KURUSALLAŞAMAMANIN 7 GÖSTERGESİ

file000390952771Kurumsallaşma kavramı beni oldukça güldüren kavramlardan biridir. Her duyduğumda, İngilizce kurumsallaşma kelimesinin ilk akla gelen anlamı gelir aklıma. Bu da, aklı yerinde olmayan kişilerin tedavi amacıyla bir kurumda barındırılması anlamıdır.

Kurumsallaşma aslında bayraktarları tarafından çok değişik anlamlarda ve genelde de yanlış anlamda kullanılan bir kavramdır. Bu konuya

KURUMSALLAŞIRKEN KURUM TUTMAK” ve “KURUMSALLAŞMALI MI, KURUMSALLAŞMAMALI MI ?” yazılarımda değinmiştim.

Ancak bir çok şirket ve yönetici bu kavramı, muhtemelen ne olduğunu kendilerine de açıklayamadıklarından, İngilizce de en çok kullanılan anlamıyla kullanıyor sanki. Bu seviyede anlaşılmadığı ve kullanımı aşındırıldığı için de herkes ne olduğunu bilmeden ve yanlış kullanmaya başlıyor.

Geçenlerde bir reklam gördüm, “Kurumsal firma WEB sitesi hazırlanır”.Ne demek bu? Yapılacak sitenin parametrelerinden biri de 3 sayfayı geçmemesi. Zaten kopyala yapıştır tekniğini kullandıklarını anlıyorsunuz, ama neden KURUMSAL FİRMALAR için? Belli ki kime olsa yapacaklar ama yaptırana verilen kurumsallık tatmini ön planda.

Kurumsallaşamamanın belirgin olduğu şirketlerde kurumsallaşma kavramına sığındıklarının göstergeleri bence şöyle sıralanabilir:

  • Çalışanları, insan değil makina olarak algılayan firmalar,
  • Plaza da yer kiralayarak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Kravat takarak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Çağrı merkezi kullanmaya başlayarak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Yabancı şirket ortaklığı ve sahipliği ile kurumsallaşmaya geçiş yaptığını sananlar,
  • “Biz kurumsal bir firmayız” ile söze giriş yaparak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Ve en önemlisi anlamsız kurallar nedeni ile bunalmış müşteri veya çalışana, “ama biz kurumsal bir firmayız” diyerek kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,

Bunları duyduğunuz zaman bilin ki karşınızda kurum tutma yolunda hızla ilerleyen bir firma var.

KURUMSALLAŞIRKEN KURUM TUTMAYIN

İş Modeli geliştirme konusunda çeşitli çalışmalar yapıyor, eğitimler veriyorum. Hatta konuya çok yakın “Business Model You” adlı kitabında yazarlarından biriyim.

Konu ile ilgili bir yazı hazırlarken, daha önce dikkatimi çeken BANVİT’in bir uygulaması için bilgi almak geldi aklıma ve telefon ettim. Amacım, Pazarlama Departmanı ile görüşüp konuyu konuşmak.

Ve macera başladı;

1. Fabrikayı aradım, derdimi anlattım, bana pazarlamadan bir isim verdiler. ancak toplantıda olduğunu ve öğleden sonra aramam gerektiğini söylediler,

2. Öğleden sonra aradım, ama aradğım kibar hanım kendisinin muhasebe ile ilgili olduğunu ve beni bu işlerle ilgilenen halkla ilişkilere bağlayabileceğini söyledi,

3. Halkla ilişkilerdeki hanıma derdimi anlattım. Bana verilen yanıt ;

“Bu tip konularla müşteri ilişkileri (halka ilişkiler değil) ilgileniyor, onlara yazılı bir müracaat yapacaksınız ( yazılı olması şartmış )onlar da ilgili kişiye yönlendirecek.”

Bu bana, yıllarca doğu blogu ülkelerinde yaşaken karşılaştığın şeyleri hatırlattı.

O yıllarda hala komunist sistemin etkileri nedeni ile şirket yönetimlerine ulaşmak nerede ise imkansız idi. Büyük miktarda mal almayı düşündüğünüz şirket yetkililerini aradığınızda sekreter bariyerini aşamazdınız. Sürekli, “bize faks gönderin yanıtını” alırdınız insanlar konuşmaktan çekinirlerdi.

Ama yıllar içerisinde bu yapı oralarda bile değişti, ama buralarda değişmeyen yerler hala var demek ki.

Kurumsalleşirken kurum tutmamak gerek, aklınızda olsun .

KURUMSALLAŞMALI MI, KURUMSALLAŞMAMALI MI ?

Kurumsallaşmanın amacı, işletmelerin sürekliliklerini sağlıyabilmeleri için kişilerden bağımsız olarak belirli sistemler silsilesi içerisinde yürütülmesidir. Bunun gereği olarak da her işlem belirli kurallar dahilinde yürümeye başlar.

Küçük ve orta boy işletmeler ile aile şirketlerinin büyüme aşamasında kaçınılmaz olduğunu varsaydımız kurumsallaşma, acaba günümüzün şartlarında da geçerlimi?

Bilginin çok hızlı arttığı ve aktığı, değişim hızının son on-onbeş yıl içerisinde logaritmik artışı ve giderek de hızlanması sonucu günümüzde hızlı hareket edebilmek, esnek olmak,proaktif olmak ve hatta bir adım ileriye giderek geleceği yaratmak işletmelerin yaşamlarını sürdürmeleri açısından ön plana çıkmıştır. Bunların sağlanabilmesi için de en gerekli altyapı yaratıcı, yüksek motivasyona sahip bir çalışanlar topluluğudur.

Buna karşılık kurumsallaşma çabaları ile koymaya başladığımız kurallar silsilesi, kendi devamını sağlıyabilmek için yeni kurallar gereğini getirecek ve işletmeyi hantal bir yapıya doğru sürükleyecektir. Bu hantal yapının, günümüz koşullarında yaşamaya devam etmesi zorlaşacağından, ya değişime uğrayacaktır ya da yok olacaktır.

Aynı nedenler çalışanların yaratıcılığını körletmeye başlayacak ve motivasyonu düşürecektir. Kurallar sisilesi, bireyi yok saymaya başlayacak ama tezat olarak insanlar tarafından yürütülen, yönetilen işletmeden soğumaya başlamasını getirecektir. İşte tam bu nokta gecikmiş bir değişim başlatma noktasıdır.

Özetlersek, kurumsallığın getirdiği hantallık, karar verme mekanizmasını olumsuz yönde etkileyerek işletmeyi yavaşlatacak ve aynı zamanda da insanlar tarafından yürütülen, yönetilen işletmelerdeki insan faktörünü unutarak arka plana itecektir ki, bu da aslında sonun başlangıcıdır.

Sanırım kurumsallaşmanın son aşamasının kurumsallaşmadan kaçmak olduğunu söylemek, günümüz şartlarının geldiği nokta açısından yanlış olmayacaktır.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly