LİDER Mİ – YÖNETİCİ Mİ?

ManLead

Geçenlerde okurken Henry. Mintzberg’in söylediği bir şey epeyce ilgimi çekti ; “Liderlik edemeyen yöneticiler cesaret kırıcıdır, ancak yönetmeyen liderler ise olup bitenden habersizdir. Bu anlamda ikisini birbirinden ayırmak anlamsızdır.”

Lider yönetici ayırımı yapan bir çok insan, yazar ve düşünür var. Liderlerin ve yöneticilerin niteliklerinden tutun yaptıkları şeylere kadar bir çok ayırım listelenmiş durumda.

Kişisel olarak her zaman düşündüğüm aslında her ikisinin vasıfları ne kadar farklı olursa olsun bunları bir arada barındırmayan kişiler yönetici ve/veya lider olamazlar. Sadece iyi ve kötü yönetici ve liderler vardır.

Aslında vasıfları ne kadar farklı olursa olsun da yanlış bir deyiş, ikisin de aynı olmadığı o kadar konuşuldu, ve varsayılan farkların listesi o kadar çok yazıldı  ki, söylem hatasına düşmek kolay oldu. Her ikisinin de vasıfları arasında çok az fark vardır.

Liderlik vasıflarının bazılarını barındırmayanlar yaşamlarını orta seviye yönetici ve oradan oraya sürüklenen bir yapıda geçirirler.

Yöneticilik vasfında eksiklik olanlar ise fitili ateşledikten sonra yangının büyümesine fırsat bulamadan yer değiştirirler ve arkalarından iyi idi ama bize uymadı dedirtirler.

Tabi bu arada başarı için, lider-yönetici ile eğer uzun zamandır yürüyen bir organizasyona geliyor ise uyum sorunlar her zaman olabilir ve patronlar paydaş değil patron olarak davranıyorsa uyum sağlamak zorlaşacak ve lider-yöneticini o organizasyonda başarı şansı kalmayacaktır. Ancak bu da onun başarısızlığı olarak algılanmamalıdır.

KARINCALARDAN LİDERLİK DERSLERİ

Harward Business Review blogunda Ndubuisi Ekekwe’nin karıncalardan çıkarttığı dersleri anlatan bir yazısı beni oldukça düşündürdü ve paylaşmak istedim.

(16 Ekim  2010 da HABERTÜRK de yayınlanan yazı.)

Ekekwe, tüm Afrika Üniversitelerinde yazılan tezlerin paylaşılacağı dijital bir kütüphane projesi üzerinde çalışmaya başlarken yaptığı bir yolculuk sırasında verdiği bir molada karıncaları izliyor ve bir anda karıncaların davranışlarından dersler çıkartarak yürüteceği projeye uyarlamaya karar veriyor.
“Dinleniyordum, hareket halindeki karıncalar ilişti gözüme. Bir tanesi yiyecek bulduğunda, diğerleri hemen gelip el birliği ile yiyeceği depo alanlarına götürüyordu. Düzenlerini bozmaya karar verdim ve malesef bunu yaparken bir tanesi yaralandı. Diğerleri hemen toplandı ve yaralıyı götürdüler, sonra tekrar organize olarak işlerine döndüler. Kendilerinden en az 30 kat büyük olan şeyleri taşımak gibi muhteşem işler gerçekleştirirken hiç bir denetlemenin olmadığını gördüm. Onları izlerken aklıma proje geldi, başkalarından yardım almak için güvenmek hoş olacaktı ve aldığım dersler doğrultusunda projeyi nasıl yürüteceğim konusunda kararları verdim” diyor Ekekwe yaptığı gözlemleri ve çıkarttığı dersleri şöyle sıralıyor.

Gözlem: Karıncalar ekip olarak çalışıyor.
Ders: Profesyonellerden oluşan bir ekip kuracağım.

Gözlem: Karıncalar birbirlerine güveniyor.
Ders: Kaliteyi, sadece kendim yaparsam yakalarım fikrinden vargeçmeliyim.

Gözlem: Karıncalar, boyları değişik olmasına rağmen ortak hareket ediyorlar.
Ders: Projeyi, benim projem değil, bizim projemiz haline getireceğim ve takım üyelerinin yeteneklerine göre görev dağılımı yapacağım.

Gözlem:
Karıncalar açık ve şeffaf davranıyorlar.
Ders: Fikrimi, aynı şekilde düşünen insanlarla paylaşacağım. Karıncalar yiyecek bulduklarında hızla birbirlerini haberdar edip birlikte taşıyorlar.

Gözlem: Karıncalar kararlı ve hedef odaklı.
Ders: Takım, zaman zaman yavaş dahi olsa sürekli çalışmalı, teslim süreleri de hedef olarak gösterilmeli.

Gözlem: Karıncalar sürekli gruplaşıyor.
Ders: Üzerinde çalıştığım fikir çalışmıyorsa yenisine geçmeliyim hemen.

Aslında bundan bir çok ders çıkartmak mümkün. Şirketlerde çalışanların tümüne güvenerek ve onları teşvik ederek daha fazla verim alacağımız aşikar. Özellikle küçük işletmelerde herşeyi kendinizin yapabileceğine inanmak büyük bir hata, başkalarına da başarma ve/veya bazen hata yapma şansı vermeli ve çalışanlardan yardım istemeliyiz.

Buna benzer bir örnek de bence Alexander Osterwalder’in “Business Model Generation” kitabını yazma şeklidir. Kitabın yazılışına yaklaşık 400 profesyonelin katkısı olduğu gibi kitabın dizaynı ve bastırılması için de bir çok kişinin katılımı olmuştur ve kitap kollektif bir çalışma ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Ekekwe’nin projesine gelince yaklaşık bir ay önce başlamış ve sağlıklı bir şekilde yürüyor.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly