ŞİRKETLER GÖZGÖRE GÖRE KENDİLERİNİ NASIL BATIRIR

Yıllardır süren kötü bir alışkanlığımı biraz kontrol altına alabilmek amacıyla, yıllar önce içmeyi bıraktığım pipo işine yeniden başladım, böylece tütünü daha az kullandığımı düşünüyorum veya düşlüyorum.

Uzun yıllar içerisinde elimde 20-25 tanelik ve en yenisi 20-25 yaşlarında olan bir pipo koleksiyonum olmuş.

Uzun bir süre için Bodruma gelirken yanıma en sevdiğim dört tanesini almıştım. Ancak uzun süre kullanımdan dolayı üç tanesinin ağızlık kısımlarında oluşan diş çentikleri artık kocaman bir delik haline gelmiş. Sordum soruşyurdum, Türkiyede iki büyük pipo imalatçısından biri olan ve adını eski Tofaşın üç kuş ismi taşıyan arabalarından birinden alan şirketin tamir işleri yaptığını da öğrendim. Mail atarak fiyat aldım, tanesi 35 TL’den yeni sap takılacak, kargo ile kendilerine gönderdim.

Kargo ellerine vardığında aradılar ve küçük pipom için gerekli uzun ağızlık kısmının olmadığını ancak kısa takabileceklerini söylediler. Güzel, kabul ettim ve kendilerinden pipoları bana gönderirken diğer ikisi için de yedek ağızlık göndermelerini rica ettim.

Buraya kadar her şey alışıldık şekilde gitti.

Ve macera pipoların geri dönüşü aşamasında başladı. Siparişime bir paket de temizleme çubuğu ekledim, borçumu sordum.

– 160 TL,
– Biraz fazla gibi geldi,
– Yedek ağızlıklar 25 TL,
– Peki.

Aslında yedek ağızlılar Amazon da ve Ebayde .99 centen başlıyor ama beklemek yerine vereyim siparişi diye düşünerek kabul ettim.
– Kargo ile gönder,
– Kardeşim neden, şimdi evden çıkıp 15 km gideceğim ayrıca 8-10 TL kargo parası vereceğim,
– Banka hesabı şirket hesabı tamiratta şeyettiremiyoruz.

Bunu Türkçesi aslında “tamiratta fatura kesmek istemiyorum” çünkü KDV ve kurumlar vergisinden vergi kaçıtıyorum, ama benim şimdi bunla uğraşacak halim yok.

– Baştan söylesenize bunu kardeşim ben bu kadar uğraşmak istemiyorum,
– O zaman PTT ile gönder.

Lanet olsun ona da peki neticede yine 15 km yol gideceğim ve havale ücreti vereceğim. PTT ile para göndermenin bedeli 12 TL. Diğer bir deyişle, baştan bilgilendirilmediğim için 12 TL dolandırıldım, ayrıca vergi kaçakçılığına aracı oldum.

Neticede bugün kargom geldi, herşeyin hallolduğunu sanan ben yanılmış. Gönderilen iki yedek uç, yani 50 TL ödediğim ürün hiç bir pipoma uymuyor. Ben bunu sizin nerenize uyduracağım?

En sevdiğim pipoma ağızlık uydurulerken delik genişletilmiş ama yamuk genişletilmiş belirgin bir şekilde sapın bir tarafı pipodan uzak.

Sonuç, firmaların tanınmaya başlamaları, pazarda bir yere tutunmaları yeteli değil. Firma ve yöneticilerininin de düzgün insanlar olmaları gerekiyor. Bugün artık herkes biliyorki bir markayı marka yapan müşteridir, müşterinin firma ile olan deneyimidir ve bu deneyimdeki başarıyı yaratacak olan da patronun veya yönetimim, şirket içerisinde yaratacağı kültürdür. Müşterisin kazıklayan, ayrıca vergi kaçırmaktan da çekinmeyen bir firmanın ömrü ne kadar olur??

Lütfen dikkatli olun.

Global Peter Drucker Forumu 2015 – Digital Çağı Yönetmek ve İnsanlığımızı Kazanmak

Global Peter Drucker Forumu 2015 from Tufan Karaca

İŞ MODELİ ve KENDİNİ YENİDEN KEŞFETMEK

Hızlı değişim sürecinde şirketler yaşamlarını devam ettirebilmek için zaman zaman kendilerini yeniden tanımak, tanımlamak ve keşfetmek zorundadırlar. Bu süreç aslında İŞ MODELİ‘nin elden geçirilmesi, yeni modeller düşünülmesi, yaratılması ve uygulanması sürecidir. Sadece ürünlerimiz, hizmetlerimiz değil iş modellerimiz de değişimin hızına yenik düşüyor, düşmek zorunda.

Bunu yapmakta gecikenler zaman içerisinde diğerlerine yetişebilmek için koşmaya başlayıp hiçbir zaman öne geçmeyi başaramadan koşmaya, çabalamaya devam ediyor.

Bazı şirketler ise zamanında ve başarılı bir uygulama ile tüm sektörü etkileyerek değiştiriyor ve herkes onları takip etmek zorunda kalıyor.

Bu kendini yeniden keşfetme işlemi sırasında bazı şeyleri gözetmekte yarar var.

Öncelikle kendimizi yeniden keşfederken yarınki yani gelecekteki şirketimizi yaratmak zorundayız ancak doğal olarak bu belli oranda bir risk faktörü taşıyacaktır. Ama yukarıda da belirtildiği gibi gecikirsek başkalarına yetişme çabasından hiç bir zaman kurtulamayız.

Kendimizi yeniden keşfedebilmemiz için kendimize dışardan ve başka gözlerle bakmayı benimsememiz şart, yoksa sürekli yansımamızı görürüz.

Aynı zamanda dışarıda, yani diğer şirketlerde de neler olduğunu gözlemlemek gerekir, sadece rakiplerimiz değil diğer sektörlerdeki şirketlerde neler oluyor?

İnsanların davranışlarını, değerlerini, beklentilerini de göz önüne alarak insan üzerine odaklanmak gerek. Bu da sadece müşteri veya paydaşlar üzerinde değil, çalışanlar üzerinde de olmalıdır. Artık çalışanları değişken gider olarak algılamktan çok bir sermaye olarak algılamamız ve kabul etmemiz şart.

Yaptığımız çalışma bize yeni kaynaklar yaratmalı veya var olan kaynaklara ulaşmamızı sağlamalı.

Elle tutulur, gözle görülür müşteri deneyimi ve iş modeli değişiklikleri sağlamalıyız sonuçta.

ASGARİ ÜCRET, SİSTEM, DEĞİŞİM

Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada asgari ücret konusunda tartışmalar gittikçe yükseliyor, ABD’de hizmet sektörü çalışanlarının aldıkları ücret geçinmelerine yetmiyor, Türkiye’de ise hiç bir sektörde yetmiyor vs.

Buna karşılık patronlar ve yöneticiler ise ücretlerin yüksekliğinden yakınıyor.

Gazete başlıkları :

CHP’nin asgari ücret vaadine MÜSAİD da savaş açtı!

Partilerin 1 Kasım seçim vaatleri içinde en dikkat çekenlerinden biri de ‘asgari ücret’ olmuştu. CHP’nin 1500 lira; MHP’nin 1400 lira ve HDP’nin de 2 bin lira vaat ettiği asgari ücreti AK Parti ise 1300 liraya yükseltme sözü vermişti. Başbakan Davutoğlu’nun açıklamalarına göre asgari ücret Ocak ayında 1.300 TL olacak.

1300 lira asgari ücrete patronlardan tepki

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, asgari ücrete yapılacak zamma ilişkin, “Asgari ücretin işverene şu andaki maliyeti bin 500 lira. Asgari ücret tabii ki artırılabilir. Ancak işverene maliyeti bin 500 lirayı geçmeyecek şekilde artırılmasını destekliyoruz” dedi.

CHP’nin asgari ücret vaadine MÜSAİD da savaş açtı!

Sermayeden asgari ücret resti: Yurtdışına gideriz

Makroekonomi tarafını bir kenara bırakalım her ne kadar konuyu direkt olarak etkiliyorsa da ve asgari ücret maliyetinin brüt (çalışanın cebine giren net değil) şu anda 1,500 TL olduğunu ve “Asgari ücret tabii ki artırılabilir. Ancak işverene maliyeti bin 500 lirayı geçmeyecek şekilde artırılmasını destekliyoruz” diyor Hisarcıklıoğlu. Diğer bir deyişle benden alma vergi ile oyna, beni rahat bırak demek istiyor. Diğer bir deyişle bu farkı vergilerin büyük bir kısmını ödeyen (yaklaşık %80) çalışan ödesin demek bu.

Hisarcıklıoğlu’nun Nuh Çimento (sadece şirketlerinden biri) şirketinin 01.01.2015 – 30.06.2015, Yönetim Kurulu Faaliyet raporuna bir göz attım ve aşağıdaki bilgilere ulaştım :

İşçi sayısı: 538
İlk 6 aylık net kar: 97.6 milyon (yıllık kabaca 195 milyon denebilir)
Net kar / Özsermaye Oranı : 0.10

Detaylı analizlere girmeden gördüklerim :

· Her işçi şirkete yıllık 362,454 TL kar sağlıyor.
· Yatırımın geri dönüş hızı hiç fena değil.

Ama buna rağmen, Rıfat Hisarcıklıoğlu işçi başına aylık 1,500 TL (yıllık 18,000 TL, kabaca diğer masraflarını katalım ve 20,000 TL diyelim) brütten fazla olmamasını talebediyor. Yani bir işçiye vergiler dahil (net işçinin cebine kalan değil) ödediğinin yaklaşık 18 mislini şirkete kazandırmasını arzu ediyor.

“Ankara Sanayi Odası (ASO) yüzde 30’luk asgari ücret artışına karşı çıkıp asgari ücretin kaldırılmasını isterken, İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar daha ılımlı: “Asgari ücretin artması hem çalışana hem iç piyasaya can verir” diyerek asgari ücretin 1.300 liraya çıkarılmasını desteklediklerini, ancak oluşacak ilave maliyete karşı işverenin desteklenmesini talep etti.”
Asgari ücretin bedeli? – Aziz Çelik (BirGün)

İbrahim Çağlayan ise daha da ileri gidip açıkça, “sen bana ver ben de ona veririm” demek cesaretini gösteriyor.

Bu cesareti gösterme nedeni yıllardır sistemin bunu yapmış olması. Yatırımcı ve patronlar, iş Planı’nı hazırlarken bazı verileri değişemez kabul ediyorlar ve ondan sonrada bunu sonuna kadar zorluyorlar. Herhangi bir kimsenin işlerini bozmasını kabul etmek onların fıtratında yok, çünkü kapitalist (serbest ekonomi de diyorlar ama serbestliğini sadece patron görür) sistem, adı üzerinde, sadece kapital tarafından yönetilir.

“Birkaç ay önce 1.400 veya 1.500 liralık asgari ücrete veryansın edip, sonra 1.300 lira asgari ücret vaad etmek, muhalefetin asgari ücret stratejisinin hükümeti nasıl sıkıştırdığını ortaya koyuyor. Şimdi icraat zamanı! Asgari ücret 1.300 lira olacak ama bedeli ne olacak? Sermaye örgütleri itirazlarını yükseltmeye başladı. Bu koroya liberal yazar ve iktisatçılar da katıldı. Asgari ücret artışı üzerinden felaket tellallığı yapılmaya ve işsizlik kırbacı sallanmaya başlandı.”
Asgari ücretin bedeli? – Aziz Çelik (BirGün)

Bu arada yukarıda söz etmeyi unuttum galiba, Hisarcıklıoğlu’nun Nuh Çimento şirketinde, yönetim kurulu ve üst düzey yöneticilere (sanırım toplam 14 kişi) yaklaşık 3 milyon TL huzur hakkı ve maaş ödenmiş, yılda 6 milyon, bu da doğal olarak yukarıdaki kardan düşülmüş. Yıllık ortalama kişi başına 428 bin, aylık 36,000 TL.

SERMAYE YETERSİZLİĞİNDEN DOLAYI … yazıma da :

“Sermaye yetersizliğinden dolayı, evimi satıyorum, fabrikayı satıyoruz, iflas ettik gibi cümleleri çok sık duymaktayım ve bu da bana ters geliyor, ters geliyor çünkü buradaki söylem tamamen yanlış ve “sermaye yetersizliğinden dolayı” olan hiç bir şey yok. “Sermaye yetersizliğinden dolayı” yapılamayan tek şey, düşündüğün işe girişememektir.
Bu söylemi kendi kendime tercüme ettiğim zaman yorumlarımı şöyle özetleyebilirim :
1.       Girdiğim iş için başta tahmin ettiğimden daha fazla nakde ihtiyacım varmış : Yani İŞ PLANI yapmadım veya yaptığım İŞ PLANI sağlıklı değildi, yani İŞ PLANI’nı baştan sağma yaptım.
2.       Ben bu nakdi karşılayabileceğimi düşünüyordum ama karşılayamıyorum: Yani borç bulamıyorsun, neden? Demek ki işin, bu borcu zaman içerisinde geriye ödeyebileceğine borç verebilecek kişileri ikna edemiyorsun, yani aynı sonuç, ya İŞ PLANI yoktu veya yapılan sağlıklı değildi.
3.       Faiz oranları çok yüksek, borç alırsam işi yürütemem, sermaye koymam gerek ama o da yok : Çok iyi, çünkü faiz oranlarının üzerinde para kazanamıyorsan zaten cepten koyacağın sermayeyi de kaybedeceksin, en azından cebinde bu para olmadığından o riski taşımıyorsun.

http://blog.tkaraca.com/2011/sermaye-yetersizliginden-dolayi/

diye başlamıştım.

Sistemin gelir dağılımı aksaklığı konusuna girmeyeceğim, yönetim açısından yaklaşacağım :

i. İş planını sağlıklı yapamıyorsan işe girme,
ii. Yaptığın hataları benim üzerime yıkıp benim cebimden alma,
iii. İşin bütün parametlerini göz önüne almıyorsan başına geleni çekeceksin,
iv. Rekabet (iç ve dış) edemeyeceğin işlere, sermayeyi benden çıkararak girmezsen batarsın.

Ayrıca daha geni bir şekilde hazırlamakta olduğum “İş Yaşamının, Şirketler ve Çalışanlar açısından Dünü – Yarını” yazısında okuyacağınız :

Değişen çalışan,
Değişen beklentiler,
Sonuç olarak değişen şirketler ve şeffaflık

gibi DEĞİŞİM‘i görmeyenler, görmeyi bırakın YAŞAMAYANLAR yok olmaya mahkumdurlar.

Yaşamak, ancak çalışanlarını mutlu edenlerin (sadece parasal anlamda değil) hakkı olacak…

______________________________

Bu yazının yayınlanmasından sonra çıkan 2 haber :

BILL GATES: Only Socialism Can Save Planet

Ali Koç: Kapitalizmin ortadan kalkması gerek

Bir Tane daha

Kârlılıkta 1. lig, ücrette 3. lig

 

HOLAKRASİ – TURKISHTIME Kasım 2105

ccc

Follow on Feedly