İŞİMİZ TEHLİKEDE

Son zamanlarda sürekli değindiğim “değişim tahmin ettiğimizden çok daha kısa zamanda işimizi etkileyecek” ve sonuç olarak şimdiden bunu düşünmeli, buna bağlı stratejiler geliştirmeliyiz konusununsa bir araştırmaya rastladım, “önümüzdeki 10 – 20 yıl içerisinde otomasyon çalışan Kanadalıların %40’ının işini elinden alacak”.

Çalışmayı Ryerson Üniversitesi yapmış. Bu çalışmanın sonucuçlarına göre:

Aslında bu çalışma sadece Kanada için yapılmış olsa dahi gördüğüm kadarı ile tüm dünya genelini tanımlayabilir. Hatta işçiliğin yaygın olduğu ülkelere etkisi %42 nin çok daha üzerinde olacaktır.

Şimdiden yarını düşünmeyenlerin başı çok ağrıyacak.

Yarın artık dün oluyor…

26 Zaman yönetimi taktiği, keşke 20 yaşında iken bilseydim.

26 Zaman yönetimi taktiği, keşke 20 yaşında iken bilseydim. from Tufan Karaca

Tercüme edip kullanmama izin veren Etienne Garbugli‘ye teşekkürlerimle.

PETER DRUCKER’dan 20 seçme

Peter Drucker’dan seçmeler from Tufan Karaca

ÖNE GEÇMEMİZ ŞART

Şoförsüz otomobil konusuna oldukça fazla takıldım sanırım ancak bu benim için farkına varmadığımız değişim ve gelişim sürecinin bir göstergesi, sürekli anlatmaya çalışıyorum, değişim bizim fark ettiğimizden daha hızlı ve her konuda da giderek artan bir şekilde sürüyor.

Değişimin peşinden giderek hiçbir yere varmamız mümkün değil, değişim yaratanlardan biri olmak zorundayız, aksi halde sonun başlangıcını yaşıyor olacağız.

Drucker’ın sözünü sürekli hatırlatırım ve yine söylemek ihtiyacını duyuyorum, “eğer müşteriniz sizden önce değişiyorsa sorun var”. Müşteriye değişimi yaratacak olan sizler olmalısınız, aksi halde müşterisiz kalırsınız.

Etrafımızda değişen ve bu değişikliklerin mutlak surette bizi etkileyeceği şeylere şöyle bir göz atalım:

Bunlar çok hızlı gelişen ve değişen konulardan sadece bir kaçı. Bizler daha elektrikli araçların yaşama girmesinin ne kadar uzakta olduğunu sanırken kendi kendine giden araçlar pıtrak gibi çoğalarak dünyanın her yerinde kullanılmaya başlanıyor, bu gerçeği görene kadar etrafımızı sarmış olacaklar. Ve biz endüstrini dışında bile olsak etkileneceğiz.

Etrafımızda neler oluyor bu konuda:

Bu sadece bir örnek.

Ya diğerleri?

Endüstrinin içerisinde olmasak bile etkileneceğiz, ONLAR BİZİ ETKLEMEDEN BİZ ONLARIN ETKİSİNİ YARATMALIYIZ.

KAPININ DANASI ÖKÜZ OLMAZ – 2

Bugün MIT Sloan Management Review’da “Strateji Kapıdan Çıktığında” başlıklı bir yazı okudum, bana 2014 Haziranında yazdığım “KAPININ DANASI ÖKÜZ OLMAZ” yazısını hatırlattı. Yazlıların meali aynı ancak yazar burada konuyu strateji açısından ele alarak, aslında strateji yaratacak en önemli kişilerin şirket içerisinde olduğunu ama bunun gözardı edilerek dışarıdan stratejistlere oldukça yüksek miktarlarda ödeme yaparak strateji geliştirmeye çalıştıklarını ve bunun sonucu da içerideki değerlerin şirketten soğumasının sonucu şirketten ayrılmaları konusunu ele alıyor.

Ben konuyu daha geniş ele alarak içerideki değerlerin göz önüne alınmaması hastalığının tüm konular için geçerli olduğunu söylüyorum.

Sanırım şirketlerdeki liyakat sorunlarından en önemlilerinden biri de bu.

Yöneticiler, patronlar bunu çok iyi algılamalı ve kullanmalıdır.

TAKIM ÇALIŞMASI

2014 Şubatında TAKIM ÇALIŞMASI başlığı ile FORMULA yarışlarında FERRARI’nin lastik değiştirme videosunu kullanmıştım ama 2 yılda çok şey değişiyor 🙂

YARINLAR DÜN OLUYOR – İŞİM NE OLACAK???

Dün Bloomberg’de çıkan bir haber – “UBER bu yaz şoförsüz Volvo XC90’ları hizmete sokacak”.

Yıllardır değişimin çok hızlı olduğunu, bunu algılamakta zorlandığımızı, hazırlıklarımızı bugünden yapmazsak yarın işmizin biteceğini anlatmaya çalışıyorum.

UBER artık geleceğin otomobil işini alıp götürmeye çalışıyor, şoförsüz arabalar devrinde araba sahibi olmak yerine servilere abonelik tercih edilecek.

Yıllardır Yunanistanda iki kasaba arasındaki minibüs seferleri şoförsüzşöförsüz.

Analistler bile bunun çok uzak gelecek olduğunu söylüyor uzun zamandır.

Ama Tesla’nın son modelleri şoförsüz arabadan bir adım uzak.

Bir çok yerde test ediliyor.

Yarın artık bugünden de yakın.

Otomobil firmaları bile konuyu orta vade planlarına almadılar.

Ama BU YAZ UBER servise sokuyor. Değişimin hızı süreçleri de kısalttı.

Evet TESLA’nın ölümlü bir kazası var.

Ağustos başında TESLA Model X kullanan Missouri’li Neally direksiyonda kalp krizi geçiriyor. Son bir gayretle “hastane” diyor. Ve yarı otonom oto pilot Nealy’ 30 kilometre ilerideki hastanın acil servisine getiriyor.

Sen ne yapacaksın araba üreticisi, oto kiralayan, otomobil satıcısı? Sen şöför kardeşim?

Evet yarın geldi geçiyor.

Bu sadece şoförsüz araba. Ya 3 boyutlu yazıcılar, robotlar???

Peki bunlar işimizi nasıl etkileyecek.

DÜŞÜNÜYORMUSUNUZ????

İşini Sevmek – Çalışan Katılımı

Geçenlerde Yalıkavak Pazarına gittik, ben biraz dolaştıktan sonra işi karıma devredip Yalıkavak Meydanında bir ağaç gölgesinde oturup biraz bir şeyler okumaya, insanları seyretmeye başladım.

Bir görevli yavaş yavaş çevreyi süpürüyor, elinde süpürge ve ne deniyorsa bilmiyorum saplı bir faraş, üzeri pırıl pırıl, yüzünde ve gözlerinde gülümseme . İlgimi çekti, hem kitabıma bakar gibi yapıyor hem de görevliyi çaktırmadan izlemeye başladım. Belli ki yerel biri, tanıdığı insanlara keyifle selam veriyor, pazardan çıkan tanımadığı kişilere gülümseyerek yol veriyor.

Genelde bu tip görevlerde çalışanlar hemen bitsin duygusunu veren hızlı ve baştan savma bir çalışma temposuna sahiptir gözlemlediğim kadarı ile. Yüzlerini, hatta gözlerinin güldüğü de pek söylenemez diye düşünürken birden kendimi toparladım. Bugünlerde sadece bu tip görevlerde çalışanlar değil, bir çok değişik işlerde çalışanlar da bu görüntüye sahip. İşini sevmiyor, hemen anlıyorsunuz.

Her neyse, o da yorulmuş olmalı ki gölgesinden faydalandığım ağaçın altına geldi o da ve nefeslenmek için bir sigara yakarak, sanki “buralar benim” dercesine keyifle etrafı seyretmeye başladı. İleride gördüğü birisine keyifle selam verdi, belli ki tanıyor. Selam verdiği adam yanına geldi el sıkıştılar. Görevli heyecan ve keyifle yeni gelen adama bu işi bulalı 15 gün olduğunu, işini sevdiğini bunun nedeninin de “bütün esnafla tanışmak” olduğunu anlatmaya başladı.

Adam işinini sevilecek ve keyif alınacak yanlarını bulmuştu, iş artık onun için işkence olmaktan çıkarak bir eğlence haline gelmişti ve muhtemelen işini bir çoklarından çok daha iyi yapıyordu.

Çalışan katılımı şirketlerin en önemli sorunlarından biri, Gallup araştırmalarına göre ABD’deki şirketlerde iş gücünün %70 I katılımdan uzak. Türkiye’de çalışan katılımı oranı Orta Avrupa ülkelerinde en alt sırada neredeyse.

Çalışan katılımının düşük olmasının ABD ekonomisine 500 milyar dolara mal olduğu hesaplanıyor.

Ülke ekonomisi bir tarafa, çalışan katılımını çok düşük olduğu şirketler yok olmaya mahkum neredeyse.

Aslında çalışan katılımını çalışan – şirket ilişkisi olarak algılarken genelde biz bunu, yönetim tarafından halledilmesi gerekn bir sorun olarak algılar ve üzerine düşeriz. Bazı işlerin yapısından dolayı amir, işveren tarafından kolay çalışan bağımlılığı kazandırılabilecek işler olmayabilir. Burada görev ağırlıklı olarak çalışana düşer eğer muylu olmak ve işinde bir şeyler yapmak istiyorsa. Eğer iş hakikaten sevilmiyorsa, işveren bunu sağlayamıyorsa ve iş geçici bir iş olarak algılanmaya başlamışsa bile, çalışan açısından mutluluğu sağlamak için o işi geçici olarak bile olsa, sevilecek bazı şeyler bulunmalıdır.

Sanırım temizlik görevlisi arkadaşım da bunu başarmış olanlardan.

Dökümanları Taratmanın Ötesine Geçebilen Dijital Stratejiler

@bilgitivi @istasarimcisi #modelmiplanmi

Liderler Ağaçtan Toplanmıyor, Liderliği Yöneticilerimize Öğretebilir Miyiz?


@bilgitivi @istasarimcisi #modelmiplanmi

Next Page →

Follow on Feedly