KÖTÜ PATRON YÖNETİCİ İÇİN KÖTÜ REFERANSTIR

Bugünlerde Hürriyet İK bazı konular için ilham kaynağı olmaya başladı nedense. Bugün Serdar Devrimin güzel bir yazısı varKÖTÜ YÖNETİCİ PATRON İÇİN KÖTÜ REFERANSTIR, güzel bir yazı ve büyük bir kısmına katılıyorum, katılıyorum ancak sanırım buradaki örnek biraz yetersiz kalmış.

Örnekteki patron – yönetici karşılaştırılmasına baktığımızda, tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş sonucunu çıkartıyorum ben.

Aslında bu tencere – kapak ilişkisi çoğunluktadır çalışma yaşamında. Burada patron sadece “işveren” olarak tanımlamadığımı, her zaman ast – üst ilişkisinde de kullandığımı parantez içerisinde belirtmek isterim.

Evet, genelde birbirlerini bulurlar.

Genelde iyi ekipler kurmaya çalışanlar her zaman kendilerinden daha iyilerini bulmak peşindeyken bunu yapmayanlar, düşünmeyenler zaten ister istemez zora girer.

Serdar Devrim’in deyimleri ile devam edersek, bazı pislikler de, çete kurarken, insanların algısını lehte kullanabilmek için “iyi insanları” da kullanıyor. Daha da açarsak, “pislik” patron, esas gündemini saklamak, düzgün bir imaj verebilmek için “iyi yöneticiyi” de kullanıyor ve bunu zamanında fark edemeyen veya kandırılmış “iyi yönetici” bu tuzağa düşebiliyor.

Ve sonuç daha da vahim oluyor çünkü “KÖTÜ PATRON YÖNETİCİ İÇİN KÖTÜ REFERANSTIR” aslında.
Tabi yinelemek istiyorum, Devrimin örneği için geçerli değil bu, sadece başlığı için geçerli . 

PATRON NASIL YÖNETİLİR ?

Konuya girmeden önce burada kullandığım “patron” kavramanın sadece patron değil, bir şirkette sizi yöneten kişi anlamında kullandığımı belirtmekte yarar var. Bu, sizin yöneticiniz, veya bir yöneticinin yöneticisi, en üstteki yöneticinin ise bir üst yöneticisi, ki bu şirket yapısına göre Yönetim Kurulu Başkanı veya gerçek anlamda patron, yani şirketin sahibi olabilir.

Yine kavramsal olarak ilk anda astın üstünü yönetmesi her ne kadar ters görünse bile, burada unutulmaması gereken nokta, yöneticiler her ne kadar astlarını yönetiyor gibi gözükseler de üstleri tarafından yönetildikleri ve onlarla ilişkide ve iletişimde oldukları için de bu ilişki ve iletişimi doğru yönetebildikleri sürece şirketin gelişmesine katkıda bulunabildikleridir.

Bu yönetimi, yani üstlerin yönetimini sağlayamamak şirketin ilerlemesini etkileyebileceği gibi sizin kariyer ve başarılarınızı da direkt olarak etkileyecektir. Ancak yine unutulmaması gereken, bu yönetimin yalakalık anlamında olmadığı ve bir iletişim biçimi geliştirmek olduğudur.

Bu kavram seksenli yıllarda John Gabarro ve John Kotter tarafından ilk ortaya atıldıktan sonra gerek okullarda gerekse yönetim eğitimlerinde oldukça dikkati çekmiş ve iletişim becerileri anlamında ne kadar önemli olduğu anlaşılmıştır.

Tekrarlıyorum, patronu yönetmek, yalakalık, yanaşmalık veya yönlendirme değildir. Onları yönetmenin temeli, sadece kendimiz adına değil, onun ve şirketin adına en iyi şeyi yapabilmemiz için onlardan kaynak sağlayabilmemiz anlamındadır. Yapmak istediğimiz, karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde, sağlıklı ve üretken bir işbirliği gerçekleştirmektir ve bunda üstün olduğu kadar astın da bir çok sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğu gerçekleştirebilmek de, kendimizin ve patronumuzun güçlü ve zayıf taraflarının neler olduğunu, hedefleri, çalışma yöntemlerini ve ihtiyaçları çok iyi anlamak ve kavramaktan geçer.

Bizim astlarımızdan beklediklerini onlar bizden, astlarımızın bizden beklediklerini de biz onlardan bekliyoruz, yani işleri düzgün bir şekilde yönetilmek için tamamen birbirimize bağımlıyız. Bu ilişkiyi anlayan yöneticiler başarılı olur.

Peki bunu nasıl sağlayabiliriz ?

Öncelikle yapmamız gereken şey, patronumuzun hedeflerinin ve önceliklerinin neler olduğunu anlamaktır.

