KEŞKE BU YAZIYA GEREK OLMASAYDI

Hikayenin başı temmuz ayına gidiyor,yani tam yedi ay öncesine.

Geçen hafta Perşembe günü bir telefon geldi, Ticaret Ateşeliği arıyor, görevli bir kızcağız.

‘’Ticaret Ateşesi sizi Pazar günü 11:00 de bekliyor’’ dedi.

Bu bölgede haftasonu tatili Cuma günü olduğu için Pazar gününde bir gayritabililik yok. Gayritabilik çağrının kendisinde ve şeklinde. Birincisi görüşmek için kendi ofisinize çağırıyor iseniz bunu kendisine direkt iletmek(sekreter aracılığı ile değil) ve neden çağırdığınızı da belirtmek en basit nezaket kuralıdır.

Bu ise resmen bir emir, davet veya görüşme talebi falan değil,ancak Temmuz ayındaki olayı ve yazıyı düşünerek konunun fazla üzerine gitmemek gerektiğini düşündüm ve emre itaat etmeye karar verdim.

Daha önce yaşadığım ülkelerde ateşeler ile, elçi ve büyükelçilerle çok düzgün ilişkilerim olmuştu ve ilk kez böyle bir tavır ile karşılaşıyorum nazik ve hatta diplomatik olmayan bir tavır ile.

Pazar günü Erbil’de gök delinmiş,görmediğim kadar çok yağmur var, saat 10:30 da ofisten çıktım, 10:55 de ateşelikteyim. Kapıyı açan kızcağızın beni beklediği belli ama emri veren kişi yok. Dışarıda bir toplantısı varmış. Eh nasılsa 5 dakika erken geldim,o da gelir yoldadır nasılsa 11:00 de çağırdığına göre, beklerim.

Kızcağız sürekli telefon ile ateşeyi arayarak haber vermeye çalışıyor ancak telefon açılmıyor, belliki önemli ve uzun sürecek bir toplantı. Ee ozaman bana haber gönderip buluşma iptal edilemezmiydi? Tabi olabilirdi ama tabiki bunudüşünmek bir incelik, bir nezaket gerektirir, ama bir KAMU GÖREVLİSİNİN, KAMUYA yani görevi veren kişiye böyle bir incelik, nezaket göstermesine gerek yok. (TDK-Kamu: Bir ülkedeki halkın bütünü,halk,amme)

11:15, artık kalkmak zamanı, ve yine gitti benim birbuçuk saatim.

Hadi haber verip iptal edilmedi buluşma, yine nezaket ve saygı gereği en azından bir telefon edip(bu yazı Çarşamba akşam yazılıyor) özür dilenmesi gerekir.

Pazar günü beni neden çağırdıklarını dahi bilmiyorum, gerçi tahmin edebiliyorum ama kondurmak içimden gelmiyor. Neyse, önemli olsa ararlardı tekrar. Eee, peki önemsiz bir şey için birbuçuk saatimi çalmak niye?

Kişiler kurumları temsil ederler ve bireyler diğerlerine saygı göstermeyi ihmal ettikçe hem kendilerini, hemde kurumlarını yıpratır ve saygınlıklarını kaybetmeye başlarlar. Bu kurumlar içerisine şirket ve işletmeler de doğal olarak dahildirler ve kendilerini müşterilerine, iş ortaklarına böylesine yıpratacak kurumların yaşaması uzun olmayacaktır.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Kendi Telefon Numarasını Bilmeyen Kurumlar

Uzun yıllardır yurt dışında bir çok ülkede yaşadım ve çalıştım. Genelde bir ülkeye geldiğimde öncelikle Türk Elçiliğini ziyaret ederek büyükelçi, konsolos, ticaret ataşesi gibi elçilik görevlileri ile tanışarak başlarım oradaki yaşama.

10 kadar önce Erbil’e geldim yeni bir işe başlamak üzere, gazetelerden okuduğum kadarı ile Erbil’e konsolosluk açılmak üzere imiş ve ayrıca Ticaret Ataşesi atanmış.

Konsololuğun telefon numarasını araştırdım Erbilde ancak bulamadım, Bağdat Büyükelçiliğinin telefonlarını buldum internette ve Erbil Konsolosluğunun telefonunu sordum ancak bilmiyorlardı …

Aynı deneyimi şubat ayında Yeşilköy Oto İhtisas Gümrüğünün telefonlarını ararken de yaşamıştım. İnernette bulduğum numara yanlıştı, Gümrükler Başmüdürlüğü bilmiyordu, beni yönlendirdikleri diğer 4-5 numarayı aradıktan sonra bulabilmiştim numarayı.

Demek ki devlet kendi kendini takibedemiyor, 500 mağazalı bir süpermarketler zincirinden herhangi bir mağazayı arayıp başka bir mağazanın numarasını sorsanız yanıtı hemen alırsınız, ama Gümrük ve Dışişleri kendi numaralarını bilmiyor. İlginç…

Herneyse, konsolos numarasını kendi imkanlarımla buldum, konsolos ile konuşarak randevu aldım ve kendisi ile tanışma imkanını buldum, çok kibar, işini iyi bildiği belli olan, genç bir arkadaş, kendisini tanımaktan mutlu oldum. Ayrıca bana Ticaret ataşesinin numaralarını da verdi.

Ertesi günü aradım numarayı, yanıt yok. Burada sabit telefon, o nedenle cep telefonunda telefonumun gözüktüğünü bildiğim için arar herhalde dedim ama iki gün kimse aramadı.

Bu sabah tekrar aradım, ve kendisine ulaşabildim, saat 16:00 dan sonra Erbilde açılan Ticaret fuaraında olacağını ve orada buluşabileceğimizi söyledi. Eh ne yapalım devlet baba böyle uygun gördü, kendimizi fuarda tanıtırız her ne kadar fuar ile bir ilgimiz yoksada. Hava 45 derece, yol yarımsaat, çıktım ofisten saat 16:00 da, 16:30 da fuardayım. Üç defa aradım kendisini 17:00 ye kadar ama yanıt yok, geri dönüş de yok (şimdi saat 17:52 hala yanıt yok) ve yarım saat daha harcıyarak döndüm geriye.

Gitti benim 1.5 saatim.

İsmi ticaret ile başlıyan bir bakanlığın özellikle yurt dışında görev yapanlarının daha duyarlı, daha iletişime, pazarlamaya hakim olmasını beklerdim ama maalesef.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly