HEMEN İŞ PLANI HAZIRLAMAK İÇİN 4 NEDEN

93HHer zaman söylediğim şeydir, Türkiye’de yeni kurulan işletmelerin %24’ünün iki yıl içerisinde, %51’inin dört yıl içerisinde ve %63’ünün altı yıl içerisinde yok oluyor. ABD’de ilk faaliyet yılı içerisinde yok olan şirketlerin %65’inin bir iş planı yok.

Geçenlerde okuduğum bir çalışmaya göre yazılı bir iş planı olan şirketlerin, yazılı bir iş planı olmayan şirketlere göre satışlarındaki artış %50, karlılıklarındaki artış ise %12 dolaylarında imiş.

İyi bir iş planı hazırlandığında büyüme fırsatları gözle görülebilir bir şekilde ortaya çıkacağından yol haritanız daha da detaylanmış olacaktır, fırsatları önceden görerek belirleme şansınız artacaktır.

Aynı zamanda, gerektiğinde dış kaynak bulmanızı çok daha kolaylaştıracak bir araç sürekli olarak elinizin altında olacaktır.

Daha yılın başında olduğumuza göre eğer hala bir iş planınız yoksa hemen hazırlamakta, varsa hemen güncellemekte işiniz geleceği için büyük yarar sağlayacaktır.

Bugüne kadar iş sahiplerine, “Neden İŞ PLANI yapmadıklarını” sorduğumda aldığım yanıtlar genelde aşağıdaki başlıklarda toplanıyor:

İş Planı’na, işe ilk başladığım veya finansman ihtiyacım olduğunda gerek var:  En büyük yanılgılardan bir bu konu, çoğu iş sahibi iş Planı’nı bir işe başlama veya girişim döneminde kullanılan bir araç zannediyor. Halbuki, iş planı işin her aşamasında, işimizin el kitabı, yol haritası olarak elimizin altında olması gereken, sürekli güncellenmesi şart olan bir araç.

Unutmayın, varmak istediğiniz noktayı bilmiyorsanız izleyeceğinizin yolun da önemi yoktur.

İş planı hedeflerinizi belirleyen, ve o hedeflere varmak için izlenmesi gereken yolu gösteren stratejik bir dokümandır.

İş Planı yazmama gerek yok, her şey zaten kafamda: Yazılı hale getirilen bir iş planı işin sistematik bir yapıya dönüşmesinin ilk adımıdır. Kafanızdan çıkıp yazılı hale gelen plan, işin sizsiz olarak kendi kendisine yürümesinin başlangıcı olacağından sizin başka fırsatları gözlemlemenize olanak sağlayacak, işin günlük taraflarından ziyade stratejisi ile ilgilenmenizi sağlayacağından getirisi daha fazla olacaktır.

İşim o kadar çok ki, iş planı yapmaya vaktim yok: İşiniz aslında muhtemelen iş planınız olmadığı için çok ve bir sistem kuramamışsınız demektir bu. Aslında bu duruma gelmeden iş planı hazırlanmış olması gerekirdi ve daha fazla gecikmeden hemen iş planı hazırlamaya başlanmalı. Bir sistem, bir model geliştirmeli ki işi büyümeye devam edebilsin.

İş planı yazmanın anlamı yok çünkü işim sürekli değişiklik gösteriyor: Aslında sürekli gelişen işiniz değil, çevresel faktörler, değişen çevre işinizin değişmesini gerektiriyor. Ancak unutulmaması gereken nokta, “siz müşteriden önce değişmezseniz” yok olursunuz. İyi bir plan, veya planlama alışkanlığı sürekli ileriye baktığından bu değişimleri zamanında görerek doğru yolda kalmanızı sağlayacaktır. Ve yine unutmayın, her plan yapıldığı andan itibaren yanlıştır, onun için sürekli olarak güncellenmelidir.

Evet, hemen oturup iş planı hazırlamaya başlamanın tam vakti.

HİYERARŞİ – HIYARARŞİ – HOLACRACY

hiyerarşiDeğişim içerisinde yeniden şekillenmekte olan işletmeler bir çok şeyi değiştirmek zorunda artık, hem de klasik olarak yerleşmiş olan bir çok şeyi.

Her zaman söylediğim gibi, benim gibi danışmanları, şirket organizasyonu yapmak için kullanmaya çalışan bir çok yönetici ve patron, artık bizleri disorganization – dağınıklık yani düzeni bozmak için çağıracak.

Sanırım bunların içerisinde de en hızlı değişecek olanlar merkeziyetçilikten ademi merkeziyetçiliğe (her birimin kendisinin merkez olması) ve hiyerarşiden HOLACRACY’e geçiş olacak.

Aslında her ikisi de hiyerarşi il ilgili. Işıklar içinde yatsın sevgili Ulaş Bıçakçı bundan 15 yıl önce “hiyerarşi hıyararşidir” dediği zaman hiyerarşik yapılardaki bir çok hıyarın ne kadar alınıp kızdığını hatırladım bu yazıyı yazarken.

Eski General Electric CEO’larından Jack Welch’in yaklaşımı da çok benzer U.Bıçakçı’ya. J.Welch, “Hiyerarşi herkesin yüzünü CEO’ya,poposunu da müşteriye döndüğü yerdir.” diye tanımlar.

Örgütlenmedeki yapılara baktığınız zaman da aşağıdaki resmi görürsünüz. Hiyerarşinin tepesindekiler aşağı baktıklarında sadece pislik görürler, aşağıdakiler yukarı baktıklarında ise sadece ve sadece kocaman popolar.

hiyerarşi

Ve maalesef en çok pislik de, bu hiyerarşinin en tepesinde olan veya olması gereken müşteriye gider.

Geleceğin yönetiminde hiyerarşinin yeri olamayacak çünkü artık insanlar özellikle de,30 yaşın altındakiler yönetilmek, veya güdülmek istemiyor, birlikte çalışmak istiyor”, Karl Moore’ın dediği gibi.

Aslında bu sadece işletme yönetimi kavramını değil tüm yönetim kavramlarını değiştirecek zaman içerisinde.

Yönetim kelimesinin İngilizcesi “management” dır. Bu kelimenin aslı da, Türkçede “manej” olan,  İtalyanca “manegio” ve Fransızca “menége” köklerinden gelir ve at eğitimi, bu eğitimin yapıldığı yerdir. (TDK)

Yani elinde kamçı ve ip olan insanların olduğu yer.

Geçen gün değerli dostum Prof.Dr. Veysel Batmaz’la sohbet ederken siyaset kelimesinin de seyis kelimesinden geldiğini öğrendim, Yani yine kamçılı ve ipli insanlar.

Ama artık günümüz insanı (her yerde aynı hızda gitmese de) elinde kırbaç ve ip olan lider veya yöneticiler değil, birlikte yaratıp, birlikte çalışıp, birlikte yürüyecek yapıları tercih ediyorlar.

Sonuç olarak da yönetimden konuşurken hiyerarşi, yerine holacracy’yi kullanır olacağız.

Holacracy, 2007 de Brian Robertson tarafından örgütsel sistemlere getirilen bir uygulamadır. Yunanca holon, kelimesinden gelir ki bu da “holos” yani “bütün kelimesinin karşıtıdır. Otonom ve kendine yeterli ancak parçası olduğu bütüne de bağımlı demektir.

Holacracy için, bütüne bağımlı ancak otonom bir yapıda kendine yeterli bölümlerin hiyerarşisidir denebilir.

Bunları anlayabilmek ve uygulayabilmek için ise örgütsel yapının yalın ve çok çevik olması gerekecektir, ve bunlar yapıyı daha yalın ve çevik hale getirecektir.

Şirket Yönetici ve Patronlarının #direngezi den Çıkartması Gereken Dersler

Son yaşadığımız  ve yaşamakta olduğumuz Türkiye’nin direniş hareketi , şirket yöneticileri ve patronları için bir çok dersi içermekte ve pratik sonuçlarını göstermektedir . Bunların tamamını toplamanın mümkün olmadığını düşünüyorum, ancak yapılacak araştırmalar çok ilginç sonuçlar çıkartacaktır ortaya.

2 Haziranda aslında çok çala kalem yazdığım yazıyı biraz daha düşünerek ele alıp tekrar üzerinden geçmek ve bazı eklemeler yapmak istedim bugün.

Aşağıda çıkartacağım her madde, 40 gündür süren direniş hareketinin direkt ve ana aktörleri olan başbakan, bakan, vali, belediye başkanı, polis, yandaş ve halk’ın göstermiş olduğu davranış biçimlerine dayanmaktadır.

1. Yanlış kararlarda direnmeyin, direnmeniz gerekiyorsa de bunun nedenini ekibinizle paylaşın ;

Sürekli yanlış karar veren, ekibinin katkısını gözardı eden  ve bunları tekrarlayan yönetici ve patronlar tüm çalışanları karşılarına alacaklarından sonunda işini sevmeden yapan ve her an hatta ilk fırsatta kaçmaya hazır olan bir ekibe sahip olurlar ki bu da başarısızlığın bu önemli şartlarından biridir.

2. Herşeyi ben biliyorum demeyin ve hatta bunu sanmayın bile ;

Bir yönetici veya patronun herşeyi bildiğiniz sanması ve bunu sürekli söylemesi etrafında çalışan insanlar karşısında komik ve küçük düşmesine neden olur., çünkü herkes bilirki, cehalet ile bilgelik arasındaki ince çizgi “bilmediğini bilmekte” yatar. Evet, hepimizin bazılarından daha fazla bildiği konular cardır, ancak bunlarda dahi herşeyi bilmek mümkün değildir ve bunu iddia eden kişi aslında en cahil kişidir, dinlemesini bilmez, sürekli bilgelik satmaya çalışarak konuşur, ve konuştukça artık komik duruma düşmeye başlar ve çevresindekilerin saygısını yitirir. Çalışanları ve hatta belki de müşterileri tarafından saygı görmeyen bir yönetici veya patron her zaman için işinde başarısız olacaktır.

Ekibinizi ve ekibin katılımını sürekli sağlayabilmek için gerekenleri yapmanız başarılı bir yönetimin ilk şartıdır.

3. Ekibinizi ve Müşterilerinizi küçümsemeyin ;

Bunu yaparsanız zaman içerisinde hızla kaybedersiniz onları. Unutmayın bir iş, insanlar tarafından insanlar için yapılır. Ekibiniz ve müşterileriniz arasında ayırım yapmaya başlarsanız, sadece dışarıda bıraktıklarınız değil, içeride tutmaya çalıştıklarınız da sizi terkeder. Müşterisi ve çalışanı olmayan bir iş de sadece yönetici veya patrondan ibaret kalır ki bu da iş değildir.

Unutmayan, kaybedilen müşteriyi geri kazanmanın maliyeti, yeni müşteri edinmenin maliyetinin on bir mislidir. Aynı şey yeni ekip toparlamak içinde geçerlidir.

3. Yalaka ve casus kullanmayın;

Bir yöneticini ve patronun çevresinde, hiç bir işe yaramayan ve bunu bildikleri içinde yalakalık yaparak bir yere geleceğine inanan bir çok kişi vardır. Öncelikle bunları çevrenizden ve hatta işinizden uzak tutmak gerekir, çünkü bunlar size faydadan çok zarar getiren yapıda kişilerdir, aynı kişiler başkalarına yaranabilmek için sizin bile arkanızdan konuşacaklardır veya daha önce konuşmuşlardır. Bunlara paye vermeye başlarsanız, size yararı olacak insanları kendinizden uzaklaştıracağınızdan kısa zamanda yanlız kalmaya mahkum olursunuz.

4. Sosyal medyayı bir kez daha düşünün ;

Burada çıkartılması gereken en önemli sonuçlardan biri de sosyal medyanın yaşamımızdaki yerinin ne olduğunu anlamaktır. Artık hiç bir şey saklanamıyor, sosyal ağlar sayesinde çok hızlı ve etkin bir şekilde duyuluyor. Tüm olaylar, ana akım medyanın güçlü ve büyük unsurları tarafından saklanmaya çalışıldı, ancak gittikçe güçlenen sosyal ağlar herşeyin çok hızlı bir şekilde duyulmasını sağladı.

Tüm bu süreç içerisinde, müşterisini adamdan saymayan ve onu aşağılayan kuruluşlar hızla deşifre edildi, buna karşılık müşterisine ve insana saygılı olan kuruluşlar da aynı hızla duyuldu.

Müşteri ilişkileri açısından sosyal medyanın hem szie destek sağlayabileceğini, hem de yaptığınız hataların sonuçlarını hızla duyurabileceğini unutmayın.

Öncelikle müşterinize, bir müşteri olarak size davranılmasını istediğiniz şekilde davranmayı ana hedefiniz olarak benimseyin ki hatalarınız minimumda kalsın.

İkincisi sosyal medyayı kendi lehinize nasıl kullanabileceğiniz konusunda kafa yorun. Ancak bunu yaparken de, tamam ben nasıl kullanırım öğrendim diye hemen işe dalıp, hedefi, stratejisi belli olmayan bir şekilde bu işe girişirseniz ters teper. Hali hazırda bun böyle yapan bazı komedyen belediye başkanlarına dönersiniz ki bu da yarardan çok zarar getirir. Herşeyde olduğu gibi bunda da profesyonelliği ön plana çıkartmanız. gerekir.

Unutmayın:   Şirketler insanlar tarafından (ekip) ve insanlar(müşteriler) için vardır.   Kurumsallaşma çabalarını kurum tutmak için yapmayın.

Bu yazı gelişerek devam tmeyi düşünüyorum ve sizlerin de katkılarını bekliyorum.

Follow on Feedly