MURATCAN YALIN GİRİŞİM KAVRAMINI ÖZETLİYOR

vapurBirgün Gazetesinin 2 Mart 2015 tarihli nüshasının 2. sayfasında Önder Abay tarafından yazılmış “Yok olmaya yüz tutmuş mesleklerden biri: Vapurda işportacılık” yazısını okurken 19 yaşındaki Muratcan’ın anlattıklarında bunca yıl okumuş olduğum bir çok pazarlama, işletme kitaplarında okuduğum her şeyin nerede ise özetini buldum diyebilirim.

Hatta günümüzde yazılmış “Yalın Girişim” – “İş Modeli Üretimi” – “Değer Önerisi Tasarımı” kitaplarının söylediklerini anlatan bir delikanlı Muratcan.

Önder Abay’ın “Yok olmaya yüz tutmuş mesleklerden biri: Vapurda işportacılık” yazısını buradaki linkten okuyabilirsiniz ve okumanızı da özellikle tavsiye ederim.

PAZARLAMININ 4P’Sİ DEĞİŞİRKEN BİR ŞİRKET

Çok uzun yıllardır Amazon müşterisiyim, hem Amazon – ABD’de hem de Amazon – İngiltere’den sürekli kitap alırım.

Bu süreç içerisinde 1-2 kayıp (gelmeyen kitap) olayı dışında sıkıntı yaşamadım. Böyle bir sıkıntı olduğunda da Amazon’a yazar yazmaz, sorgu suale gerek duymadan, saatler içerisinde özür dileyen bir yanıt gelir ve hemen aynı siparişin yenisini gönderirlerdi. Hatta bir kez ikinci kitap gönderildikten sonra bazı nedenlerden geciken ilk sipariş gelince geri göndermiştim kitaplardan birini.

Son bir yıldır Amazon i-parcel adlı yeni bir kargo şirketini de kullanmaya başladı. Bu kargo şirketi ile gönderilen her kitapta sorun çıkıyor, ya geç geliyor siparişler, ya kayboluyor ya da uzun ve abuk sabuk yazışmalar başlatıyorlar.

Son siparişim de maalesef iparcel’e takıldı ve birçok gereksiz işle meşgul olmak zorunda kaldım.

Geçenlerde yazdığım “KIRMIZI KALEM İLETİŞİMİ” yazısında bahsettiğim “The Everything Store” ’da Jeff Bezos’un herkese açık olan bir e-mail adresinden ve bu adrese gelen şikayetlerle özellikle ilgilenildiğinden bahsediliyordu.
Üşenmedim ve ayrıca denemek amacı ile bir şikayet maili gönderdim. Maili gönderdiğim saat, Türkiye saati ile 13:48 idi ve aynı akşam, Türkiye saati ile 21:26’da, yani 8 saatten kıs bir sürede yanıt geldi, aradaki saat farkını da aklınızdan çıkartmayın.

Bu yanıt Jeff Bezos adına “Önemli Müşteriler Yöneticisinden” geliyordu ve Jeff Bezos’un şikayetimle ilgilenilmesini istediğini ve bu doğrultuda bana yapılacak tüm gönderilerde artık i-parcel kullanılmaması için bir önlem alındığını söylüyor.

Geçen günküARTIK PAZARLAMANIN 4P’Sİ ESKİ 4P DEĞİL” yazısında bahsettiğimiz 4P’nin yerini alan ÇEDE yaklaşımının sonuçları, müşteri odaklılığı çalışma ve müşterini patron olması yaklaşımı ancak böyle oluyor. En tepedeki bunu anlamış ve bütün kalbi ile inanmışsa o şirket artık vazgeçilmez oluyor. Marka, müşteri bağımlılığı böyle yaratılıyor.

Tüm şirketler için çok önemli olan bu yaklaşımı artık anlamalıyız, aksi halde yaşamak zor değil, MÜMKÜN değil.  Müşteri yoksa iş yok, patron yok, maaş yok.

ARTIK PAZARLAMANIN 4P’Sİ ESKİ 4P DEĞİL

Değişen zamanlar her şeyi değiştiriyor, bu değişiklikleri algılayamayan şirketler, zaten artık kısalmış olan şirket yaşamını herkesten önce kepenk kapatarak tamamlıyor.

Pazarlamanın temelini oluşturan pazarlamanın 4 P’si (ürün – fiyat – tanıtım – yer) de artık değişti, teknolojik değişim sosyal yaşamı da etkileyerek tüm iş yaşamımızı da etkiledi.

Endüstri devrimi ile başlayan ürün odaklılık, daha sonra pazarlamanın yükseldiği devirde de ön planda kaldı, ancak değişen zamanlar yapıyı değiştirdi ve artık müşteri odaklı olmak zorunda kalınca haliyle 4 P de etkilendi.

Harvard Business Review’da yayınlanan “Rethinking the 4 P’s” makalesi , bu konuda oldukça ilginç bilgi ve yorumlar getiriyor. Bu makalenin yazılmasında, değişik ülkelerdeki 500 şirket yöneticisi ve müşteri ile yapılan araştırma sonuçlarına göre 4 P modeli üç şekilde girişimcilerin ve pazarlamacıların altını oyuyor;1. Pazarlama ve satış ekiplerinin üretim teknolojisi ve kalitesi üzerinde yoğunlaşmasına sebep oluyor. Araştırmaya göre bu faktörler önemli ancak sadece giriş maliyeti olarak önemli yoksa çok büyük bir değişiklik getirmiyor.

  1. Pazarlama ve satış ekiplerinin üretim teknolojisi ve kalitesi üzerinde yoğunlaşmasına sebep oluyor. Araştırmaya göre bu faktörler önemli ancak sadece giriş maliyeti olarak önemli yoksa çok büyük bir değişiklik getirmiyor.
  2. 4P modeli, satılan çözüm önerisini tanımlayan ikna edici bir kavramın oluşturulmasındaki önemi yeteri kadar vurgulayamıyor. (örnek : müşterileri, sunulan çözüm önerisi konusunda eğitecek yeteri kadar zaman olmaması )
  3. Şirketleri, güvenilir çözüm kaynağı olma avantajını kullanmaktan alıkoyuyor.

 

Bunların sonucunda da 4P her ne kadar önemini kaybetmese de, modern dünyada gereken çevikliği (agility) sağlamak için yeniden yorumlanmak zorunda kalıyor.

Ve ürünün yerini çözüm, yerin yerini erişim, fiyatın yerini değer, tanıtımın yerini de eğitim alarak 4 P, SAVE (İngilizce Solution, Access, Value, Education) haline dönüşüyor. Türkçesine ÇEDE diyebilir miyiz ?

 

Bu yazı Harvard Business Reviev’da yayınlanan “Rethinking the 4 P’s” makalesi esas alınarak yazılmıştır.

BEYMEN BUNU HAKKETMİYOR !

 

Yukarıdaki fotoğraf dün Edremit’te çekilmiş.

BEYMEN’in Outlet Mağazalarından biri.

Biliyorum, outlet mağazalarını BEYMEN’in. Bu mağazalar normal mağazalar kadar albenili olmasa da hizmet açısından herzaman BEYMEN kalitesini yansıttığını düşünürüm bunların da. İçeriye girdiğiniz zaman fiziksel olarak aynı atmosferi bulamazsanız dahi, insan kaynakları açısından kendinizi normal mağazalara çok yakın hissedersiniz.

Uzun yıllar içerisinde, markanın tüketici üzerinde (en azından bende) oturmuş bir algılanış şekli vardır.

Ancak yukarıdaki görüntü bu algılama ile tamamen çelişkili geldi bana. Mallar sokağa dökülmüş, batan geminin malları gibi.

