Bir şirket büyürken yalnızca cirosu, çalışan sayısı veya organizasyon şeması değişmez. Onu yönetme biçiminin de değişmesi gerekir.
Yönetim olgunluğu, bir şirketin ne kadar “iyi” yönetildiğini puanlamaktan çok, mevcut yönetim biçiminin şirketin bugünkü ihtiyaçlarına ne kadar uygun olduğunu anlamaya çalışan bir bakış açısıdır.
Çünkü bir dönemde şirketi büyüten yönetim anlayışı, şirket değiştiğinde büyümenin önündeki engele dönüşebilir.
Her yeni kademe ihtiyaçtan doğar; fakat zaman içinde kendisi bir engele dönüşerek yeni bir yönetim olgunluğunu gerekli kılar.
Yönetim Olgunluğu Nedir?
Küçük bir işletmede sahibinin hemen her kararı kendisinin vermesi son derece doğal olabilir. Şirket büyüdükçe aynı yöntem kararları yavaşlatmaya, yöneticileri etkisizleştirmeye ve şirketi tek kişiye bağımlı hale getirmeye başlayabilir.
Bunun çözümü her zaman daha fazla prosedür, daha fazla yönetici veya daha ayrıntılı organizasyon şeması değildir.
Asıl soru şudur:
Şirketin bugünkü karmaşıklığı ile onu yönetmek için kullandığı sistem aynı olgunluk düzeyinde mi?
Yönetim olgunluğu bu uyuma bakar. Kararların nasıl alındığına, yetkinin nasıl dağıldığına, yöneticilerin hangi alanlarda gerçekten yönetebildiğine, şirketin bilgiyi nasıl kullandığına ve değişime nasıl cevap verdiğine odaklanır.
1.0’dan 8.0’a: Mesele Numara Değil
Yönetim Olgunluğu yaklaşımında 1.0’dan 8.0’a uzanan kademeler bir sıralama veya şirketlere verilen not değildir.
Her kademe, belirli koşullarda ortaya çıkan farklı bir yönetim ihtiyacını temsil eder.
Bu nedenle 2.0 kötü, 7.0 iyi değildir. Sorun, şirketin ihtiyaçları 6.0 seviyesine gelmişken hâlâ 2.0’ın yönetim refleksleriyle yönetilmeye çalışılmasıdır.
Bu fark büyüdükçe şirketlerde tanıdık belirtiler görülmeye başlar:
- Kararlar sürekli aynı kişide toplanır.
- Yöneticilerin sorumluluğu vardır ama karar alanı belirsizdir.
- Toplantılar artar fakat karar kapasitesi aynı hızda artmaz.
- Şirket büyürken yönetim sistemi aynı kalır.
- Sorunlar kişilerde aranırken sistem sorgulanmaz.
Bu yaklaşımın kısa bir girişini Şirketiniz Kaçıncı Sürümde? yazısında bulabilirsiniz.
Yönetim Olgunluğu ile Genel Müdür 8.0 Arasındaki İlişki
Şirketin yönetim sistemi değişirken genel müdürün rolü de aynı kalamaz.
Bir aşamada genel müdür operasyonu kontrol eden kişidir. Başka bir aşamada fonksiyonları koordine eder. Şirketin karmaşıklığı arttıkça görevi giderek daha fazla sistemi, değişimi ve şirketin gelecekteki yönetim kapasitesini tasarlamaya dönüşür.
Genel Müdür 8.0 yaklaşımı bu değişimin yönetici tarafına bakar. Yönetim Olgunluğu ise aynı dönüşümü şirketin bütünü açısından ele alır.
Dolayısıyla iki kavram birbirinden ayrı değildir:
Şirketin yönetim olgunluğu yükselirken, onu yöneten insanların rolü de değişmek zorundadır.
Olgunluk Neden Sürekli Değişir?
Yönetim olgunluğunun son ve değişmez bir aşaması olduğunu düşünmüyorum.
Pazar değişir. Teknoloji değişir. Şirket büyür veya küçülür. Yeni kuşaklar yönetime katılır. Yapay zekâ karar süreçlerine girer. Müşteri beklentileri ve rekabet koşulları farklılaşır.
Bu değişimler şirketin yönetim sisteminden yeni bir cevap ister.
Bu nedenle yönetim olgunluğu, ulaşılacak sabit bir hedef olmaktan çok şirket ile çevresi arasındaki sürekli bir uyum meselesidir.
Yönetim Olgunluğu Nerede Görülür?
Organizasyon şemasına bakmak tek başına yeterli değildir.
Asıl ipuçları şirketin günlük çalışma biçimindedir:
- Bir karar gerektiğinde kim karar veriyor?
- Karar için hangi bilgi kullanılıyor?
- Yöneticilerin gerçek yetki alanları belli mi?
- Fonksiyonlar kendi başarılarını mı, şirketin bütününü mü optimize ediyor?
- Yönetim toplantıları bilgi paylaşmak için mi, karar üretmek için mi yapılıyor?
- Şirket değişen koşulları ne kadar erken fark ediyor?
- Yeni koşullara cevap verebilmek için hazır seçenekleri var mı?
Bu sorular çoğu zaman organizasyon şemasından daha fazla şey anlatır.
Yönetim Olgunluğu Bir “Kurumsallaşma” Projesi Değildir
Mesele şirkete daha fazla prosedür eklemek veya büyük şirketleri taklit etmek değildir.
Küçük bir işletmenin ihtiyacıyla bin kişilik bir şirketin ihtiyacı aynı değildir. Yönetim sisteminin amacı şirketi ağırlaştırmak değil; şirket büyüdükçe karar verme, koordinasyon ve değişim kapasitesini koruyabilmektir.
Bu nedenle asıl soru:
“Şirket yeterince sistemli mi?” değil, “Şirketin bugünkü ihtiyacı için doğru yönetim sistemi var mı?”
Bu Konuyu Derinleştirmek İçin
Yönetim Olgunluğu düşüncesi blogdaki tek bir yazıyla sınırlı değil. Aşağıdaki çalışmalar aynı düşünce hattının farklı yönlerini ele alıyor:
- Şirketiniz Kaçıncı Sürümde? — Yönetimin 1.0’dan 8.0’a değişimini anlamak için.
- Genel Müdür 8.0 — Yönetim sistemi değiştikçe genel müdürün rolünün nasıl değiştiğini görmek için.
- Geleceği Bugünden Yönetmek — Bugünkü yönetim kararlarının gelecekteki yönetim kapasitesini nasıl etkilediğini tartışmak için.
- Kitaplar — Yönetim, strateji, liderlik ve değişen iş dünyası üzerine diğer çalışmalar için.
Bu yaklaşımın çıkış noktası, şirketlere yeni bir etiket vermek değil; çoğu yönetim sorununda gözden kaçan bir soruyu görünür hale getirmektir:
Sorun gerçekten yöneticilerde mi, yoksa şirket artık mevcut yönetim biçimini aşmış olabilir mi?