Tazedirekt Spekülasyonlarına Katkılarımız

#planmımodelmi

Plan mı Model mi #planmımodelmi

Tufan Karaca ve Baran Korkut Bilgitivi’de plan mı model mi sorusuna cevap arıyor ve sizin için yorumluyor.

TAZEDIREKT ve ASLANOBA’nın DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


Tazedirekt’in kapanmasının ardından çıkan birçok dedikodu ardından da son günlerde nihayet konunun en yakını olan Aslanoba’dan bazı bilgiler geldi WEBRAZZI üzerinden. Aslında neredeyse Aslanoba’nın söylediklerine yakın şeyleri TAZEDIREKT’in eski CTO’su Umut Gökbayrak’da söylemişti birkaç gün önce.

Aslanoba söz konusu yazıda oldukça samimi davranmış ancak bazı şeyleri yörumlarken’de sanki üstü kapalı geçmiş gibi geldi bana. Onun söylediklerinin üzerinden geçtiğim zaman birçok şeyin “İŞ MODELİ” ve “İŞ PLANI” zaaflarına bağlı olduğunu düşündüm.

“İş modelinde sonradan keşfettiğimiz bazı zaaflardan hızlıca kurtulmak çok zordu” diyor Aslanoba, ki bu da hazırlanan iş modeline yeteri kadar özen gösterilmediğini düşündürüyor.

Buradaki en önemli konulardan biri TAZEDIREKT’in sadece bir internet girişim değil, arka planda gerçek bir fiziksel bir üretimin olmasında yatıyor sanki.

Salt “İŞ MODELİ”nin yeterli olduğu ve “İŞ PLANI”na gerek olmadığı görüşünün savunucularının vurguladıkları noktalardan biri “İŞ PLANI”nın zaman aldığı konusudur ve bu zamanı harcayamak yerine hemen işe başlamak gerektiğini söylerler. Arka planda fiziksel bir üretim konusu olduğunda ise aslında “İŞ MODELİ “ne de bayağı zaman harcamak gerekir. “İŞ MODELİ”nde oluşan zaaflar sanki “İŞ MODELİ”ne yeterli önemin ve zamanın harcanmadığını düşündürüyor bana.

Aslında her zaman söylediğim gibi “İŞ MODELİ” “İŞ PLANI”nın altyapısını hazırlar ve “İŞ MODELİ”nden sonra “İŞ PLANI” hazırlamak için gereken bilgilerin çok büyük bir kısmı hazırlanmış olur.

“İŞ PLANI”nın hazırlanması da işe başladıktan sonra yeterli değildir, sürekli revize edilmelidir.

Sabit giderleri yüksek (özellikle de fiziksel üretime dayalı) iş modellerinde, ana faaliyetler ve ana kaynaklar yapıtaşlarının önemi fazlası ile artmakta ve çok iyi irdelenmesi gerekmektedir. Bunu yapmadığımız zaman her zaman beklenenin aksine, TAZEDİREKT’de olduğu gibi, sıkıntı “değer önerisi hazırlanmasında” değil, üretim de çıkacaktır. “Özellikle sipariş hazırlama merkezimizde, sebze-meyve kategorisinde aşırı hurda-fire çıkıyor, ürün marjlarımızı dramatik düşürüyordu.” Diyen Aslanoba da sanki bunu teyidediyor.

Aslanoba’nın dediği gibi “emek yoğun” işlerde çalışan planlaması iş planının en önemli kısımlarından birini oluşturur ve bu planlamada bazı kriterler konarak takibedilmesi, revize edilmesi gerekir. Bu kritelerde ağırlıklı olarak satış seviyelerine bağlanır, özellikle de hızlı büyüme aşamalarında bu kriterlerin sürekli gözden geçirilerek simüle edilmesi, revize edilmesi gerekecektir.