Bu görüntü, mağazanın içerisinde yer aldığı alışveriş merkezinin kalite anlayışını da etkiliyor ve ona da yansıyor diye düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, her kalite ve fiyat pazarda tabi bir yer bulur ve müşteri kitlesine hizmet verir, benim buradaki sıkıntım :

1. BEYMEN müşteri kitlesini mi değiştirmeye çalışıyor,
2. BEYMEN, bunca yıldır kendini başarı ile konumlandırdığı noktadan ayrılıyor mu ?
3. BEYMEN eski BEYMEN değilmi ?
4. Eğer tüm yukarıdakilerin yanıtı hayır ise, BEYMEN bunu hakkediyormu ?
5. BEYMEN müşterisi bunu hakkediyormu ?

Sorularının kafamda doğması.

Benim burada çıkartmaya çalıştığım ders, markamız, konumumuz, kendimiz konumlandırmaya çalıştığımız nokta sürekli olarak aynı tutarlılığı göstermez isek algılama sorunu yaratmak çok kolaylaşır. Unutulmaması gereken de, ALGILAMA GERÇEĞİN KENDİSİDİR.

SENİ ARIYORUZ… – BİR SOSYAL MEDYA KAZASI

Bu sabah yazdıklarımdan hangisini yayınlayayım diye düşünürken yazının kendisi, hem de bir vaka analizi olmaya aday bir şekilde e-posta adresime spam olarak geldi.

Hep söylüyorum, pazarlama çok ciddi bir iştir, sosyal medya çok ciddi bir iştir, her işte olduğu gibi bu işerler de işinin ehli kişiler tarafından yapılmalıdır. Ama yok, benim sevgilim çok yaratıcıdır, geçen sevgililer gününde öyle güzel bir kalp çizdi ki inanamazsın, artık bizim bütün pazarlamayı ona yaptırıyoruz, bizim komşunun oğlu, 16 yaşında velet ama sorma bilgisayardan çok iyi anlıyor, şirketi facebook’a koydu, twit de yapıcakmış… yaklaşımlarını nerede ise ve HALA duymaktayız. İnsanların onca emek verip, zaman ve para harcayıp geliştirmeye çalıştıkları işleri yine kendilerinin baltalaması nedense bana anlaşılmaz bir hüzün veriyor.

Şimdilerde ortada bir çok da “komşunun oğul” ları tarafından kurulmuş SOSYAL MEDYA uzmanı şirket var. Hakikaten teknolojiye hakim, kendini yetiştirmiş, zeki, yetenekli bir çok genç arkadaş var bu işlere soyunan, ancak herkesin bir sosyal medya kampanyası yaratmak için gerekli teknik bilgi, pazarlama bilgisi, halkla ilişkiler bilgisi, iletişim becerileri, yaratıcılık gibi tüm yeteneklere bir arada sahip olması pek kolay değil, bunlar bir ekip işi. Ha böyle yetenekler yok mu ? Var tabi, ama onları bulabilir, ulaşabilir iseniz ne mutlu size.

Sadece yetenekler mi ? Ya şirket ile ilgili bilgiler, hedef kitle, konumlama, pazarlama ve satış yaklaşımı ? Tüm bunların o ekibe çok iyi aktarılması gerekir ki, onlar da bu işi yapabilsin.

Sabahları erken kalkarım, bugün blog’da ne yayınlasam diye düşünürken her zamanki gibi bilgisayarımın başına geçtim, önce e-postalara bakacağım, maillerden en sonuncusu önüme açılıyor ve aşağıdaki resim karşımda ;

Hayır, ben 57 yıl önce doğdum, sizin hastanenizde doğmadım, Avrupa yakasında doğdum.

Beni neden rahatsız ediyorsun ? Dalga mı geçiyorsun ?

Sabah sabah bu yaşta adama bu soru sorulur mu ? Ya ben ölümcül bir hastalığa yakalanmış olsaydım ?

Posta adresine bakıyorsun, kendi adresini kullanmamış bile, toplu mailing yapan bir firmanın mail adres uzantısı, yani kendi mail adresini bile kullanacak kadar samimi değil benim ile olan iletişiminde, ama yeterince de akıllı, kendi mail adresi kara listelere girsin istemiyor.

Muhtemelen benim adresimi de oradan satın aldı.

Bari bir şeyler yapmaya çalışıyorsun bu kadar aşikar yapma.

Böyle bir kampanyanın işe yarayacağını düşünüyorsan bile, eğer 20-35 yaş arasında, hastanenin bilmem ne kadar uzaklığını geçmeyecek bir adreste bulunan kişilerin adreslerini ayıklayabiliyorsan yap.

Nereden tutarsan tut, tutarsızlıklar bir arada.

Toplu mail hizmeti veren kuruluşun sitesinden bir alıntı aşağıda :

“Yapılan araştırmalar gösteriyor ki aynı içeriği tüm alıcılarınıza göndermek; kurulan iletişimde çok da etkili değil. İnsanlar kendilerine özel içerik aldıklarında kendilerini daha özel hissederler. Kişiselleştirilmiş iletiler ile onlara karşılarındakinin bir bilgisayar değil onu tanıyan bir sistem olduğu anımsatılır. Ayrıca kişiselleştirilmiş içerik göndermek Inbox’a düşme oranlarını da ciddi bir şekilde arttırmaktadır. “

Ne güzel anlatmaya başlamış, madem anlatıyorsun bari yap, bari en azından müşterine anlat.

Neden anlattım bu kadar şeyi ?

1. Algı gerçeğin ta kendisidir,
2. Yapılan araştırmalar tekralanan şeylerin, yanlış olduğu bilinse bile, belli bir süre tekrarlanması sonucunda insanlar tarafından artık bir gerçek olarak algılandığını gösteriyor.

Bunları tercüme edersek ,

Bu hastahane her ne kadar iyi, hoş, güzel ciddi olursa olsun, ben, yukarıdaki tecrübemden sonra GAYRICİDDİ, UCUZ ŞEYLER PEŞİNDE KOŞAN ve BANA (ben ki müşteriyim, yani, kralım, velinimetim ve hatta hastanenin sahibi sayılırım) DEĞERVERMEDİĞİ ni algılıyorum bu hastahanenin. VE BENİM İÇİN GERÇEK BUDUR. Bunun düzeltilmesi, gerçek gerçeğin algıya dönüştürülmesi bu algıyı yaratmaktan çok daha zor ve çok daha pahalıdır.

Bu yapının devam etmesi halinde bu algı büyük sayıdaki insanlar arasında hakim olmaya başlar.

Bugün işini bilen insanlarla çalışmanın fiyatları pahalı gelirken, yarın içerisine düşeceğiniz açmazdan kurtulmanız onlarca, belki de yüzlerce kez daha pahalı olacaktır.

Ne olur şu “komşunun oğlu” yaklaşımından kurtulun, paranızın kıymetini ancak işini bilen insanlar ile korursunuz, işinin ehli ekipler kullanın, gerekiyorsa bilmediklerinizi danışın öğrenin.

Unutmayın, geleceğin cahilleri, okuma yazması olmayanlar değil, öğrenmesini bilmeyenler olacaktır.

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

 

YARIN ÇOK GEÇ OLACAK

(14 Ocak  2011 da HABERTÜRK de yayınlanan yazı.)

Sosyal Medyanın reklamcılık alanındaki önemi gün geçtikçe artıyor, ABD’de bugün reklam bütçeleri TV’den sosyal medya’ya doğru kaymaya başladı bile.

Özellikle küçük ve orta boy işletmeler için sosyal medya oldukça düşük maliyetli bir medya sunuyor ve bunu doğru olarak kullanabilenler oldukça başarılı oluyor. Bugünden sosyal medya yerimizi almaya başlamış ise yarın çok geç olabilir, hatta belki şimdi bile geç kalmış olabiliriz. Facebook’da, Twitter’da ve benzeri yerlerde kullanmak istediğimiz isimler başkaları tarafından alınmış olabilir.

Bu alandan uzak olan bir çok kişi bu işi biraz çocuk oyuncağı gibi gördüklerinden, birazda evdeki gençlerin internet konusundaki bilgilerine güvendiklerinden olsa gerek, sanki internet ve bilgisayar bilgisi bu iş için yeterliymişcesine işyerindeki gençlere veya evdeki çocuklara devretme eğilimi gösterirler.

Ancak unutulmaması gereken şey, sosyal medyanın bir pazarlama aracı olduğu ve uzmanlık gerektirdiği.

Belli bir strateji ve planlama doğrultusunda yapılmayan pazarlama faaliyetleri zaman zaman yarar yerine çok büyük zararlar getirir.

Ancak lütfen bilgi ve deneyime yatırım yapmaktan çekinmeyin ve uzmanlar ile çalışın. Her bilgisayar kullanan, internete giren, facebook ve twitter hesabı olan sosyal medya uzmanı değildir.

Dimyata pirince giderken evdaki bulgurdan olmak da var, ucuza maledeceğim kaygısı ile farkına varmayacağınız zararları karşılama riskine girmeyin lütfen.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

SMS ve CEP TELEFONU KULLANILARAK YAPILAN PAZARLAMA FAALİYETLERİNİN ZARARLARI

SMS ve cep telefonu ile insanları rahatsız ederek pazarlama yapma çabalarının negative etkisini ölçmeye çalışan kimse varmı bilmiyorum ama eminimki bu çabaların negative etkisi pozitif etkisinin üzerinde, buna karşılık sosyal medya ve e-posta kullanımı ise çok daha az negative etki taşımakta.

Bunun temel nedeni cep telefonu ile aradığınız veya SMS gönderdiğiniz kişinin :

• Toplantıda olması,
• Uyuyor olması,
• Elinin dolu olması,
• Çalışıyor olması,
• Okuyor olması,
• Kalabalık bir yerde olması,
• Romantik bir ortamda olması,
• Yurtdışında olması,

ihtimali oldukça yüksek, aslında bu listeye daha bir çok eklemeler yapılabilir.

Böyle bir durumda olan kişinin telefonun çalması ve gene muhtemelen :

• Önemli bir haber bekleyen,
• Hastası olan,
• Veya başka bir sıkıntısı olan,

Kişinin telefonu yanıtladığı zaman karşısına çıkan reklam amaçlı aramayı yapan kişi ve şirkete karşı duyacağı hisleri biliyorum çünkü sürekli bu telefon tacizleri ile karşılaşıyorum, aynı şey SMS için de geçerli, merakla mesaja bakmak zorunda kalıyor insan.

Pozitif bir amaçla yapılan bu faaliyetin doğurduğu zararı ölçmeye çalışan ve getirisi ile götürüsü arasındaki farkı araştıran bir kullanıcı varmı acaba ?

Buna karşılık e-posta veya sosyal medya ile yapılan faaliyetlerde en azından insanlara seçme şansı verdiğniz ve zaman kullanımını onlara bıraktığınız için aynı negative etkiyi yapmadığı aşikar.

Tüm bunları düşünmeden araştırmadan yapılmasının hem şirkete hemde kullanıcıya olan bedellerinin hesaplanması gerek.

İzinsiz SMS ve e-mail atanlar ceza ödeyecek – NİHAYET
BANKA VE DİĞER ŞİRKETLERİN ÖZEL NUMARA İLE CEP TELEFONLARINI ARAMA SAYGISIZLIKLARI

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly