ÇALIŞAN MIYIZ? / ŞİRKET SAHİBİ MİYİZ?

Mezun olduktan sonra kaçımız ne yapmak istediğimizi tam olarak biliyorduk ve o işe girebildik?

Çoğumuz bunu yapamadı.

Ben dahil birçoğumuz bulabildiğimiz işe girdik, oraya buraya savrulduk ve bugün olduğumuz yere geldik.

Geleneksel kariyer planlama teknikleri çoğumuzun pek işine yaramadı ve günümüzde işe yaramakta da zorlaşıyor.

Bunun iki ana nedeni var.

Birincisi, artık önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak işlerin ne olacağını dahi kestiremiyoruz. Dünya çok hızlı değişiyor ve buna bağlı olarak herhangi bir ”kariyerin” geleceğini görmekte zorlanıyoruz, başaramıyoruz.

İkincisi ise daha temel bir konu. Aslında kariyer geliştirmek bir girişimcilik örneği, genelde yapmak istediğimiz şeyle ilgili bir hipotezimiz var ve bir işe girerek bu hipotezi test ediyoruz.

Bir süre bu işte çalışıyoruz, bir süre sonra bu işin bize;

1-Geçineceğimiz bir gelir getirip getirmediğine,
2-Kişisel tatminimizi sağlayıp sağlamadığına bakıyoruz.

Eğer bu soruların her ikisine de ”evet” cevabını verebiliyorsak devam ediyoruz. Aksi halde başka bir şey araştırmaya başlıyoruz.

Kişisel İş Modeli” yöntemi bizim bu araştırma işimize hız katan bir yöntem, ancak tabi ki bu arayışın tamamen yerini alamaz.

Unutmamamız gereken, yaptığımız yani çalıştığımız iş (görev) aslında bizim işimiz (şirketimiz) ve biz bir işte çalışırken bir iş kurar ve yönetir gibi davranmalıyız.

Bunun temel şartı da bir girişimci gibi düşünmekten geçer.

Bir iş kurarken en önemli karar ”İş Modeli” dir. Bu iş modeli kavramını, yaratılmasına katkılarım olan ”Business Model You” kitabında ortaya koyduğumuz ‘Kişisel İş Modeli‘ veya ‘Kariyer Modeli‘ yöntemi ile çalışma yaşamında kullanabiliriz.

Çünkü sonuç olarak biz herhangi bir kurumda çalışarak o kurum için bir değer yaratıyoruz. Bu değeri yaratırken de bilgi, beceri ve zamanımızı kullanarak bunun karşılığında değeri (ÜRÜN) belli bir maaş karşılığında (FİYAT) bir kuruma (MÜŞTERİ) satıyoruz.

Ayrıca dünyadaki gelişmeler, nitelikli iş gücünü daha ucuz olan niteliksiz işçiliğe doğru çekerken, kurum içerisinde yapılan birçok işi de taşeronlara devretmeye zorluyor, çünkü bu daha ucuza geliyor.

Dünyada giderek artan, çalışılanları evde çalışmaya teşvik eden uygulama bunun başlangıcıdır aslında. Evde çalışanlar, oldukça pahalı olan ofis alanı işgal etmiyor, aynı şekilde ofiste çalışanların kullandığı su, elektrik maliyetleri ortadan kalkıyor, iş yerindeki çatışmaları azaltıyor vs.vs.

Önümüzdeki yıllarda beyaz yakalı çalışanların çoğu taşeron olarak çalışmaya devam etmek zorunda kalacak.

Follow on Feedly