TAKLİTLERİMDEN SAKININ ….. ! :)

İlginç bir şekilde İş Planı konusu oldukça fazla işlenmeye başladı, aslında doğal bir akış bu, girişimciliğin temelinde yatan bir konu bu.

Ben 2006 yılında blog ve sayfalarımı hazırlayıp yayınlamaya başladığımda bu konu nerede ise işlenmiyordu, zaman ilerledikçe ve ağırlıklı olarak kitabımın basılmasından sonra bu konuya ilgi daha da arttı ve bir çok kişi bu konuda yazıp çizmeye ve eğitim vermeye başladı.

Aşağıdaki resim bir eğitim duyurusu, yanındaki de benim kitabımın kapağı.

COMPARE

Bu konudaki eğitimler 20.- TL ile 350.- TL arasında değişkenlik gösteriyor.

Ayrıca eğitim konularını okurken, iş planı yaparız ilanlarını verenlerin sayfalarına baktığınızda, bazan benim kitapta kullandığım cümlelerin aynılarına rastlıyorum, bazan da benzer cümleler görüyorum.

Ya buna ne dersiniz ?

Proje ve İş planı hazırlanır.

(Girişimciler için İş Planını 2 gün içinde, 200 TL ye hazırlıyoruz)

Bir de paket satanlar var :

Ekonomik paket,
Standart Paket,
Grup ve öğrenci paketi,
Gold paket…

Ne demekse bunlar.

Öğrencilere iş planı 350.- TL

Harika değilmi ?

Benim de yakında başlamayı düşündüğüm bazı kampanyalar var ama sanırım önce üfak bir imaj değişikliği ile ;

HAKİKİ İŞ PLANI
ÖZ İŞ PLANI
GERÇEK İŞ PLANI
SAHİBİNDEN İŞ PLANI

gibi yeni bir kişilik bulmam gerekecek.

Şaka bir yana tüm bunlara baktığım zaman çok memnunum, çünkü taklit ediliyorum,  demek ki ben ÇOK İYİYİM, bakın bu cümle de yeni bir şey hatırlattı bana :

TAKLİTLERİNDEN SAKININIZ;

Yoksa TAKLİTLERİMDEN demek mi iyi olur.

Bilgi paylaşmayı sosyal bir sorumluluk olarak gördüğümden,tüm öğrenciler ve üniversiteler için grup olarak – ders te konuşmacı olarak – öğrenci dernekleri faaliyetlerinde, tüm ticaret ve sanayi odalarında – girişimci derneklerinde bu konuda kısa eğitimler verirken herhangi bir ÜCRET TALEBİM YOKTUR, ta ki bunlar İstanbulda olsun. İstanbul dışı için ise tek talebim yolculuk masraflarıdır.

TEKLİTLERİNDEN SAKININ…

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

GİRİŞİMCİLERİN VE KOBI’LERİN GENEL HATALARI

Bu yazı 15.11.2011 tarihinde KOBİTEK‘te yayınlanmıştır.

Genel istatistikler, açılan şirketlerin büyük bir kısmının açıldıktan iki yıl sonra kapandığını gösteriyor.

Türkiye’de yeni kurulan işletmelerin %24’ünün iki yıl içerisinde, %51’inin dört yıl içerisinde ve %63’ünün altı yıl içerisinde yok oluyor.

Bu konudaki güncel istatistikler TOBB tarafından sürekli yayınlanıyor.

Açılan şirketlerin en sancılı yılları ilk iki yıl, bu süreyi başarılı atlatan şirketlerin büyük bir kısmının ömürleri uzun oluyor ancak yine TOBB verilerine göre Türkiyedeki şirketlerin ortalama ömrü sadece 12 yıl. Aslında gelişen teknolojinin getirdiği logaritmik değişim süreci belki bunu daha da kısaltacak.

Peki neden böyle oluyor, nerelerde hatalar yapılıyor ?

Girişimcilerin ve KOBİ’lerin yaptığı hataları çok kısa bir şekilde aşağıda özetleyebiliriz.

NAKİT SORUNLARI

Bir çok girişimci, hızla ,işe başlamayı amaçladığından yatırım dönemi giderleri, işletme maliyetleri gibi hayati konularda yeterince araştırma yapmadan işe girişmektedir. İşe başladıktan kısa bir süre sonra finansal kaynaklarının yetersizliğini anlayan girişimci için artık vakit çok geçtir. Nakit yetersizliğinin yarattığı telaş ve panik, bir çok işin gerektiği şekilde yapılmasını engellemekte, bu da nakit sıkıntısını artıran kısır bir döngüye yol açmaktadır.

Yatırım ve işletme döneminin planlaması kulaktan dolma bilgilerle değil, derinlemesine araştırmalarla yapılmalıdır, aksi halde nakit sıkıntısı kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkacaktır.

Aynı şekilde sağlıklı planlanmayan büyüme dönemleri de nakit sorunlarını büyüyebilmekte ve işin durmasına kadar varan sonuçlar doğurabilmektedir.

PAZARI YETERİNCE TANIMAMAK

Girişimcilerin ürün veya hizmetlerine olan aşırı güvenleri zaman zaman gerektiği gibi pazar araştırması yapmamalarına yol açmakta ve bu da hızla rekabet duvarına çarpmalarına veya mallar veya ürünlerine alıcı bulamamalarına yol açmaktadır.

Genelde bu durumla karşılaşan işletme sahibi panikleyerek fiyat rekabetine girer ve başarı şansını hızla yitirmeye başlar.

Sadece günü geçiştirmeye yönelik stratejiler başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkumdur, ucuzun her zaman daha ucuzu vardır.

Başarılı bir pazarlama ve satış faaliyeti, sağlıklı bir pazar araştırmasına bağlıdır.

VİZYON EKSİKLİĞİ

İçerisinde bulunduğu pazarın, ekonominin, toplumun ve teknolojinin gittiği yeri göremeyen işletme sahiplerinin varacağı noktalar karanlık olmaya mahkumdur. Bunlar çok yakından takip edilmeli ve bunlara hızla uyum sağlanabilmelidir.

Günümüzde, hızla gelişen teknolojinin sonucu olarak değişim logaritmik bir hızda olmaktadır, ve bunları yakından takip edemeyen hızla oyun dışında kalmaya mahkumdur.

KÖTÜ YÖNETİM

Girişimciler ve işletme sahipleri, kendi bebekleri olan iş için harcadıkları zaman ve düşünce nedeniyle, onunla ilgili herşeyi bildikleri ve bunları yapabilecekleri kanısına kapılırlar. Ancak her insanda bazı yetenekler fazla gelişmiştir, bazı yetenekler ise daha az gelişmiştir, bu nedenle herşeyi yapabilmek mümkün olmayacaktır. Bunu farkına varıldığında ve bazı işlerin sağlıklı yapılabilmesi için bu yeteneklere sahip kişilerin işe alınmasında veya onlara danışılmasında geç kalınır ve içinden çıkılması çok güç dar boğazlara girilmiş olur.

Yukarıda kısaca özetlediğimiz hataları yapmamanın veya bunlardan kurtulmanın yolu varmıdır ?

Tabi ki vardır ve bu da sağlıklı bir İŞ PLANI yapmaktan geçer.

İş Planı, firmanızın başarılı olabilmesi için veya ekonomik bakımdan varlığını koruyabilmesi için neler yapılması gerektiğine karar verme sürecinin, en önemli başlangıçtır. Bu da demek oluyor ki; şu an yapmakta olduğunuz veya yapmayı planladığınız bir işin, geleceğini çizen ve size rehberlik eden bir yol haritasıdır. Firmanızın gelecekteki dar boğazları ve bunları aşma yollarını “önceden” analiz edilmesine yardımcı olmakla birlikte, aynı zamanda da firmanız için en temel kontrol aracıdır. Size önceden planlanan ve daha sonra gerçekleşen bir programın; var ise farklarını ortaya koyarak, nedenini gösterir ve gerekli düzeltmeleri yapmanızı sağlar. Bu da firmanın karar alma mekanizmasını ve geleceğini en önemli şekilde etkileyen faktörlerden biridir.

İş Planı, şirketinizin geçmişini, gelecek için vizyonunuzu ve bu vizyondaki hedeflerinize varmak için uygulayacağınız planları anlatan çok önemli bir stratejik planlama dokümanı (aracı) ve şirketinizin yol haritasıdır.

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

SENİ ARIYORUZ… – BİR SOSYAL MEDYA KAZASI

Bu sabah yazdıklarımdan hangisini yayınlayayım diye düşünürken yazının kendisi, hem de bir vaka analizi olmaya aday bir şekilde e-posta adresime spam olarak geldi.

Hep söylüyorum, pazarlama çok ciddi bir iştir, sosyal medya çok ciddi bir iştir, her işte olduğu gibi bu işerler de işinin ehli kişiler tarafından yapılmalıdır. Ama yok, benim sevgilim çok yaratıcıdır, geçen sevgililer gününde öyle güzel bir kalp çizdi ki inanamazsın, artık bizim bütün pazarlamayı ona yaptırıyoruz, bizim komşunun oğlu, 16 yaşında velet ama sorma bilgisayardan çok iyi anlıyor, şirketi facebook’a koydu, twit de yapıcakmış… yaklaşımlarını nerede ise ve HALA duymaktayız. İnsanların onca emek verip, zaman ve para harcayıp geliştirmeye çalıştıkları işleri yine kendilerinin baltalaması nedense bana anlaşılmaz bir hüzün veriyor.

Şimdilerde ortada bir çok da “komşunun oğul” ları tarafından kurulmuş SOSYAL MEDYA uzmanı şirket var. Hakikaten teknolojiye hakim, kendini yetiştirmiş, zeki, yetenekli bir çok genç arkadaş var bu işlere soyunan, ancak herkesin bir sosyal medya kampanyası yaratmak için gerekli teknik bilgi, pazarlama bilgisi, halkla ilişkiler bilgisi, iletişim becerileri, yaratıcılık gibi tüm yeteneklere bir arada sahip olması pek kolay değil, bunlar bir ekip işi. Ha böyle yetenekler yok mu ? Var tabi, ama onları bulabilir, ulaşabilir iseniz ne mutlu size.

Sadece yetenekler mi ? Ya şirket ile ilgili bilgiler, hedef kitle, konumlama, pazarlama ve satış yaklaşımı ? Tüm bunların o ekibe çok iyi aktarılması gerekir ki, onlar da bu işi yapabilsin.

Sabahları erken kalkarım, bugün blog’da ne yayınlasam diye düşünürken her zamanki gibi bilgisayarımın başına geçtim, önce e-postalara bakacağım, maillerden en sonuncusu önüme açılıyor ve aşağıdaki resim karşımda ;

Hayır, ben 57 yıl önce doğdum, sizin hastanenizde doğmadım, Avrupa yakasında doğdum.

Beni neden rahatsız ediyorsun ? Dalga mı geçiyorsun ?

Sabah sabah bu yaşta adama bu soru sorulur mu ? Ya ben ölümcül bir hastalığa yakalanmış olsaydım ?

Posta adresine bakıyorsun, kendi adresini kullanmamış bile, toplu mailing yapan bir firmanın mail adres uzantısı, yani kendi mail adresini bile kullanacak kadar samimi değil benim ile olan iletişiminde, ama yeterince de akıllı, kendi mail adresi kara listelere girsin istemiyor.

Muhtemelen benim adresimi de oradan satın aldı.

Bari bir şeyler yapmaya çalışıyorsun bu kadar aşikar yapma.

Böyle bir kampanyanın işe yarayacağını düşünüyorsan bile, eğer 20-35 yaş arasında, hastanenin bilmem ne kadar uzaklığını geçmeyecek bir adreste bulunan kişilerin adreslerini ayıklayabiliyorsan yap.

Nereden tutarsan tut, tutarsızlıklar bir arada.

Toplu mail hizmeti veren kuruluşun sitesinden bir alıntı aşağıda :

“Yapılan araştırmalar gösteriyor ki aynı içeriği tüm alıcılarınıza göndermek; kurulan iletişimde çok da etkili değil. İnsanlar kendilerine özel içerik aldıklarında kendilerini daha özel hissederler. Kişiselleştirilmiş iletiler ile onlara karşılarındakinin bir bilgisayar değil onu tanıyan bir sistem olduğu anımsatılır. Ayrıca kişiselleştirilmiş içerik göndermek Inbox’a düşme oranlarını da ciddi bir şekilde arttırmaktadır. “

Ne güzel anlatmaya başlamış, madem anlatıyorsun bari yap, bari en azından müşterine anlat.

Neden anlattım bu kadar şeyi ?

1. Algı gerçeğin ta kendisidir,
2. Yapılan araştırmalar tekralanan şeylerin, yanlış olduğu bilinse bile, belli bir süre tekrarlanması sonucunda insanlar tarafından artık bir gerçek olarak algılandığını gösteriyor.

Bunları tercüme edersek ,

Bu hastahane her ne kadar iyi, hoş, güzel ciddi olursa olsun, ben, yukarıdaki tecrübemden sonra GAYRICİDDİ, UCUZ ŞEYLER PEŞİNDE KOŞAN ve BANA (ben ki müşteriyim, yani, kralım, velinimetim ve hatta hastanenin sahibi sayılırım) DEĞERVERMEDİĞİ ni algılıyorum bu hastahanenin. VE BENİM İÇİN GERÇEK BUDUR. Bunun düzeltilmesi, gerçek gerçeğin algıya dönüştürülmesi bu algıyı yaratmaktan çok daha zor ve çok daha pahalıdır.

Bu yapının devam etmesi halinde bu algı büyük sayıdaki insanlar arasında hakim olmaya başlar.

Bugün işini bilen insanlarla çalışmanın fiyatları pahalı gelirken, yarın içerisine düşeceğiniz açmazdan kurtulmanız onlarca, belki de yüzlerce kez daha pahalı olacaktır.

Ne olur şu “komşunun oğlu” yaklaşımından kurtulun, paranızın kıymetini ancak işini bilen insanlar ile korursunuz, işinin ehli ekipler kullanın, gerekiyorsa bilmediklerinizi danışın öğrenin.

Unutmayın, geleceğin cahilleri, okuma yazması olmayanlar değil, öğrenmesini bilmeyenler olacaktır.

 

_________________________________

Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.
Teşekkür ederim.

 

Follow on Feedly