Bunu anladıktan sonra sizin hedef önceliklerinizi belirlemeniz ve bunu patronunuzla paylaşarak karşılıklı olarak bu konuda anlaşmanız gerekir. Bu uyum sağlanamaz ise kısa sürede çatışmalar başlayacaktır. Bu konuda anlaşma sağlandıktan sonra süreç içerisinde gelişmeler doğrultusunda patronunuzu bilgilendirmeniz gerekir.

Bunun yanısıra patronunuzun iletişim tercihlerini anlamanız ve ona uyum göstermeniz şarttır. Bu anlamda da iletişim becerilerinizi sürekli olarak geliştirmeniz gerekir.

Patronunuzu başarılı olması için onu desteklemelisiniz, o başarılı oldukça siz de başarılı olacaksınız.

Tüm bunları yerine getirmeniz halinde hala patronunuzu yönetmek için ayırdığınız zaman, astlarınızı ve işi yönetmeniz gereken zamanın %30’unu geçiyorsa bir sorun vardır ve işiniz yapmakta zorlanırsınız.

Bu sorunun tam olarak ne olduğunu anlayın ve çözmeye çalışın, bu sorunu çözemiyorsanız, ya siz o şirkete, ya da o şirket size göre değildir, başka çözümler bulmak zorundasınız.

Her insan her şirkete (veya takıma) veya her şirket (veya takım) her insana göre olmayabilir, bunu başarısızlık olarak algılamayın.

Şirket Yönetici ve Patronlarının #direngezi den Çıkartması Gereken Dersler

Son yaşadığımız  ve yaşamakta olduğumuz Türkiye’nin direniş hareketi , şirket yöneticileri ve patronları için bir çok dersi içermekte ve pratik sonuçlarını göstermektedir . Bunların tamamını toplamanın mümkün olmadığını düşünüyorum, ancak yapılacak araştırmalar çok ilginç sonuçlar çıkartacaktır ortaya.

2 Haziranda aslında çok çala kalem yazdığım yazıyı biraz daha düşünerek ele alıp tekrar üzerinden geçmek ve bazı eklemeler yapmak istedim bugün.

Aşağıda çıkartacağım her madde, 40 gündür süren direniş hareketinin direkt ve ana aktörleri olan başbakan, bakan, vali, belediye başkanı, polis, yandaş ve halk’ın göstermiş olduğu davranış biçimlerine dayanmaktadır.

1. Yanlış kararlarda direnmeyin, direnmeniz gerekiyorsa de bunun nedenini ekibinizle paylaşın ;

Sürekli yanlış karar veren, ekibinin katkısını gözardı eden  ve bunları tekrarlayan yönetici ve patronlar tüm çalışanları karşılarına alacaklarından sonunda işini sevmeden yapan ve her an hatta ilk fırsatta kaçmaya hazır olan bir ekibe sahip olurlar ki bu da başarısızlığın bu önemli şartlarından biridir.

2. Herşeyi ben biliyorum demeyin ve hatta bunu sanmayın bile ;

Bir yönetici veya patronun herşeyi bildiğiniz sanması ve bunu sürekli söylemesi etrafında çalışan insanlar karşısında komik ve küçük düşmesine neden olur., çünkü herkes bilirki, cehalet ile bilgelik arasındaki ince çizgi “bilmediğini bilmekte” yatar. Evet, hepimizin bazılarından daha fazla bildiği konular cardır, ancak bunlarda dahi herşeyi bilmek mümkün değildir ve bunu iddia eden kişi aslında en cahil kişidir, dinlemesini bilmez, sürekli bilgelik satmaya çalışarak konuşur, ve konuştukça artık komik duruma düşmeye başlar ve çevresindekilerin saygısını yitirir. Çalışanları ve hatta belki de müşterileri tarafından saygı görmeyen bir yönetici veya patron her zaman için işinde başarısız olacaktır.

Ekibinizi ve ekibin katılımını sürekli sağlayabilmek için gerekenleri yapmanız başarılı bir yönetimin ilk şartıdır.

3. Ekibinizi ve Müşterilerinizi küçümsemeyin ;

Bunu yaparsanız zaman içerisinde hızla kaybedersiniz onları. Unutmayın bir iş, insanlar tarafından insanlar için yapılır. Ekibiniz ve müşterileriniz arasında ayırım yapmaya başlarsanız, sadece dışarıda bıraktıklarınız değil, içeride tutmaya çalıştıklarınız da sizi terkeder. Müşterisi ve çalışanı olmayan bir iş de sadece yönetici veya patrondan ibaret kalır ki bu da iş değildir.

Unutmayan, kaybedilen müşteriyi geri kazanmanın maliyeti, yeni müşteri edinmenin maliyetinin on bir mislidir. Aynı şey yeni ekip toparlamak içinde geçerlidir.

3. Yalaka ve casus kullanmayın;

Bir yöneticini ve patronun çevresinde, hiç bir işe yaramayan ve bunu bildikleri içinde yalakalık yaparak bir yere geleceğine inanan bir çok kişi vardır. Öncelikle bunları çevrenizden ve hatta işinizden uzak tutmak gerekir, çünkü bunlar size faydadan çok zarar getiren yapıda kişilerdir, aynı kişiler başkalarına yaranabilmek için sizin bile arkanızdan konuşacaklardır veya daha önce konuşmuşlardır. Bunlara paye vermeye başlarsanız, size yararı olacak insanları kendinizden uzaklaştıracağınızdan kısa zamanda yanlız kalmaya mahkum olursunuz.

4. Sosyal medyayı bir kez daha düşünün ;

Burada çıkartılması gereken en önemli sonuçlardan biri de sosyal medyanın yaşamımızdaki yerinin ne olduğunu anlamaktır. Artık hiç bir şey saklanamıyor, sosyal ağlar sayesinde çok hızlı ve etkin bir şekilde duyuluyor. Tüm olaylar, ana akım medyanın güçlü ve büyük unsurları tarafından saklanmaya çalışıldı, ancak gittikçe güçlenen sosyal ağlar herşeyin çok hızlı bir şekilde duyulmasını sağladı.

Tüm bu süreç içerisinde, müşterisini adamdan saymayan ve onu aşağılayan kuruluşlar hızla deşifre edildi, buna karşılık müşterisine ve insana saygılı olan kuruluşlar da aynı hızla duyuldu.

Müşteri ilişkileri açısından sosyal medyanın hem szie destek sağlayabileceğini, hem de yaptığınız hataların sonuçlarını hızla duyurabileceğini unutmayın.

Öncelikle müşterinize, bir müşteri olarak size davranılmasını istediğiniz şekilde davranmayı ana hedefiniz olarak benimseyin ki hatalarınız minimumda kalsın.

İkincisi sosyal medyayı kendi lehinize nasıl kullanabileceğiniz konusunda kafa yorun. Ancak bunu yaparken de, tamam ben nasıl kullanırım öğrendim diye hemen işe dalıp, hedefi, stratejisi belli olmayan bir şekilde bu işe girişirseniz ters teper. Hali hazırda bun böyle yapan bazı komedyen belediye başkanlarına dönersiniz ki bu da yarardan çok zarar getirir. Herşeyde olduğu gibi bunda da profesyonelliği ön plana çıkartmanız. gerekir.

Unutmayın:   Şirketler insanlar tarafından (ekip) ve insanlar(müşteriler) için vardır.   Kurumsallaşma çabalarını kurum tutmak için yapmayın.

Bu yazı gelişerek devam tmeyi düşünüyorum ve sizlerin de katkılarını bekliyorum.

YÖNETİCİYİ ÖLDÜRMENİN 9 YOLU

Çok hızlı büyümeye giren veya teknik anlamda yetersiz oldukları işlere girişen aile (belki de patron demek daha doğru olur) şirketleri ilk kez oluşturmaya çalıştıkları profesyonel yöetim kadrosunun başındaki yöneticileri hizli bir şekilde yok etmekte genellikle çok başarılıdırlar, aslında patron olmak oldukça zor bir zenaattır ve bu şekilde kaybettiklerinin bedelini (TL anlamda) hesaplamak diye bir kavramları pek olmaz.

Genelde görülen yok etme (öldürme) şekilleri şöyle sıralanabilir ;

1.Yöneticinin ekip kurmasına yardımcı olarak onun ekibini kendisi kurarsa,
2.Yöneticinin ekibinde yöneticiye yakın olanların iyi olmadığını öne sürüp kovarsa,
3.Yöneticiye danışmadan ve/veya bilgi vermeden karar ve talimatlar verirse,
4.Yöneticinin verdiği kararları yöneticiye haber vermeden değiştirirse,
5.Çalışanlar – Müşteriler – Tedarikçiler yöneticinin karşı çıktığı şeyleri yöneticinin haberi olmadan patrona onaylatabilirlerse,
6.Bilmediğini bilmez ise,
7.Herşeyi bildiğini sanırsa,
8.Yönetici ile kendisi arasında sevgili – şöför – koruma – arkadaş – akrabalardan oluşan ve formal olmayan yönetim ve kontrol kademeleri, haberleşme ve HABERALMA ağı kurarsa,
9.Tüm bunlara rağmen sürekli MÜESSELEŞMEKTEN bahsederse

Yöneticisini hızla öldürür.

Bunlara bir çok şeyler ekleyebileceğinizi biliyorum, lütfen eklemelerinizi yapmaktan çekinmeyin 🙂

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly