ÇOK KATLI PAZARLAMA ALDATMACA MI? GERÇEK Mİ?

Mlm-softwareGeçenlerde bir mail aldım, piramit veya çok katlı pazarlama sistemlerinden biriyle çalıştığını iddia eden kuruluşlardan birinin kullanıcılarından. Büyük kelimelerle “iş planımız” için ne düşünüyorsunuz gibilerden. Bu sistemlere sıcak bakmadığımı söyleyince de yedim fırçayı.

Ardından bir telefon aldım, Bağdat Caddesi Çiftehavuzlar tarafında bir yerde “İş Planlarını” dinlemek üzere, kadın ısrarla “pasif gelir” ile ilgilenip ilgilenmediğimi soruyordu. Sıcak bakmadığımı söyleyince de de hayretler içinde kaldı.

Katlı Pazarlama veya Piramit yaklaşımı (aslında aralarında büyük bir fark yok) bir çeşit saadet zinciri yaratan ve zincir üyelerini sömürerek yol almaya çalışan bazı teknikler. Piramit Pazarlama, Türkiye dahil bir çok ülkede artık resmen yasaklandığı için Katlı Pazarlama veya benzeri bir ad kullanarak ve piramit sisteminden ufak nüanslarla farklılık göstererek yine ağırlıklı olarak üyeler üzerinden para kazanan bir sistem.

Katlı Pazarlama (veya networking) sistemini yasak olan piramit sisteminden ayıran temel fark ortada işe yarar veya yaramaz bir ürün veya hizmetin olması.

Bu tip pazarlama yapan şirketlere karşı çeşitli ülkelerde açılmış ve kazanılmış davalar var.

Sistemin tanımını Türkçe aradığınızda da bulduğunuz tanımların nerede ise tamamı çok katlı pazarlama (veya networking) havarileri tarafından yazılmış ki buna http://tr.wikipedia.org da dahildir.

Çok katlı pazarlamanın WIKIPIEDIA’daki tanımında ise şöyledir: “Çok katlı pazarlama sistemi, sadece satıcının yarattığı satışlardan değil ayrıca sisteme dahil ettiği satıcıların satışlarından da kazanç elde ettiği bir pazarlama stratejisidir.”

Buradaki temel eleştiri de satıcı tarafından “sisteme dahil edilen diğer satıcılar” üzerinde yoğunlaşmaktadır ve hatta ABD Federal Ticaret Komisyonu sistemin ürün satmak yerine yeni satıcılar devşirilmesine ağırlık verdiğini söylemektedir. Yani sistemin esası, bir satıcının, devşirdiği satıcıların üzerinden para kazanmasına yoğunlaşmaktadır.

Ayrıca sisteme geç dahil olanların, yani zincirin üçünü, dördüncü halkalarının arkalarında olanların para kazanmasının nerede ise imkansız olduğu söylenmekte ve söylemler birçok istatistik ile desteklenmektedir.

Belli başlı katlı pazarlama yapan şirketlerin satıcılarının %99.9 unun para kazanmak değil para kaybettiği belirlenmiştir. Link’de görülen tablo oldukça ilginç bilgiler içermektedir.

Bu tip sistemlerin sözlerine kanarak oturduğunuz yerden para kazanmayı ummak sadece bir hayaldir ve bunları dinleyip anlamadan önce derinlemesine bir araştırma yapmak gerekir. Her şeyden önce oturduğun yerden para kazanmak diye bir kavram olmadığını sürekli hatırlamak gerek.

“BİZ BİR AİLEYİZ” ALDATMACASI

Bir şirkette işe başladığınız ilk gün amiriniz size hoş geldin aramıza der ve sizinle birlikte yola devam etmekten ne kadar memnun olduğunu söyler, şirketin bir aile gibi olduğunu ve aileye katılmanızdan ne kadar mutlu olduğunu anlatır falan.

Daha sonra İK’ya yönlendirilirsiniz ve orada 2-3 ay deneme süresinde olduğunuzu, bu süreç içerisinde her an işten çıkartılabileceğinizi vs. anlatırlar.

Hoş geldiniz aileye.

Aslında bu aile benzetmesi eski ekonomiden kalan bir kavram.

       Çok çalış

       İyi okullara git

       İyi bir şirkete gir

       Denilenleri yap

       Maaş + Sigorta

       Hatta belki de bir araba

       Emekli ol

 

yalanlarının geçerli olduğu yıllarda kullanılan bir benzetme. O yıllarda iyi ve büyük bir şirkette çalışmaya başladığınız zaman hızla yükselme ve yukarıdaki aşamalardan geçme şansınız çok yüksekti.

Ama logaritmik bir hızla değişen teknoloji, küreselleşme her şeyi değiştirdi. Öncelikle şirketlerin yaşam eğrileri kısaldı. Hisse senedi piyasa ekonomisi, şirketlerin kısa vade finansal hedefleri zorlayarak hisse senedi değerleri üzerine yoğunlaşmalarına ve buna bağlı olarak maliyet düşürmek amacıyla yeniden yapılanma, yani işten çıkarma senaryolarını sürekli hale getirmeleri, “biz bir aileyiz” yaklaşımını ortadan kaldırdı.

1962 yılında General Electric yöneticilerinden Earl Willis, “Çalışanların sadakatını, ömür boyu iş sağlayarak cevaplıyoruz.” derken bu söylem 1990 yılında,  General Electric CEO’su Jack Welch tarafından, “bir şirkete sadakat mı? Saçmalık.” şekline dönüştü.

Artık Netflix CEO’su Reed Hasting’in dediği gibi “Biz bir ekibiz, aile değil.”

Bundan böyle çalışanlar bir şirketin başarısına yatırım yapmalı ve karşılığında da şirket çalışanın pazardaki değerinin yükselmesine yatırım yapmalıdır diyor Reid Hoffman.

Sonuç olarak tüm beyaz yakalılar yaptıkları işi bir girişim, şirket olarak görmeden başarıya ulaşamayacaktır.

Bu da ancak yalın yöntemlerle ve model belirleyerek yürütülebilir.

Konuyu ilerideki yazılarda daha da açacağım.

KİŞİSEL İŞ MODELİ

İŞİMİZİN GELECEĞİ

YENİ EKONOMİNİN EĞİTİM MODELİ

ÖZYEĞİN ÜNİV. GİRİŞİMCİLİK DERSİ–ORGAMIC GRUBU

bus102

Sunum sonrası kravatları çıkartmadan önce.

KURUSALLAŞAMAMANIN 7 GÖSTERGESİ

file000390952771Kurumsallaşma kavramı beni oldukça güldüren kavramlardan biridir. Her duyduğumda, İngilizce kurumsallaşma kelimesinin ilk akla gelen anlamı gelir aklıma. Bu da, aklı yerinde olmayan kişilerin tedavi amacıyla bir kurumda barındırılması anlamıdır.

Kurumsallaşma aslında bayraktarları tarafından çok değişik anlamlarda ve genelde de yanlış anlamda kullanılan bir kavramdır. Bu konuya

KURUMSALLAŞIRKEN KURUM TUTMAK” ve “KURUMSALLAŞMALI MI, KURUMSALLAŞMAMALI MI ?” yazılarımda değinmiştim.

Ancak bir çok şirket ve yönetici bu kavramı, muhtemelen ne olduğunu kendilerine de açıklayamadıklarından, İngilizce de en çok kullanılan anlamıyla kullanıyor sanki. Bu seviyede anlaşılmadığı ve kullanımı aşındırıldığı için de herkes ne olduğunu bilmeden ve yanlış kullanmaya başlıyor.

Geçenlerde bir reklam gördüm, “Kurumsal firma WEB sitesi hazırlanır”.Ne demek bu? Yapılacak sitenin parametrelerinden biri de 3 sayfayı geçmemesi. Zaten kopyala yapıştır tekniğini kullandıklarını anlıyorsunuz, ama neden KURUMSAL FİRMALAR için? Belli ki kime olsa yapacaklar ama yaptırana verilen kurumsallık tatmini ön planda.

Kurumsallaşamamanın belirgin olduğu şirketlerde kurumsallaşma kavramına sığındıklarının göstergeleri bence şöyle sıralanabilir:

  • Çalışanları, insan değil makina olarak algılayan firmalar,
  • Plaza da yer kiralayarak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Kravat takarak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Çağrı merkezi kullanmaya başlayarak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Yabancı şirket ortaklığı ve sahipliği ile kurumsallaşmaya geçiş yaptığını sananlar,
  • “Biz kurumsal bir firmayız” ile söze giriş yaparak kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,
  • Ve en önemlisi anlamsız kurallar nedeni ile bunalmış müşteri veya çalışana, “ama biz kurumsal bir firmayız” diyerek kurumsallığa geçiş yaptığını sananlar,

Bunları duyduğunuz zaman bilin ki karşınızda kurum tutma yolunda hızla ilerleyen bir firma var.

Follow on Feedly