Aslanoba’nın kullandığı “sermayenin bolluğu” deyişi de rahatsız edici. İş planı hazırladığımız zaman gerekli sermayenin ne olacağı açıkça gözükecektir, yeterli olmadığı noktalarda fon girişi gerekecektir ve bu fonların geri ödenmesi gerekecektir. Sermaye bolluğu ise geri ödeme baskısını sağlamayacağından bazı düşünceler ertelenerek baskı başka konulara kayacak ve önemli konular atlanacaktır.

Sonuç olarak:

“İŞ PLANI”nın alt yapısını oluşturan “İŞ MODELİ” titizlikle hazırlandıktan sonra “İŞ PLANI”nın da aynı titizlikle hazırlanması gerektiğini ve her iki kavramın da aslında iç içe olduğunu, sürekli güncellenmesi ve revize edilmesi gerektiğini tekrar tekrar vurgulamak istiyorum.

Önce Başarısızılık Sonra Başarı, Başka Yolu Yok…

Girişimcinin çok şanslı birisi olmaması halinde ilk girişiminde başarıyı yakalaması çok düşük bir olasılıktır.

Gallup araştırmalarına baktığımızda, ABD’de kurulan şirketlerin %50 sinin ilk beş yıl içerisinde kapandığını görüyoruz.

Türkiye’de de çok değişik değil bu oran. Yeni kurulan işletmelerin %24’ü iki, %52’İ dört, %63’ü de altı yıl içerisinde yok oluyor.

Değişimin hızının getirdiği etkinin yanı sıra daha birçok neden var bu başarısızlıkların temelinde. Kişisel araştırmalarım, bu şirketlerin çoğunun pazara girerken veya ürün geliştirirken yeteri kadar araştırma yapmadıklarını ve gerçekçi bir iş modeli ve iş planı üzerinde çalışmadıklarını gösteriyor.

Melek yatırımcılar üzerinde yapılan çalışmalar da aynı sonuçları gösteriyor neredeyse. Melek yatırımcıların yatırım yaptıkları girişimlerin sadece %20’sinden para kazanabiliyorlar.

Sonuç olarak bir girişimcinin ilk girişiminde başarılı olması, birçok etken nedeni ile çok düşük bir şans.

Ancak başarısızlık bir girişimcinin uzun dönemde, en önemli yatırımlarından biri, çünkü bu denemelerde öğrenilenler başarıyı getiriyor.

Artık hepimiz biliyoruz, girişimcilik öğrenilebilen bir şeydir ve bunların içerisinde başarısızlık oranını minimize etmek de vardır.

Başarı şansını çoğaltmak için en önemli şartlardan biri bir fikirden değil bir sorundan yola çıkmaktır. Fikrimizin hangi sorunu ortadan kaldırdığı ve bunun gerçek bir sorun olup olmadığını kavramak en önemli çıkış noktasıdır. Araştırdığınız zaman bugün başarılı olarak nitelendirdiğimiz birçok girişimcinin kendi yaşadıkları bir sorunu ortadan kaldırmak için yola çıktıklarını göreceksiniz.

Zaten artık sattığımız her şeyi “değer önerisi” olarak tanımlamıyor muyuz?

Doğru ürünü geliştirerek yaratmak için sürekli “değer önerimiz” ile çözüm arayan kişiye, yani müşteriye danışarak ürünü son hale getirdikten sonra da iş modelimiz oturtarak iş planımızı yapmak gerekir ki ortadan yok olanlar listesine girmeyelim.

İşe Başlarken “İş Planı” Neden Önemli? TEB KOBİ TV

GİRİŞİMCİLİK DERSİ–yyü – VAN

14 Şubat’da, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde, Hüseyin Şıvgın’ın “”İş Planı” sunumuna 2 dakika bile olsa, aşağıdaki video ile katıldım. Teknik olanakları çözebilseydik derse skype üzerinden real time, online katılacaktım.

Beni ders davet eden Hüseyin Şıvgın’a, derse katılmama izin veren Sayın Doç.Dr.Abdullah OĞRAK’a teşekkür ederim.

ŞİRKETLERİN YAŞAM SÜRESİ

tracksSürekli değişimin hızından, teknolojik değişimin logaritmik yapısının hem iş hem de özel yaşamımızı nasıl etkilediğinden, buna bağlı olarak da şirketlerin yaşamlarının nasıl kısaldığından bahseder dururum.

Şirketlerin kısalan yaşamları, toplumum tüm çalışan kesimlerinin iş yaşamını da doğrudan ilgilendiriyor ve değiştiriyor.

Bugün konu ile ilgili çok çarpıcı bir örnek okudum. Amazon’un artık sattığı ürünleri insansız uçan araçlarla göndermeye çalıştığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bu teslimatlarda kullanılacak olan sistemin test edilmesi için gerekli izinleri almak amacıyla Amazon, Federal Havacılık Kuruluşuna başvurmuş, bürokratik nedenlerle bu izinin alınması altı ay kadar sürmüş ve geçenlerde izin belgesi ellerine ulaşmış.

Ulaşmış, ancak izin başvurusunda belirtilen insansız hava aracı bu süreç içerisinde artık demode olduğundan kullanımdan kalkmış…

(Kaynak : Amazon Wins Approval to Test Delivery Drones in US)

Evet, çağımız arık hız çağı, eskiden kullandığımız zaman kavramına ilişkin bir çok şey artık geçerli değil.

Ancak yaşamımızı da hızla değiştiriyor, değişimin önüne geçemez isek de yok oluyoruz. Şirketlerin yaşamları da bu yüzden kısalıyor.

1930 lardan bu yana bir şirketin beklenen yaşamı yarı yarıya düşmüştür.

Prof. Rolf Strom Olsen

1955 yılında Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerden sadece 61 tanesi (%12.2si) 2014 yılı listesinde vardı.

Mark J.Perry
American Enterprise Institute

1955 yılındaki listede bulunan şirketlerin ortalama yaşı 58 iken, 2011 listesinde bulunan şirketlerin ortalama yaşı 13’ e inmiştir.

Fortune 500 Extinction

Tabi bu arada hala yüzyıllardır yaşayan çok aza sayıda şirketler var, Businessweek’de yayınlanan güzel bir yazı var bu konuda. Yazı, uzun yaşayan şirketlerin ortak özelliklerini araştırmış ve incelemiş. Bu ortak özellikler şöyle sıralanıyor:

  1. Uzun ömürlü şirketler çevreye duyarlı,
  2. Uzun ömürlü şirketler kişilik sahibi ve bu kişiliğe bağlı,
  3. Uzun ömürlü şirketler esnek,
  4. Uzun ömürlü şirketler para harcarken çok tutucu.

Değişimin içerisinde yaşarken değişmek yetmiyor, değişime yön vermek gerekiyor.

İŞ PLANIMI?–İŞ MODELİMİ? (1)

planİş planı bitti, iş planına gerek yok artık diyen birçok yaklaşım var ancak yıllar içerisinde birçok girişimin içinde ve başında olarak veya birçok girişim projesine aday yatırımcı olarak baktığımda gördüğüm şey beni sürekli İş Planı’na doğru sürüklemekle birlikte tabi ki İş Model’inin de önemi konusunda hiçbir şüphem yok.

İş Modeli tartışmalarını başlatan iki anahtar olay vardır:

Alexander Ostarwalder’in 2010 yılında yazdığı “İş Modeli Üretimi (Business Model Generation)” ve Eric Ries’in 2011 yılında yazdığı “Yalın Yeni Girişim (The Lean Startup)” kitapları.

Ayrıca 2012 yılında Steve Blank ve Bob Dorf’un yazdığı “ Girişimcinin El Kitabı (The Startup Owner’s Manual)” adlı kitabı ile de yalın girişim ve İş Modeli kullanımı konularına ağırlık vermiştir.

Aslında 2007 de yazmaya başladığım ve çalışma yaşamım nedeni ile sürekli kesintilere uğrayan “Girişimciler İçin Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama” adlı kitabı 2009 yılında bitirmiş olmama rağmen yayıncı arayışı, yayıncının hazırlık aşaması vs. derken gerek İş Modeli gerekse Yalın Girişim kitabımda maalesef yer alamadı. Yer alamadı, çünkü bu kavramlar henüz neredeyse ortada yoktu.

Aslında kitabın başlığı içerisinde KOBİ’lerin de belirtilmesini istememe ve düşünmeme rağmen yayıncı bu ismi daha uygun buldu.

Bunu istememin nedeni gerek girişim gerekse yaşayan bir işin İş Plansız sağlıklı bir şekilde yürümesine olanak olmayacağı konusundaki kesin inancımdır ki bu inanç bence 35 yıllık profesyonel yaşamımda kanıtlanmıştır.

2011 den bu yana birçok görüşü değerlendirdim, birçok görüş sahibi ile tartıştım. Sonuçta her zaman söylediğim gibi önce kavramların birbirine karıştığını, sonra da bazı yazarların isim yapmak veya parlamak adına sivri çıkışlar yaptığı sonucuna vardım.

Aslında benim vardığım sonuç, her iki kavram da aynı, ikisinin amacı da kurduğumuz veya kuracağımız işi hem kendimize, hem başkalarına tanımlayabilmek, anlatabilmek için kullanılan, işin varmasını istediğimiz noktaya gidebilmesi için gereken yol ayırımlarını belirleyen stratejik bir araç ve doküman .

İş Modelinin, İş Planından farklı olarak, en önemli özelliklerinden biri de bir sayfa üzerinde ve görsel olarak hazırlanmasıdır. Ostarwalder’in buradaki görsel ve tek sayfada sunumu, işin hızlı anlaşılabilmesi açısından çok önemlidir. İş Planı, tek sayfaya dökülebilen ve görselliği ön planda tutmayan bir yapıda olduğu için hazırlanması ve okunması açısından daha fazla zamana ihtiyaç göstermektedir.

Her ikisini karşılaştırırken İş Modeline ağırlık verenler temel olarak İş Planının hazırlanması için gerekli sürecin uzun olması, bu uzun sürecin ise zaman kaybına, hatta çevre değişikliklerine bağlı olarak geride kalmaya neden olacağına bağlanmaktadır. Benim buna yanıtım ise her zaman .” Benim tecrübelerim sonucu önerim, eğer bir İş Planı için gerekli bilgileri (işin yapısına bağlı olarak) 2-6 hafta arasında toparlayamıyorsanız ve bu süreden sonra İş Planı’nı hazırlamanız 2-4 haftayı aşıyor ise muhtemelen yanlış bir iş düşlüyorsunuz demektir.” (kitaptan alıntı)

Burada iki önemli nokta var,

İŞ PLANINDAN İŞ MODELİNE GEÇERKEN

MURATCAN YALIN GİRİŞİM KAVRAMINI ÖZETLİYOR

vapurBirgün Gazetesinin 2 Mart 2015 tarihli nüshasının 2. sayfasında Önder Abay tarafından yazılmış “Yok olmaya yüz tutmuş mesleklerden biri: Vapurda işportacılık” yazısını okurken 19 yaşındaki Muratcan’ın anlattıklarında bunca yıl okumuş olduğum bir çok pazarlama, işletme kitaplarında okuduğum her şeyin nerede ise özetini buldum diyebilirim.

Hatta günümüzde yazılmış “Yalın Girişim” – “İş Modeli Üretimi” – “Değer Önerisi Tasarımı” kitaplarının söylediklerini anlatan bir delikanlı Muratcan.

Önder Abay’ın “Yok olmaya yüz tutmuş mesleklerden biri: Vapurda işportacılık” yazısını buradaki linkten okuyabilirsiniz ve okumanızı da özellikle tavsiye ederim.

Next Page →

Follow on Feedly