ŞİRKETLERİN YAŞAM SÜRESİ

tracksSürekli değişimin hızından, teknolojik değişimin logaritmik yapısının hem iş hem de özel yaşamımızı nasıl etkilediğinden, buna bağlı olarak da şirketlerin yaşamlarının nasıl kısaldığından bahseder dururum.

Şirketlerin kısalan yaşamları, toplumum tüm çalışan kesimlerinin iş yaşamını da doğrudan ilgilendiriyor ve değiştiriyor.

Bugün konu ile ilgili çok çarpıcı bir örnek okudum. Amazon’un artık sattığı ürünleri insansız uçan araçlarla göndermeye çalıştığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bu teslimatlarda kullanılacak olan sistemin test edilmesi için gerekli izinleri almak amacıyla Amazon, Federal Havacılık Kuruluşuna başvurmuş, bürokratik nedenlerle bu izinin alınması altı ay kadar sürmüş ve geçenlerde izin belgesi ellerine ulaşmış.

Ulaşmış, ancak izin başvurusunda belirtilen insansız hava aracı bu süreç içerisinde artık demode olduğundan kullanımdan kalkmış…

(Kaynak : Amazon Wins Approval to Test Delivery Drones in US)

Evet, çağımız arık hız çağı, eskiden kullandığımız zaman kavramına ilişkin bir çok şey artık geçerli değil.

Ancak yaşamımızı da hızla değiştiriyor, değişimin önüne geçemez isek de yok oluyoruz. Şirketlerin yaşamları da bu yüzden kısalıyor.

1930 lardan bu yana bir şirketin beklenen yaşamı yarı yarıya düşmüştür.

Prof. Rolf Strom Olsen

1955 yılında Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerden sadece 61 tanesi (%12.2si) 2014 yılı listesinde vardı.

Mark J.Perry
American Enterprise Institute

1955 yılındaki listede bulunan şirketlerin ortalama yaşı 58 iken, 2011 listesinde bulunan şirketlerin ortalama yaşı 13’ e inmiştir.

Fortune 500 Extinction

Tabi bu arada hala yüzyıllardır yaşayan çok aza sayıda şirketler var, Businessweek’de yayınlanan güzel bir yazı var bu konuda. Yazı, uzun yaşayan şirketlerin ortak özelliklerini araştırmış ve incelemiş. Bu ortak özellikler şöyle sıralanıyor:

  1. Uzun ömürlü şirketler çevreye duyarlı,
  2. Uzun ömürlü şirketler kişilik sahibi ve bu kişiliğe bağlı,
  3. Uzun ömürlü şirketler esnek,
  4. Uzun ömürlü şirketler para harcarken çok tutucu.

Değişimin içerisinde yaşarken değişmek yetmiyor, değişime yön vermek gerekiyor.

EN ÇOK MİLYARDERE SAHİP KENTLERDEN BİRİ DE İSTANBUL

FORBES dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre, dünyada en çok milyarder olan kent, 78 milyarder ile New York. İstanbul’un ise 28 milyarderi var.

Infographic: The Cities With The Most Billionaires | Statista
You will find more statistics at Statista

2014’DE EN ÇOK ARANAN İŞ PLANI KONULARI

cafeEn eski ve en tanınmış İş Planı web sitelerinden Bplans içerisinde yüzlerce iş ve sektörle ilgili iş planı örnekleri de vardır. Geçenlerde, sitede 2014 yılında en çok aranan iş planı örneklerinden il 10’a girenleri yayınlamış.

     

  1. Hizmet
  2. Restoran, kafe, fırın
  3. Perakende ve online mağaza
  4. Sağlık
  5. İmalat
  6. Kar amacı gütmeyen örgütler
  7. Bar ve gece kulübü,
  8. Çiftçilik ve gıda üretimi
  9. Toptancılık ve dağıtıcılık
  10. İnşaat ve mühendislik.

Bu listede de açıkça gözüküyor, her zaman söylerim, girişimcilik sadece internet veya teknoloji tabanlı olmak zorunda değildir. Kuru temizleyicisi olamayan bir bölgede kuru temizleyici açmak da bir girişimciliktir, o da iş modeli – iş planı gerektirir. Ancak bir çok nedenlerden dolayı artık girişimcilik deyince internet ce teknolojiden konuşuluyor algısı yaratıldı ki bu ayrı bir yazı konusu.

Minda Zetlin’in söylediği gibi aslında liste olanlar kadar olmayanlar da çok ilginç. Örneğin yıllarca listede olan emlak danışmanlığı artık listede değil.

Bplans’ın CEO’su Linda Parsons, yüksek profilli girişimcilerin genelde teknoloji firmaları olmalarına karşılık,teknolojinin hiç bir zaman bu listede olmadığını söylüyor ve “Girişimcilik sadece uygulama yaratmak değildir” diyor.

Gerçekten de eğer ortada iyi bir fikir varsa fırsatlar yaratılabilir. Bu nedenle eğer yeni bir iş kurmak, yaratmak, yani bir girişimde bulunmak istiyorsak tüm fırsatları çok iyi değerlendirmeliyiz.

ÖDEVİMİ YAP, SAKIN GECİKME !!!

tennessee 087Bu blogu yazmaya başladığımdan beri iş planı konusunda yardım isteyen çok kişi olmuştur, bir kısmına elimden geldiğince yardım ettim, bir kısmına yol gösterici bazı bilgileri gönderdim, bir kısmından ise artık bıkıp bunaldım ki bunlar gitgide de çoğalmaya başladı.

Kim bu beni bunaltanlar.

Maalesef genelde öğrenciler. Üzülerek görüyorum ki bazıları neredeyse ödevlerini yapmamı isterken zaman tarih falan da veriyorlar. Eminim onların ödevlerini onlar için yapmayınca kızıp arkamdan küfür bile ediyorlardır.

Dün akşam gelen bir tanesi:

“Merhabalar. Öncelikle 20 yaşındayım, İstanbul Ticaret Üniversitesi 2.sınıf lojistik öğrencisiyim. E-Ticaret dersinde 3 arkadaş olarak proje yapmamız gerekiyor. Projemizin konusu; Türkiye de 1.lig takımlarının bir siteyle para karşılığı anlaşıyor ve bu site halka açıktır. Sitenin amacı, anlaşmalı olduğu kulüplere, halkın bu siteden forma tasarımı yapması ve kulüplerde en çok beğeni alan forma-şort, o sezon o formanın giyilmesi anlamına geliyor. Sizden isteğim kaç gündür düşündüğüm iş planını yapamadım ve sizden yardım istiyorum. Bu anlattığım konu üzerine bana taslak olarak bir iş planı yapıp, rica etsem, zahmet olmazsa yapıp gönderir misiniz acaba? Ödev teslimi bu Cuma günüdür. Mailime geri dönüş yapacağınızı umuyor, iyi akşamlar diyorum. “

Bunu yazanın Türkçesine, yazış şekline baktığımızda üniversite 2. sınıfa kadar nasıl geldiğini merak ediyor insan. Bırakın gramer veya noktalama işareti gibi şeyleri, yazıda bir akış, bir mantık, bir nezaket yok. Sanki benim görevim onun ödevlerini yapmak.

Üstüne üstlük iş planı yapmamı beklediği konuyu tam anlatmaya bile uğraşmamış, bırakmış ben GÖREVİMİ yaparken anlayayım.

“Ödev teslimi bu Cuma günüdür” diyor. Sakın gecikme haaaa, der gibi.

Bunun gibi çok istek geliyor. Anlamıyorum bu öğrenciler ödevlerini yaptıracak insanları bu kadar kolay mı buluyorlar?

Buna alışan veya kendisinde buna hak gören öğrencinin profesyonel yaşamını hayal bile edemiyorum.

İnsanların takıldığı, anlamadığı yerlerde onlara yardım etmek tabi ki doğal. Ama birisini benim 2-3 günümü alacak bir işi fütursuzca benden talep etmesini anlamakta hakikaten güçlük çekiyorum ve bundan sonra böyle yaklaşanların kimliklerini açıkça yazmayı düşünüyorum.

“Ben bu videoyu frederick tayloru sunacağım ödevde kullanıcam ama videoda tam olarak ne anlatılıyor ?”

Arkadaşımız bunu “BİLİMSEL YÖNETİM – TAYLORİZM” başlığı altına koyduğum Charlie Chaplin’in Modern Times adlı filimden alıp kullandığım bir bölüm için yorum olarak yazmış.

Sunacağı ödevde ne olduğunu anlamadığı bir şeyi sırf başlıkta TAYLOR var diye kullanmak istiyor. Yazık.

Aslında bunu yapan sadece öğrenciler değil, bir tanesi, geçen sene sanırım başka birisine iş planı yapmak üzere anlaşmış, ve o iş planını bana yaptırmak için çok uğraşıyordu. Yani ben uğraşıp çalışıp o iş planını yapıp bitireceğim, o da bunu müşterisine ben yaptım diye satacak Smile.


Sevgili kardeşimiz Mertcan A. yazıyı görür görmez dayanamamış önce verip veriştirmiş :

“Beyefendi niye blogunuzda dun aksam attigim mail ile dalga gectiniz? Hayir yani duzgun cumle kuramadiysam size ne yani? Ayiptir terbiyesizliktir. İyi gunler.”

Kullanılan dile dikkat Smile

Sonra rica kısmına geçmiş :

“Ayrica o yaziyi kaldirmanizi rica ediyorum. “

Ve tabi standart son TEHTİD Smile :

“Peki gerekli isleri yapmaya baslariz, iyi gunler :)”


BLOGUM İLK ÜÇTE : 4. Bumerang Ödüllerİ’nde İlk 3 Belİrlendİ!

Blog dünyasının gelenekselleşen ve heyecanla beklenen Blog Oscarları’nın yıldızları belli oldu.
Türkiye’ nin en iyi blog ve web sitelerinin seçildiği 4. Bumerang Ödülleri’nde birbirinden farklı, özgün içerik üreten bloglar bu sene de kıyasıya yarıştı.

SMS oylaması ile ilk 10’a kalan blog/web siteleri alanında uzman jüri kadrosu tarafından değerlendirildi. Merakla beklenen 4. Bumerang Ödülleri’nin ilk 3’ü belli oldu.

En Uzman Site

http://blog.tkaraca.com

http://oitheblog.com

http://www.gokhansenses.com


Sanırım 2. katılışım BUMERANG ÖDÜLLERİ’ ne. Bu sefer ilk 3 e girdim En Uzman Site dalında.

Hala gençlerle yarışabilmek ve takdir edilmek çok keyifli. Teşekkürler.

“HOCA ÇOK ADALETSİZ” AMA YAŞAM DA ÖYLE

Özyeğin Üniversitesi 2014 yaz okulunda Girişimcilik dersi verdim. Tüm eğitimlerde (ders de dahil) beni geliştireceğine çok inandığım katılımcı değerlendirmeleridir, ancak ders bitiminde ben daha dersle ilgili öğrenci değerlendirmelerini göremeden okulun sistemine giriş şifrem geçersiz oldu. Her neyse bu değerlendirmeler ancak bugün ulaşabildim. Kendimle övünebileceğim, bana hakkımda bir şeyler öğreten, bundan sonraki derslerim için yararlı olacak bir çok bilgi edindim bu değerlendirmelerden.

Ancak bir tanesi vardı ki keşke ders sürecinde görebilseydim. Çünkü bu değerlendirme sadece dersimizin konusunu değil belki de yaşamı özetliyor, üzerinde saatlerce konuşabilirdik.

Sevgili öğrencimin (kim olduğunu bilmiyorum) değerlendirmesi şöyle :

“Hoca çok adaletsiz davranıyor. 1 saatte yapılan projelere full puanı dağıtırken günlerce uğraşılmış sunumlara aynı değeri vermedi.”

Muhtemelen çok haklı bunu yazan arkadaşım.

Maalesef iş yaşamı, yaşam böyle. Eğer doğru şeyle uğraşmıyorsak yaşam bize puan vermiyor. Doğru olmayan şeylere bir ömür harcayanlar var, aslında başkalarınca doğru olmayan şeylere. Maalesef puan alamıyorlar.

Doğru olan şeyleri sadece düşünenler bile “yeteri kadar” ve “gerekli olan” şeyleri yaparak tüm puanları topluyor.

Önemli olan ne kadar yorucu bir şekilde ve ne kadar koştuğun değil bir fikir üzerinde, önemli olan doğru fikri yakalamak.

Biliyorum, bazı gruplar işi çok ciddiye alarak günlerce uğraştılar ama projeleri para kazandıracağı, pazarı olan, süreklilik sağlayacak bir proje değildi.

Bazıları ise o kadar basit, ama o kadar insanların ilgisini çekeceğini gösteren projeler yaptılar ki kısa sürede.

Zaten başta projelerin değerlendirme kriterini koymuştuk. Sunumda, projeye ben para yatırır mıyım sorusunun cevabı önemliydi. İkna olup o projeye para yatırmaya karar verdiğim projeler not (yani para) alıyor, bunu beceremeyenler ise alamıyordu.

Bundan sonraki derste ilk ne anlatacağımı biliyorum artık.

BÜYÜK DEĞİŞİM – 6. Küresel DRUCKER Forumu

BÜYÜK DEĞİŞİM temalı 6. Küresel DRUCKER Forumu izleyen Vladimir Vulić, konuşmacıların yaptığı konuşmalardan önemli gördüğü bazı cümleleri alıntı olarak derlemiş. Tabi cümlenin konuşma içerisindeki anlamını vurgulamak tek bir alıntı ile vurgulamak zor ancak bir çoğu hoşuma gittiği ve hepsini okuyunca da bir bütün olarak anlam ifade ettiğini gördüğüm için Vladimir Vulić’den izin alarak tercüme ettim.

Tercüme için izin veren Vladimir Vulić’e ve resimleri kullanmama izin veren toplantının resmi fotoğrafçısı Gerry Mayer-Rohrmoser | www.mayer-rohrmoser.at özellikle teşekkür ederim.

İŞ MODELİ TASARIMI

“İş Modeli” dendiğinde, modelin en önemli ögelerinden değer önerisi ve değer önerisi tasarımı çıkıyor öne. Ve genellikle baktığımızda model geliştirmeye çalışanlar veya geliştirenler buradan sonrasını neredeyse bir prosedür uygular gibi tamamlıyorlar.

“İnovasyon” (yenişim), sadece ürün inovasyonu ile kısıtlı değildir, şirketin işi nasıl yaptığını da kapsar.” diyor Raffi Amit ve “iş modeli”ni; “birbiri ile ilişkili, şirketin paydaşları için değer yaratan, faaliyetler sistemi” olarak tanımlıyor. Bu tanım, Osterwalder”in, “Bir iş modeli, bir örgütün (şirketin) yarattığı değerin, bu değeri sunuşunun ve mevcut değeri nasıl yakalayacağının mantıklı açıklamasını ortaya koyar” tanımından farklı değil.

Burada en önemli nokta, “şirket paydaşları kimlerdir?” sorusunu yanıtlarken müşterinin, şirketin iş yaptığı temel ortakların da bu paydaşlar arsında olduğunu unutmamaktır.

Amit’in kullandığı örnek iPod, bir çok bakımdan çok güzel bir örnek çünkü iPod Apple’ın iş modelini tamamen değiştirirken inovasyon sadece ürün bazında değil, şirketlerin iş yapma şeklini, ve hatta şirket paydaşlarının yapısını da inovatif olarak değiştirdi.

Sadece bir müzik dinleme aleti değil, müziğin alıcısı ve satıcısı da oldu bir anda Apple.

“İnovasyon” (yenişim), sadece ürün inovasyonu ile kısıtlı değildir, şirketin işi nasıl yaptığını da kapsar.”

Raffi Amit ve Chris Zott yaptıkları araştırmanın sonucu; “Şirketler genelde, iş modellerinin içeriği konusunda, yani iş modelinin nasıl değer yarattığı vs. konusunda yoğunlaşıyorlar. Buna karşılık iş modelinin nasıl tasarlanacağı, nasıl değiştirileceği konusuna fazla ağırlık vermiyorlar. Bu, hem eski, hem de yeni işe başlayan şirketleri kapsıyor.”

Çok az sayıda şirketin yaptığı ama yapılması gereken en önemli şeylerden biri, “İş modelimize nasıl ayarlar yapmalıyız?” sorusunu sürekli olarak yanıtlamaya çalışmaktır.

Yapmamız gereken:

İş modelimizi nasıl geliştiririz?
İş modelimize nasıl ince ayar yapabiliriz?
Daha iyi bir yöntem varmı?

sorularına sürekli yanıt aramak;

ve :

Gözlem
Sentez
Oluşturma
Geliştirme
Uygulama

döngüsünü sürekli yaşayarak işimizi dinamik bir şekilde sürekli olarak geliştirebiliriz.

İş modeli de, iş planı gibi yaşayan bir şeydir, bir kere yapıp kenara atar ve unutursanız, sürekli geliştirmek için üzerinde durmazsanız sizi yarı yolda bırakma ihtimali çok yüksektir, etrafınızdakiler ilerlerken siz geride kalırsınız.

4.BUMERANG ÖDÜLLERİ

4. Bumerang ÖdülleriHürriyet 4. Bumerang Ödülleri ‘nde sms oylaması dün saat 16.00 ‘da sona erdi. Bumerang Ödülleri adaylarının heyecanla beklediği 7 farklı kategorinin en çok oy alan ilk 10 blog/sitesi bugün Bumerang Ekibi ve Beyoğlu 58. Noter Başkatibi Nilüfer Bekter tarafından tespit edildi ve bizde En Uzman Blog kategorisinde ilk 10 aday içerisine girdik. Bundan sonraki aşama 10 Aral1k 2014 tarihine kadar ilk 3 e girecek bloglar1n jüri taraf1ndan belirlenmesi.

Hepinize teşekkürler.

İŞ MODELİ TASARIMI

İş Modeli Tasarımı from Tufan Karaca

Follow on Feedly