THY de bunları yaparsa !!

ucakUzun zamandır iç hatlarda özel havayollarının yerine THY’yi kullanmaya başladım. Zaten artık hepsi geç kalkıyor, servis derseniz bazılarında zaten yok. THY’yi tercih etmemin tek sebebi hala koltuk aralıklarının geniş olması ve rahat oturabilmem, ikincisi de ikramları.

Ucuz hizmet verebilmek için bedava ikram yok lafları falan bence hikaye çünkü şimdi artık fiyatlar birbirine zaten çok yakın. Hele Pegasus’ta koridor tarafı, emergency exit, bir kahve, bir sandviç derseniz fiyat zaten herkesten yüksek oluyor.

Aslında burada söylemeden geçemeyeceğim, bir gün Pegasus’a nevalemi alıp bineceğim ve yolda açacağım piknik paketimi bakalım ne olacak Smile.

Bayram tatilini Bodrumda geçirmeye karar verince de biletimizi THY’den aldık. Giderken sabah 7:25 uçağına yer almamıza karşılık 10:30 uçağı ile gitmemize, 10:30 uçağının da 10:30 yerine 11’i geçe kalkmasının dışında pek bir şey fark edemedik, zira uçağa yetişmek için 4 de kalktığımızdan biner binmez uyumuşuz.

Bu arada yer personelinin bir kısmının harika güler yüzünün yanı sıra bir kısmının odunluğu hiç değişmediği için bahsetmeye bile gerek yok.

Dönüşte ise her şey zamanında oldu ama o kadar çok şey fark ettim ki bu kadar bir şeyin bir arada olması yönetimde büyük sorunlar olduğunun göstergesi gibi geldi bana. Doğal olarak deve kesmek ile yönetim ve yöneticilik arasında büyük farklar bulunuyor.

Öncelikle ikram yenemeyecek kadar kötü idi.

ucakikram

Yolcuların çoğu içinde zeytin ezmesi emaresi dahi olmayan, yemek için çok sert, kopartırken de lastik gibi kopmayan zeytin ezmeli çöreği yemedi.

Bu demektir ki yolcu, yani müşteri ile ilgili şeyleri kontrol eden kimse yok, kalite kontrolü yapılmadan mal satın alınır mı? Demek THY alıyor, bari uçaktakiler, kendi uçakları ile ilgili şeyleri kontrol edip değiştirme yetkisine sahip olsalar. Bu bir çok şeyi değiştirir ama bu düşünmeyi, işine özen göstermeyi gerektirir.

İl bindiğimde THY’nin SKYLIFE dergisine bir göz atayım dedi ve aşağıdaki ilanı görünce hoşuma gitti, ehh artık demek ki uçarken de bazı şeyleri halledebilecektim.

ucakdergi1

Ama nerdeeee, tabletimi açmama bile izin yok. Güler yüzlü ve her şeyi çözmek için can atan sevimli kabin görevlisine sordum ve sadece bazı uçaklarda geçerli olduğunu öğrendim bunun ama hangi uçaklarda geçerli olduğunu bilmiyordu görevli.

1. TTNET’in özensizliği malum, ama burada hangi uçaklarda geçerli olduğunu söylemesi gerekir, aksi halde bu ilan yanıltıcıdır ve tüketiciyi aldatmaya yöneliktir.

2. İlanı alan SKYLIFE sadece THY’de dağıtılan bir dergidir, THY’yi de ilgilendiren böyle bir ilanın birileri tarafından kontrol edilip onaylanması gerekmez mi?

ÖZENSİZLİK

O sırada önümdeki koltuğun arkasında yazılı olanlar dikkatimi çekti, sadece koridor tarafındaki koltuklarda var, diğerlerinde yok. Bir anlam veremedim.

ucakic

“Koltuk başlığı kalkış, iniş ve taksi esnasında aşağı indirilmelidir – Stow headrest for taxi, takeoff and landing” ne demektir bilen varsa ne olur bana söylesin, zira uçuş görevlileri bile bilmiyor ne demek olduğunu. Madem ne demek olduğu belli değil neden yazıyor orada ?

Kimse bakmıyor bu uçaklara anlaşılan…. – ÖZENSİZLİK !

Artık ben resim çekmekten ve anlamsız şeyleri düşünmekten bıkmış bir vaziyette uçaktan inip bizi terminale götürecek olan otobüse binmiştim ki, aman, o neeee?

Artık resim çekmeye halim kalmamıştı. Alanda yan yana dizili bir çok THY uçağının kuyruklarındaki logolar birbirine benzemiyor. LOGO !!!

(Aşağıdaki resmi bugün bir gazetede gördüm, ve otobüste gördüğüm manzara, uçak kuyruklarında 3 ayrı logo !)

192

Buna yorum yapmak bile imkansız.

İşinizi ciddiye alın ve özen gösterin, aksi halde gülünç olmak bir yana, küçük ve orta boy işletmelerle pazara yeni girenlerin böyle büyük, abuk hata yapma lüksü yoktur unutmayın.

İŞİNE SAHİP OLANI MÜŞTERİ DE SAHİPLENİR

nargileGençliğimde Galata Köprüsünün altına giderdik arada bir nargile içmeye. O zamanlar nargilede gerçek tütün kullanılırdı, bugünkü gibi meyve kabukları değil.

Nargileyi, pipo, puro ve sigaradan ayıran çok önemli bir özellik vardır, çoğu kimse bilmez veya farkında bile değildir.

Özellikle pipo ve puroda ağıza, özellikle dile acılık gelebilir. Bunun sebebi çekilen dumanın sıcak olmasında yatar, sıcak duman dilin terlemesine ve böylece kötü bir tat alınmasına neden olur, onun için puro ve pipo içmenin ve zevk almanın bir çok inceliği vardır. Nargile ise sizin hiç bir şey yapmanıza gerek kalmadan dumanı, sudan geçirerek soğutacağından çektiğiniz her nefes bir haz kaynağı olacaktır.

Yazı fazlası ile tütüne övgü gibi olmaya başladı, muhtemelen bunun en büyük nedeni tütünü bırakmamın henüz 2 ay, 17 gün, 9 saat olmasında yatıyor.

Amacım tütün övgüsü değildi başlarken, Yeşilay’ın yaptığı, nargileyi konu alan bir kamu spotuydu. Bu spotu sürekli TV’lerde görüyorsunuz, izlemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Bu filim “nargile bir tütün ürünüdür” diye başlıyor. Nargile, bir tütün ürünü değil, bir tütün içme aracıdır, nargilede kullanılan tütün ürünü ise nargilenin lülesine konan tömbekidir.


nargile
isim Farsça n¥rgile

isim Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç.

tömbeki
isim, bitki bilimi eskimiş Farsça tenb¥k°

isim, bitki bilimi Özellikle İran’da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü, nargile tütünü (Nicotiana persica)

Kaynak :TDK


Aslında yapılmaması gereken bu tip hataları ben de çok yapıyorum, Türkçem maalesef çok iyi değil, bir editör ile birlikte çalışabilecek kadar geniş bir ekip kuramıyorum. Bunlar benim sorunum. Ancak böyle bir reklam spotu hazırlayan bir ajansın, metin yazarının, bu parayı verip bu filmi hazırlatan kurumun böyle bir lüksü yok.

Bu, öncelikle hazırlatan kurumun, ardından da bunu hazırlayan ajansın, metin yazarının özensizliğini, işini gereği kadar önemsemesini, profesyonellikten uzak olduğunu, baştan sağmacılığını vurguluyor.

Ne demek istediğini bilmeyenin söylediği şey ne kadar doğrudur?

Bu soru işareti varılmak istemem sonucu baştan baltalıyor.

Sizler, Yeşilay’ın, benim yaptığım bu temel hatayı yapmayın. Her fırsatta, özellikle müşterilerinizle olan ilişkilerinizde işinize ne kadar değer verdiğinizi, o konuda ne kadar hassa ve ciddi olduğunuzu gösterin. Gösterin ki müşteriniz sizi sahiplensin, size bağlansın.

SİMİTÇİ – GAZETE – BANKA, FARKI YOK

Sürekli okuduğum gazetenin her iki sayfasında bir bize ilan verin ilanları var. Bu sıralarda da bir ilan vermeyi düşündüğüm için verilen telefon numarasını aradım ve yine bir dizi umursamazlık başladı.

Aradığım telefon numarası santral numarası idi, numarayı biliyorsan çevir, operatör için bekle, ile giriş yapmaya başladım. Halbuki bir ilan verin diye verdikleri reklamdaki numarayı aramıştım ve buna bağlı olarak karşımda reklamla ilgili birilerini bekliyordum.

Bu ilk hayal kırıklığından sonra telefonu açan görevli kız tüm günümün keyfini kaçıracak bir ses tonu ile hiç bir selam sabah sözü kullanmadan sadece gazetenin adını söyleyerek yanıtladı telefonu. Sabah saat 09:34 ama kızcağızın ses tonu bezgin, bıkkın, sesini duyduğumda tüm enerjimi kaybettim ve aynı ses tonu ile derdimi anlattım. Beklentim bir güler yüz, gazetenin enerjisini yansıtan bir ses tonu vs. ama ne gezer.

Evet, derdimi anlattım, “ilan vermek istiyorum”, bu arada hatırlatma saat 09:34, ve yanıt “Daha gelmediler, 40 dakika sonra arayın.”

Hem ilan veriyorsun, hem ilgili kişiler henüz ortada yok, hem de 40 DAKİKA SONRA ARA. Madem her şey aksi gidiyor, bari numaramı al ve sonra ara, ama hayır efendim ne gezer.

Tabi bir daha aramadım, aramayı da düşünmüyorum. Müşterisine bu kadar kayıtsız olan bir şirkete, kuruma ilan vererek vaktimi kaybetmek ve sonradan çıkacağını tahmin etmeye başladığım bir sürü aksilikle uğraşmak istemiyorum.

İşte size kaybedilen bir müşteri hikayesi, hem de kazanmak için ilan verdiğin ve bu ilana yanıt veren bir müşteri.

Artık müşteriyi kazanmak ve korumak çok zor, rekabet çok yüksek ve müşterinin beklentisi %100 değil %150.

Verilen ilanların sonucu bu olmamalı. Bunun olmaması için de her şeye biraz özen göstermek yeterli aslında.

Lütfen müşterinin beklentilerini verin, onlara sarılın sonra da, olmuyor diye şikayet etmeyin.

Bu yazıyı sabahtan beri değişik yerlerde yazarak tamamladım ve deniz otobüsünde son noktayı koydum. İndim, bir simitçi var, canım simit çekti, almak için gittim. Tezgah var ama satıcı ortada yok. İşi varmış, gitmiş. İzledim, beş dakika içerisinde en az 7-8 kişi simit almak istedi ama alamadan gitti. İşte size tezgah.

20131204_135741

Bunları yazarken aklıma geldi, 2 şubesi ile ilgili yazı yazdığım banka, adı geçtiği için, hesabımı kapattığım ve bunu yazdığım halde twiter’dan sürekli mesaj gönderip iletişim bilgisi istiyordu. Halbuki mail adresim, telefonu bu blogda var. Belli ki yazıyı okumamış, sadece adı geçtiği için ve kendine çizdiği sınırlar içerisinde görev yapma telaşında

Meraktan telefon numaramı gönderdim, 3-4 gün sonra çağrı merkezi (!) aradı ve kızcağızın tek sorduğu şey şikayetinizi alayım. Şikayetim belli diyorum, siz söylemez ve şikayetçi olmazsanız işlem yapamam diyor. Yapacağı işlem de, şikayeti genel müdürlüğe ve şubeye bildirmek. İşin içinde samimi, içten gelen bir müşteri memnuniyeti yaklaşımı olmadığı hem olayın akışından hem de konuşmalardan belli.

Herkes yapıyor, biz de yapalım yaklaşımı ama neyi, niye yapıyorum soruları sorulmamış. Yazık.

Söyleyin bana bu simitçinin gazeteden, hatta bu bankadan farkı ne ?

Siz siz olun, emek verip uğraştığınız iş ile hakkı ile uğraşın, paranızı, zamanınızı boşa harcamayın, simitçi, gazete, banka gibi davranmayın.

By Tufan Karaca

Follow on Feedly