YALIN DERKEN YALAN OLMAK DA VAR

lieSürekli gündemde olan, aslında gündemde olmaktan ziyade yaşamın kendisi haline gelmiş olan bir konu var, yalın girişim. Yalın kavramı artık girişim aşamasının yanı sıra yönetimin her aşaması için konuşulan, uygulanan, uygulanmaya çalışılan bir kavram, halihazırda yaşamının ortasına gelmiş olan şirketler bile yalın yönetim modelini uygulama çabasında.

Yalın hareketin en önemli iki kavramından biri “dene – ölç – düzelt – dene” döngüsü ve bunu yapabilmek için geliştirilen minimum kabul edilebilir üründür.

Bu döngü içerisinde minimum kabul edilebilir fonksiyonları gerçekleştiren ürünün geliştirilmesi de oldukça kapalıya yakın bir çevre içerisinde yapılmalı, kıymetli kaynakların harcanacağı geniş pazarlama faaliyetlerine girerek kabul edilebilir hale gelecek bir ürünü göz göre göre kötü deneyim yaşatarak kabul edilemez ürün hale getirmemelidir, ki yapılan en önemli hata genelde bu noktada olmaktadır.

Uzun bir süre önce, yeni bir kavramla ortaya çıkan bir araba kiralama şirketindeki kötü deneyimimi anlatarak şirketi uyaran bir yazı yazmıştım. Şirketin hemen ilgilenmesi, beni aramaları vs. onların geleceği konusunda beni umutlandırmıştı ancak arada bir sitelerini kontrol ettiğimde hiç bir düzelme yapılmadığını gördüm. Bu arada bana bile ulaşan şikayetler giderek arttı.

Uzun bir süredir bu şirket hakkında bir şey duymadığım için bu yazıyı yazarken gidip şirketin web sayfasına bir bakayım dedim. Bakınca da artık şirket sahiplerinin, ortaklarının veya yöneticilerinin şirketle  pek ilgilenmedikleri duygusuna kapıldım. Sitenin ana sayfasında aşağıdaki koca yazı var:

184

Belli ki yaz başında yazılmış ama bugün Ekimin 12’si. Belli ki yalın girişim yalan olmaya doğru gidiyor.

Bu sabah facebook’da dolanırken bir ilan geldi önüme, yeni bir restoran arama sitesi. Bakayım Restoranara’yı diğerlerinden ayıran, ortaya çıkmasına ve ilan vermesine sebep olan ve beni diğer sitelerden kopartıp kendisine bağlayacak olan özellikler neymiş diye.

Böyle bir siteyi incelerken doğal olarak bildiğim çevrede neler gösteriyor diye “Yakınımdakiler” menüsüne tıkladım.

Aşağıdaki harita çıktı karşıma ki doğru, merkezde ben varım ve çevremde bazı restoranlar gözüküyor.

179

İl bakışta bu restoranların sayısı bana çok az gibi geldi ve biraz bakınca görülen sayının gerçek sayıdan çok aşağılarda olduğunu anladım. Sanırım harita kapsamındaki alanda görülen retoran sayısı gerçeğin sadece yüzde 5’i falan. Bunu söylerken de öyle ufak tefek veya bilinmeyen yerlerden bahsetmiyorum.

Göztepe köşedeki restoranı tıkladım ve aşağıdaki haritadaki bilgi belirdi :

180

Starbucks Çiftehavuzlar bu noktadan çok daha uzakta. Bu noktada hatırlayabildiğim kadarı ile 5 veya 6 restoran var ve kafe var.

181

Maltepe Dominos Pizza’nın Selamiçeşme’de ne işi var diye düşünmeden edemedim.

Bir de filitreleri deneyerek bakmak istedim ve çevredeki içkili yerleri arattım.

183

Beni bildiğim en az 5 yer olmasına rağmen haritada hiç bir şey yok.

Bir daha bu siteyi kullanacakmıyım ?

HAYIR,

Benim gibi aynı şeyi hisseden kaç kişi olacak ?

BİRÇOK,

Harcanan reklam giderleri ne oldu ?

BOŞA GİTTİ ve TERS TEPTİ.

Bir çok kişiye duyurulan bu site ziyaret edenlerin çoğu tarafından “bir işe yaramaz” diye nitelendirilerek zihinlerde kullanılmayacaklar listesine gitti.

Hem para harcayıp hem de insanları kaçırmanın en kolay yolu henüz hazır olmayan ürünü denetmek için yapılan ilandır, başarısızlık yolunu çok hızlandırır.

Yola çıkarken daha oturmamış, yanlış sonuçlar veren bir ürün kavramı, ürünü doğmadan öldürecektir.

Buraya kadar sadece düzgün, kullanılabilir olmayan bir ürünün erken kullanılmasından bahsettik.

Peki genel fikir olarak ne durumda bu girişim?

Alternatiflerinden daha fazla bir şey sunuyormu?

GÖREMEDİM,

Google haritalarından bile çok daha fazla ve doğru bilgi edinmek mümkün.

O zaman ürünün başarı şansı ne????


Restoranaranın bu yazıya bir cevabı var, aşağıda görebilirsiniz, kendilerine başarılar dilerim.


Tufan Bey tekrar merhabalar,

Yazınızı gönderir göndermez okudum ancak bu akşam olağan toplantı günümüz olduğu için yazınızı toplantıda değerlendirmeden geri dönüş yapmak istemedim.

Söylediklerinizde çok haklısınız mekan sayımız oldukça yetersiz ancak şöyle bir bilgi vermek isteriz reklam kampanyamıza ayırdığımız rakam tahmin ettiğinizden çok az.Ancak yine de erken davrandığımızı kabul ediyorum.En azından 5000 mekanı bulmadan reklama başlamamalıydık, ancak bu reklamı yapmasaydık sizden aldığımız gibi feedback’ler alamayacaktık.Sonuç olarak bugünki toplantıda da bu konu konuşuldu ve mekan ekleme hızımızı arttırmak için farklı çalışmalar yapma kararı aldık.

Dominos Pizza ve Starbucks’ın yerleri konusundaki durum ise bizi biraz şaşırttı.Çünkü biz o mekanların koordinatlarını Starbucks ve Dominos Pizza’nın kendilerinden alıyoruz.Ancak yinede en yakın zamanda düzeltmeye çalışacağız.

Yazınız biraz sert olsa da zaman ayırıp yazdığınız için teşekkür ederiz.Görüşmek üzere.


YALIN İŞ PLANI – LEAN BUSİNESS PLAN

Eric Reis’ın yalın girişim kavramını ortaya artmasından sonra iş planı ve iş modeli kavramları arasında bir kargaşa yaşanmaya başlandı. Aslında bu karmaşaya neden olanlar, Reis’ın kendisi ve Steve Blankdir. Her ikisi de belirgin bir şekilde iş planının gerekliliğine karşı çıkarak önce iş modeli oluşturulmalıdır yaklaşımını kullanmaktadırlar, ancak bu yaklaşımı yaparken kullandıkları iki varsayım sanki iş planını yok saymaktadır.

Bunlardan birincisi, iş planının bir ofis ortamında müşteri ile hiç bir ilişki kurulmadan, sadece eski bilgi kullanılarak izole bir ortamda, aylarca süren bir çalışma sonucunda hazırlandığıdır.

İkicisi ise iş planını “statik” ve değişmeyen bir yapıda görmeleridir ki bence her ikisi de yanlıştır ve yalın girişimlerinde “sürekli” plan yapma zorunlukları vardır. Buradaki sürekli kelimesi de aslında kilit olan kavramdır, planlama sürekliliği ve dinamizmi olan bir süreçtir, başı ve sonu olan “statik” durağan bir süreç değildir, süreç planın zaman zaman kendisinden daha önemlidir. Çünkü plan bittiği andan itibaren değişen çevre koşullarına bağlı olarak doğru olmaktan çıkar ve yeniden yapılması gerekir.

İş planı yaşayan bir dökümandır, canlıdır, aynı işiniz gibi, o da yaşar, canlıdır. Bu yaşam, aslında değişime uyum sağlayan değişimdir ve bun sağlamadığınız zaman işiniz ölür. Onun ölmesini engellemek için de sürekli iş planının, değişen şartlar doğrultusunda güncellenmesi gerekir.

Bu döngüyü aşağıdaki şekilde görebiliriz :

Bu döngü aslında yalın girişimde kullanılan Yap-Ölç-Öğren kavramı ile nerede ise aynı.

ispl

Yalın girişimin ortaya çıkmasının temel altyapısı logaritmik bir hızda değişen ve gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak neredeyse aynı hızda değişen sosyal ve bireysel değişim, ihtiyaçlardaki değişimdir. Artık ürün yaşam eğrileri ve hatta şirket yaşam eğrileri bundan on, yirmi yıl öncesine göre daha dar bir zaman aralığı içerisinde olmaktadır.

Aşağıdaki şekil, bundan on, yirmi yıl önceki bir ürünün teorik yaşam eğrisidir.

plcA

Ancak bu eğri günümüzde, aynı zaman ölçekleri içerisinde aşağıdaki değişikliği (hatta şekildekine göre çok daha daralmıştır) göstermektedir ;

plcB

Buna bağlı olarak da gerek girişim gerekse işletme aşamalarında “agility” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavramı tek bir kelime ile tercüme etmek hatalı olur kanımca. Bence bunun içeriğinde aciliyet, çeviklik, hafiflik kavramları iç içedir. Bu hızı, hafifliği ve manevra kabiliyetini sağlayabilmek için de yalın girişim kullanılmaktadır.

Yalın girişimi de, yap, müşteri deneyimin ölç, bundan öğrenerek ürün veya hizmetinde gerekli yeni düzenlemeleri yap ve aynı döngüyü yaşayarak sürekli ilerle mantığıdır, bunu da aşağıdaki şekil ile görselleştirebiliriz ;

yalin

Yalın girişimi, deneme ve iş modeli oluşturma yöntemleri ile ürün veya hizmeti geliştirerek başarısızlıkları hızlandırmak ve bu süreçteki deneyim ile ürün veya hizmeti hızla müşteri istekleri ve talep doğrultusunda tekrar eksene oturtmak olarak özetleyebiliriz.

Ağırlıklı oalarak yüksek teknolojiye yönelik olarak başlayan bu yaklaşım hızla tüm sektörlere yayılmaktadır ve ayrıca yaygınlaşması daha da kolay olacaktır ( 3D yazıcıların gelişmesi vs.). Burada Reis ve takipçileri iş modeli geliştirilmesi üzerinde durarak iş planını geri planda tutarlar ve ancak iş oturup, işletme haline gelince ve/veya yatırımcının kendisinde olmayan bir boyuttaki yatırıma destek sağlaması durumunda gerek olacağını söylerler.

Bu noktada kanımca büyük bir yanılgı var. Bunun temeli de öncelikli olarak zaten iş modeli olan bir ortamda iş planının temel girdilerinin zaten oluştuğunu düşünmemde yatıyor. İş modeli kurarken zaten müşteri segmentlerimizi, değer önerimizi, dağıtım kanallarımızı, maliyet yapısını ve gelir akışını ortaya koymuş oluyoruz. Çok az bir gayretle bunu iş planı haline getirdiğimiz zaman da gideceğimiz yol ve o yolda çıkabilecek diğer engellere hakim olma şansımız artıyor. Bu nedenle de iş planının yapılması gereklidir.

Ayrıca iş planının genel yapısını kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda çerçevelendirme olanağımız var, ve iş planı 300 sayfalık bir çalışma olmak zorunda değil.

Peki YALIN İŞ PLANI nasıl olmalıdır ?

İş modelimiz doğrultusunda bize yol gösterecek bir stratejik yapı zaten ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda kısa ve öz 1-2 cümle ile stratejimizi ortaya koyabiliriz.

Bu stratejinin şimdiki çevre (siyasi – ekonomik – teknolojik – toplumsal) ile olan uyumunu hızla değerlendirebiliriz ve orta vadede, gözlemleyebileceğimiz değişiklikler nasıl uyum sağlayabileceğini ortaya koyabiliriz.

Bu stratejik yaklaşım ile finansal öngörülerimiz yapabiliriz.

Böylece uygulayacağımız değişikliklerin nelere yansıyacağını anlayarak neleri yapıp yapamayacağımızı göreceğimizden gideceğimiz yolda neler yapmamız gerektiğini baştan anlamış oluruz.

Yap, ölç, öğren döngüsü içerisine oturtacağımız iş planı döngüsü, önümüzü görmek açısından gereklidir ve yapılmalıdır.

Konu ile ilgili aşağıdaki yazılar da size daha fazla bilgi verebilir :

İŞ PLANI GEREKSİZ”MİŞ” (!)
HERKES YAZIYOR “İŞ PLANI NASIL HAZIRLANIR ?”
Kervan yolda “düzülür” müş…
BAYBARS ALTUNTAŞ ÇOK GÜZEL YAZMIŞ, AMA…
İŞ MODELİ (BUSINESS MODEL) İŞ PLANI DEĞİLDİR
İŞ MODELİNİN YAPITAŞLARI – 1

Follow on Feedly