yapıldığı yerdir. (TDK)

Yani elinde kamçı ve ip olan insanların olduğu yer.

Geçen gün değerli dostum Prof.Dr. Veysel Batmaz’la sohbet ederken siyaset kelimesinin de seyis kelimesinden geldiğini öğrendim, Yani yine kamçılı ve ipli insanlar.

Ama artık günümüz insanı (her yerde aynı hızda gitmese de) elinde kırbaç ve ip olan lider veya yöneticiler değil, birlikte yaratıp, birlikte çalışıp, birlikte yürüyecek yapıları tercih ediyorlar.

Sonuç olarak da yönetimden konuşurken hiyerarşi, yerine holacracy’yi kullanır olacağız.

Holacracy, 2007 de Brian Robertson tarafından örgütsel sistemlere getirilen bir uygulamadır. Yunanca holon, kelimesinden gelir ki bu da “holos” yani “bütün kelimesinin karşıtıdır. Otonom ve kendine yeterli ancak parçası olduğu bütüne de bağımlı demektir.

Holacracy için, bütüne bağımlı ancak otonom bir yapıda kendine yeterli bölümlerin hiyerarşisidir denebilir.

Bunları anlayabilmek ve uygulayabilmek için ise örgütsel yapının yalın ve çok çevik olması gerekecektir, ve bunlar yapıyı daha yalın ve çevik hale getirecektir.

BÜYÜK DEĞİŞİM – 6. Küresel DRUCKER Forumu

BÜYÜK DEĞİŞİM temalı 6. Küresel DRUCKER Forumu izleyen Vladimir Vulić, konuşmacıların yaptığı konuşmalardan önemli gördüğü bazı cümleleri alıntı olarak derlemiş. Tabi cümlenin konuşma içerisindeki anlamını vurgulamak tek bir alıntı ile vurgulamak zor ancak bir çoğu hoşuma gittiği ve hepsini okuyunca da bir bütün olarak anlam ifade ettiğini gördüğüm için Vladimir Vulić’den izin alarak tercüme ettim.

Tercüme için izin veren Vladimir Vulić’e ve resimleri kullanmama izin veren toplantının resmi fotoğrafçısı Gerry Mayer-Rohrmoser | www.mayer-rohrmoser.at özellikle teşekkür ederim.

NEREYE GİDİYORUZ ?

İşimizin dolayısı ile bizim geleceğimizin başarısı, daha önce de bir çok kez söylediğim ve yazdığım gibi geleceği görebilmekte ve vizyon oluşturabilmekte yatıyor.

Drucker’ın söylediği gibi; “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu yaratmaktır.”

Bunu yapabilmek için de çevreyi ve dünyayı çok iyi izlemek, sürekli neler olup bittiğini görmek ve yorumlamak gerekir.

William Gibson’ın söylediği de bunu destekler nitelikte; “Gelecek burada, ancak dağınık.”

Yaşamımız ve başarımız için bugünü görüp anlamak, yorumlamak ve onu tahmin ederek vizyon oluşturmak yaşamsal önem taşıyor.

Artık geleceği belirleyen en önemli şey teknoloji. Hızla gelişen teknoloji yaşamımızı sürekli değiştiriyor. Düne kadar robotların insanların yerini alacağını sanıyorduk , insana karşı robot. Ama artık bu karşıtlık eskisi kadar keskin gözükmüyor.

Makinalar hala bazı konulara insanın yerini almaya devam edecek ancak bunun yanı sıra :

–          İnsanlara destek vermekte,

–          Ve insanlarla yan yana çalışmakta.

Bu farkları çok iyi gözlemlemek, anlamak ve işimize yapacağı etkiyi görebilmek gerekiyor.

Bu konuyu ileride biraz daha geniş yazmak istiyorum ancak bugün aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ederim, dünyanın en hızlı robotu Kuka ile en hızlı ping pongcusu Timo Boll’a karşı:

3 BOYUTLU YAZICILARIN YARATACAĞI SINIRSIZ DÜNYA

3 boyutlu yazıcılar şu sıralarda düşüncemi oldukça kurcalıyor, neredeyse her gün bu konu ile bir kaç haber okuyorum.

Kişisel olarak, 3 boyutlu yazıcıların geleceği şekillendireceğini, en az endüstri devrimi kadar önemli bir atılıma neden olacağını ve gerek kişisel iş yaşamlarını, gerekse şirketler üzerinde yönlendirici düşünüyor ve düşlüyorum.

3 boyutlu yazıcılar gün geçtikçe çeşitleniyor ve ucuzluyor, yaptıklar şeylerin yelpazesi elbiseden gıdaya, mandaldan motor parçalarına kadar uzanıyor.

Bugün FORBES‘da 3boyutlu yazıcılar ile yapılan şeylerle ilgili bir yazı vardı :

3 boyutlu yazıcı ile üretilen insan organları : Yaşayan hücrelerle üretilmiş organlar üretmiş Dr. Anthony Atala. Bunun anlamı da, çok yakın zamanda organ bağışı beklemeye gerek kalmayacak, insanların kendi hücreleri ile gerekli organ üretilebilecek.

2011 Ekiminde, Dr. Glenn Green ve Dr. Scott Hollister, nefes borusu çok zayıf olan ve en azından günde bir kez kalbi duran Kaiba Gionfriddo adındaki bebek için 3 boyutlu yazıcı ile gerekli parçaları üreterek bebeğin hayatını kurtarmış.

Geçtiğimiz yaz Princeton Üniversitesinde bilim insanları biyonik kulak üretmişler.

biyonik kulak
Geçen yıl Hollanda’da 83 yaşındaki bir kadın için çene üretilmiş ve yerine konduğunun ertesi günü kadın konuşmaya ve yutmaya başlamış.

yapay çene
Otomotive sektörü : Urbee 2, tamamen 3 boyutlu yazıcılarla üretilen bir araba.

General Motors, 2014 model Malibu’ların tüm prototip parçalarını, zamandan kazanmak amacı ile 3 boyutlu yazıcılar ile üretmiş.

Ford, tüm silindir kapağı, vantilatör, vites kutusu gibi bir çok prototipi 3 boyutlu yazıcılar ile yapıyor.

Ford’un vizyonu içerisinde artık fiziksel parça satış ve dağıtımını bırakıp, istediğiniz parçayı eğer evdeki yazıcınız uygunsa evde, değilse dışarıda uygun bir yazıcıda üretilmesine geçmek.

Düşünün böyle bir sistemin dağıtım kanalarına, müşteri ilişkilerine getireceği değişikliği.

Havacılık endüstrisi : NASA’nın roketler için 3 boyutlu yazıcıda ürettiği enjektörler ısı testlerini geçmiş.

NASA’nın vizyonunda, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS)tüm gerekli parça ve aletleri 3 boyutlu yazıcılar ile üretmek ve böylece yolculuklarda malzeme taşıma derdinden kurtulmak var.

Artık bu haberler sürekli var.

Ben aslında bu yazıcıları “herşeyi üretebilen mini fabrikalar” olarak yorumluyorum ve bunların seri üretim ve ölçek ekonomisini çok etkileyeceklerini görüyorum.

Öncelikli etki sanırım girişimcilerin ve yenilikçilerin üzerinde olacak, prototipleri hızla ve ucuza üretebilecekler.

Bazı tasarımlar endüstriyel üretim aşamasına girmeden arzu eden kişiler için, arzu edilen değişikliklerle ve uygun fiyatla üretilebilecek.

Bu makinaların çalışmasını sağlayan tasarımcılık büyük bir iş kaynağı olacak.

Muhtemelen tedarik zincirleri çok etkilenecek. Düşünün bazı ürünleri internet üzerinden alacak, evdeki yazıcınız uygunsa onda, değilse dışarıda bastıracaksınız. Belki bunları kargo şirketleri bile nakliye yerine baskı tekniği kullanarak transferlerini yapacaklar.

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ ?

(10 Nisan  2011 de HABERTÜRK de yayınlanan yazı.)

Değişimi ve özelliklede değişimin eğitim sistemindeki gelişmelere olan etkisini tartışmaya açmak amacıyla Karl Fish ve Scott Mcleod’un hazırladığı,’’ Bunları Biliyormuydunuz ?’’ adında bir sunumu var.

Sunumun  geneline baktığımızda dünyanın geleceğini anlamaya çalışmamıza yardımcı olacak, özellikle teknolojinin getireceği yeniliklere ve ekonominin gideceği yönü görmemize yarayan bir çok soru ve bunların yanıtları ile hazırlanmış bir sunum.

Bu sorular ve yanıtlarının bir kısmını aşağıda sizlerle paylaşıyorum, paylaşıyorum ki artık bizlerin olmasa bile çocuklarımızı nelerin beklediğini ve dünyadaki değişimin inanılmaz hızını görelim.

Önümüzdeki sekiz saniye içerisinde 34 bebek doğacak ve bunların 5’i Hindistanda, 4’ü Çinde 1’i de ABD’de doğmuş olacak.

Acaba onların dünyası nasıl olacak?

1900 yılında dünyanın en zengin, en büyük ordusuna sahip,dünyanın finansman ve iş merkezi olan,en güçlü eğitim sistemine sahip, para birimi dünyayı yöneten, en yüksek yaşam standartlarına sahip ülkesi hangisiydi?

İngiltere..

2006 yılında üniversitelerden mezun olan gençlerin;

1.3 milyonu ABD’li,

3.1 Milyonu Hindistanlı,

3.3 Milyonu Çinli

2006 yılında Hindistanda üniversiteden mezun olan gençlerin yüzde kaçı İngilizce konuşuyor dersiniz?

%100 ü…

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde en çok İngilizce konuşan insanın hangisi olacağı tahmin ediliyor dersiniz?

Çin..

Bunu 60 sene önce,40 sene önce,hatta 20 sene önce tahminedebilirmiydik?

ABD Çalışma Bakanlığı istatistiklerine göre çalışanların ¼ ü çalıştıkları işte bir yıldan kısa bir süredir,1/2 si beş yıldankısa süredir aynı işte çalışıyor.

Bugün okul çağında olan gençlerin 38 yaşına vardıklarında en az 10-14 işte çalışacakları tahmin ediliyor…

Yeni medya, organik tarım,e-ticaret,nano teknoloji gibi birçok konu 10 yıl önce üniversitelerde okutulmuyordu.

Acaba bundan 10 yıl sonra neler okutulacak.

50 milyonluk bir seyirci kitlesine, radyonun 38, televizyonun 13 ve internetin 4 yıl içerisinde ulaştığını biliyormuydunuz?

Google’da aylık aramanın 2.7 milyardan fazla olduğunu biliyormuydunuz? Googledan önce bu soruları kime soruyorduk acaba?…

Teknolojik bilgi şu anda iki yılda bir ikiye katlanıyor(2006).2010 yılında sadece 72 saatte ikiye katlanacağı öngörülüyor.

Siz bunları okurken 3000 adet e-kitabın yayınlandığını biliyormuydunuz?

NewYork times da bir hafta içerisindeki bilginin, 18.yüzyılda bir insanın tüm yaşamı boyunca edindiği bilgiden daha fazla olduğunu… Biliyormuydunuz?…

Nokıa’nın saniyede 13 cep telefonu ürettiğini, diğer bir deyişle siz bu yazıyı okuyuncaya kadar 3900 adet cep telefonu ürettiğini biliyormusunsuz?…

2020 yılında internete en çok cep telefonu ile bağlanılacağını biliyormuydunuz?…

Cep telefonunun sahip olduğu bilgisayar gücünü,MIT da 1965 yılında kullanılan bilgisayardan bir milyon kez ucuz,bin kez güçlü ve yüzbinde bir boyut olarak küçük olduğunu biliyormuydunuz?…Diğer bir deyişle bir binaya ancak sığabilen bir araç artık cebimize sığabiliyor.

ABD’de gazete baskısının son 25 yılda 7 milyon adet düştüğünü, buna karşılık son beş yıl içerisinde gazetelerin internet sitelerine 30 milyon yeni okuyucunun kayıt olduğunu biliyormuydunuz?…

2009 yılında konvansiyonel reklamcılık gelirlerinde düşüş giderek büyüdü;

ABD’de

Gazete reklamlarında düşüş %18, Televizyon reklamlarındaki düşüş %10.1, Radyo da %11.7,

Dergilerde ise %18.4,

Buna karşılık ise dijital reklam sürekli artış gösteriyor;

Cep telefonu ile yapılan reklamlardaki artış %18.1, internetle ise %9.2

Biliyormuydunuz?…

Tüm bunların anlamı değişim çok hızlı ilerliyor,şu anda çocuklarımız henüz ne olduğunu bilmediğimiz işler ve teknolojiler için hazırlanıyorlar, ve bu teknolojiler ile henüz varlığından bile haberimiz olmayan sorunları çözecekler.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly