YENİ YILA GİRERKEN DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN 6 ŞEY

newyear1Yeni yıla girerken işimiz işimiz için neler yapmalıyız yazısı artık neredeyse gelenek oldu.

Peki bu sene neler yapmalıyız yeni yıla girerken ve yeni yılda.

Bu soruyu sorarken, bu bloğun takipçilerine “İş Planını Revize “ etmek gibi bir şey söylemeyi düşünmüyorum, çünkü bunu zaten yaptığınızı düşünüyorum. Ama burada da “İş Planı”nı daha sık elden geçirmenizde yarar olduğunu hatırlatmak isterim.

TEKNOLOJİ KULLANIMI : Eski yıllardaki yazılarımda teknolojiyi takip edin, kullanın diyordum ancak artık herkesin, her işin teknoloji ile iç içe olduğunu veya en azından olmak için uğraştığını görüyorum. Ancak teknolojiyi kullanırken yaptığımız yatırımdan ne kadar faydalanabiliyoruz, tam olarak ve sonuna kadar kullanabiliyormuyuz, elimizdeki teknolojiden daha neler elde edebiliriz gibi konuları iyice irdelemek ve yatırım geri dönüşünü hızlandırmamız gerekir. Bir çok küçük ve orta işletme, kullanmaya başladıkları teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanamıyor.

Müşterilerin ödeme şekli artık değişmeye başlıyor, mobil araçların ödemede kullanımı dünyada hızla yaygınlaşıyor, kredi kartını atıl hale getiriyor. Bizim pazarımız bu konuda nereye gidiyor, neler yapmalıyız, bunları düşünmemiz gerekir. Unutmayın, müşteriniz sizden önce değişiyorsa her şey için çok geç kalırsınız.

MÜŞTERİ : Artık müşterinin tek seçici ve karar verici olduğunu anlamış ve kabul etmiş olduğumuzu varsayıyorum. Müşteri ilişkilerimizi nasıl geliştirebiliriz, onunla nasıl daha da yakınlaşabiliriz konusunu geliştirmek bu yılın en önemli hedeflerinden biri olmalıdır. Unutmayın inovasyon sadece ürün de değil, şirketimiz çalışma şeklinde, müşteri ile olan ilişkilerinde de yapılabilir ve bunu geri dönüşü çok hızlı olacaktır. Müşteri ilişkilerini ve hizmetlerini sürekli geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmamız gerekir.

PAZARLAMA FAALİYETLERİ : Yeni müşterilere ulaşmak, eskilerine kendimizi hatırlatmak için yapmamız gereken faaliyetler neler olmalıdır, daha önce yaptıklarımız hala geçerlimi yoksa yeni yollar mı denemeliyiz? Sosyal medyadan nasıl faydalanabiliriz? Tüm bunları tekrar gözden geçirmemiz gerek, unutmayın pazarlama faaliyetlerinde sosyal medyanın etkin kullanımı gittikçe ve hızla artıyor. Pazarlama faaliyetlerini sürekli ve uyum içerisinde devam ettirilmelidir.

ÇEVİK OLMAK İÇİN NELER GEREKİYOR : Hızlı ve logaritmik bir şekilde artan değişimin hızı sadece iş yaşamımızda değil günlük yaşamımızda bile çok etkili. Buna uyum sağlayabilmek ve herkesin, özellikle rakiplerimizin önünde olabilmek için her zaman hızlı hareket kabiliyetine sahip olmamız gerek. Unutmayın girişimcilik için sürekli kullandığımız, önerdiğimiz ve uyguladığımız yalın kavramı yönetim için de geçerli.

VAZGEÇMEKTEN KORKMA, GEÇ KALMA : İşimizde yaptığımız bazı şeyler, faaliyetler hatta ürettiğimiz ve/veya satmaya çalıştığımız bazı ürünler, hizmetler başarılı olmayabilir. Bu durumda çalışmayan, b,ize yararı olmayan uygulama veya ürünlerden hızla vazgeçmemizde büyük yarar var, aksi halde onların verdiği zarar da zaman içerisinde kapanamayacak büyüklüklere ulaşabiliyor. Aslında bu da çevik olmanın bir şekli ancak zaman zaman bunu anlamakta çok geç kalabiliyoruz.

GERÇEKÇİ HEDEFLER KOYUN : Yeni yıl hedeflerinizi belirlerken iyimserlik ve kötümserlikten kaçının, gerçekçi hedefler koyarak iş planınızı buna göre revize edin, aksi halde hayal kırıklıkları veya motivasyon eksikliği kaçınılmaz olacaktır.

Mutlu, sağlıklı, başarılı yeni bir yıl dileği ile.

BUMERANG 2014–İLK 3

Destekleyen herkese çok teşekkürler.

bum14

fotoğraf 1

ÖDEVİMİ YAP, SAKIN GECİKME !!!

tennessee 087Bu blogu yazmaya başladığımdan beri iş planı konusunda yardım isteyen çok kişi olmuştur, bir kısmına elimden geldiğince yardım ettim, bir kısmına yol gösterici bazı bilgileri gönderdim, bir kısmından ise artık bıkıp bunaldım ki bunlar gitgide de çoğalmaya başladı.

Kim bu beni bunaltanlar.

Maalesef genelde öğrenciler. Üzülerek görüyorum ki bazıları neredeyse ödevlerini yapmamı isterken zaman tarih falan da veriyorlar. Eminim onların ödevlerini onlar için yapmayınca kızıp arkamdan küfür bile ediyorlardır.

Dün akşam gelen bir tanesi:

“Merhabalar. Öncelikle 20 yaşındayım, İstanbul Ticaret Üniversitesi 2.sınıf lojistik öğrencisiyim. E-Ticaret dersinde 3 arkadaş olarak proje yapmamız gerekiyor. Projemizin konusu; Türkiye de 1.lig takımlarının bir siteyle para karşılığı anlaşıyor ve bu site halka açıktır. Sitenin amacı, anlaşmalı olduğu kulüplere, halkın bu siteden forma tasarımı yapması ve kulüplerde en çok beğeni alan forma-şort, o sezon o formanın giyilmesi anlamına geliyor. Sizden isteğim kaç gündür düşündüğüm iş planını yapamadım ve sizden yardım istiyorum. Bu anlattığım konu üzerine bana taslak olarak bir iş planı yapıp, rica etsem, zahmet olmazsa yapıp gönderir misiniz acaba? Ödev teslimi bu Cuma günüdür. Mailime geri dönüş yapacağınızı umuyor, iyi akşamlar diyorum. “

Bunu yazanın Türkçesine, yazış şekline baktığımızda üniversite 2. sınıfa kadar nasıl geldiğini merak ediyor insan. Bırakın gramer veya noktalama işareti gibi şeyleri, yazıda bir akış, bir mantık, bir nezaket yok. Sanki benim görevim onun ödevlerini yapmak.

Üstüne üstlük iş planı yapmamı beklediği konuyu tam anlatmaya bile uğraşmamış, bırakmış ben GÖREVİMİ yaparken anlayayım.

“Ödev teslimi bu Cuma günüdür” diyor. Sakın gecikme haaaa, der gibi.

Bunun gibi çok istek geliyor. Anlamıyorum bu öğrenciler ödevlerini yaptıracak insanları bu kadar kolay mı buluyorlar?

Buna alışan veya kendisinde buna hak gören öğrencinin profesyonel yaşamını hayal bile edemiyorum.

İnsanların takıldığı, anlamadığı yerlerde onlara yardım etmek tabi ki doğal. Ama birisini benim 2-3 günümü alacak bir işi fütursuzca benden talep etmesini anlamakta hakikaten güçlük çekiyorum ve bundan sonra böyle yaklaşanların kimliklerini açıkça yazmayı düşünüyorum.

“Ben bu videoyu frederick tayloru sunacağım ödevde kullanıcam ama videoda tam olarak ne anlatılıyor ?”

Arkadaşımız bunu “BİLİMSEL YÖNETİM – TAYLORİZM” başlığı altına koyduğum Charlie Chaplin’in Modern Times adlı filimden alıp kullandığım bir bölüm için yorum olarak yazmış.

Sunacağı ödevde ne olduğunu anlamadığı bir şeyi sırf başlıkta TAYLOR var diye kullanmak istiyor. Yazık.

Aslında bunu yapan sadece öğrenciler değil, bir tanesi, geçen sene sanırım başka birisine iş planı yapmak üzere anlaşmış, ve o iş planını bana yaptırmak için çok uğraşıyordu. Yani ben uğraşıp çalışıp o iş planını yapıp bitireceğim, o da bunu müşterisine ben yaptım diye satacak Smile.


Sevgili kardeşimiz Mertcan A. yazıyı görür görmez dayanamamış önce verip veriştirmiş :

“Beyefendi niye blogunuzda dun aksam attigim mail ile dalga gectiniz? Hayir yani duzgun cumle kuramadiysam size ne yani? Ayiptir terbiyesizliktir. İyi gunler.”

Kullanılan dile dikkat Smile

Sonra rica kısmına geçmiş :

“Ayrica o yaziyi kaldirmanizi rica ediyorum. “

Ve tabi standart son TEHTİD Smile :

“Peki gerekli isleri yapmaya baslariz, iyi gunler :)”


BLOGUM İLK ÜÇTE : 4. Bumerang Ödüllerİ’nde İlk 3 Belİrlendİ!

Blog dünyasının gelenekselleşen ve heyecanla beklenen Blog Oscarları’nın yıldızları belli oldu.
Türkiye’ nin en iyi blog ve web sitelerinin seçildiği 4. Bumerang Ödülleri’nde birbirinden farklı, özgün içerik üreten bloglar bu sene de kıyasıya yarıştı.

SMS oylaması ile ilk 10’a kalan blog/web siteleri alanında uzman jüri kadrosu tarafından değerlendirildi. Merakla beklenen 4. Bumerang Ödülleri’nin ilk 3’ü belli oldu.

En Uzman Site

http://blog.tkaraca.com

http://oitheblog.com

http://www.gokhansenses.com


Sanırım 2. katılışım BUMERANG ÖDÜLLERİ’ ne. Bu sefer ilk 3 e girdim En Uzman Site dalında.

Hala gençlerle yarışabilmek ve takdir edilmek çok keyifli. Teşekkürler.

“HOCA ÇOK ADALETSİZ” AMA YAŞAM DA ÖYLE

Özyeğin Üniversitesi 2014 yaz okulunda Girişimcilik dersi verdim. Tüm eğitimlerde (ders de dahil) beni geliştireceğine çok inandığım katılımcı değerlendirmeleridir, ancak ders bitiminde ben daha dersle ilgili öğrenci değerlendirmelerini göremeden okulun sistemine giriş şifrem geçersiz oldu. Her neyse bu değerlendirmeler ancak bugün ulaşabildim. Kendimle övünebileceğim, bana hakkımda bir şeyler öğreten, bundan sonraki derslerim için yararlı olacak bir çok bilgi edindim bu değerlendirmelerden.

Ancak bir tanesi vardı ki keşke ders sürecinde görebilseydim. Çünkü bu değerlendirme sadece dersimizin konusunu değil belki de yaşamı özetliyor, üzerinde saatlerce konuşabilirdik.

Sevgili öğrencimin (kim olduğunu bilmiyorum) değerlendirmesi şöyle :

“Hoca çok adaletsiz davranıyor. 1 saatte yapılan projelere full puanı dağıtırken günlerce uğraşılmış sunumlara aynı değeri vermedi.”

Muhtemelen çok haklı bunu yazan arkadaşım.

Maalesef iş yaşamı, yaşam böyle. Eğer doğru şeyle uğraşmıyorsak yaşam bize puan vermiyor. Doğru olmayan şeylere bir ömür harcayanlar var, aslında başkalarınca doğru olmayan şeylere. Maalesef puan alamıyorlar.

Doğru olan şeyleri sadece düşünenler bile “yeteri kadar” ve “gerekli olan” şeyleri yaparak tüm puanları topluyor.

Önemli olan ne kadar yorucu bir şekilde ve ne kadar koştuğun değil bir fikir üzerinde, önemli olan doğru fikri yakalamak.

Biliyorum, bazı gruplar işi çok ciddiye alarak günlerce uğraştılar ama projeleri para kazandıracağı, pazarı olan, süreklilik sağlayacak bir proje değildi.

Bazıları ise o kadar basit, ama o kadar insanların ilgisini çekeceğini gösteren projeler yaptılar ki kısa sürede.

Zaten başta projelerin değerlendirme kriterini koymuştuk. Sunumda, projeye ben para yatırır mıyım sorusunun cevabı önemliydi. İkna olup o projeye para yatırmaya karar verdiğim projeler not (yani para) alıyor, bunu beceremeyenler ise alamıyordu.

Bundan sonraki derste ilk ne anlatacağımı biliyorum artık.

SEVECEĞİ İŞİ ARAYAMAYACAK KADAR YOĞUN (!)

Çevremde, kariyerine yeni başlayan, hatta ortasına gelmiş çalışan modern işgücüne baktığımda gerçekten ben de Tim Clark ve Bruce Hazen’in söylediği yukarıdaki cümleye katılmadan edemiyorum. Evet, çalışanların çoğu sevmediği, hoşlanmadığı bir işte çalışıyor, hem de çok yoğun, o kadar yoğun ki kafasını kaldırıp, etrafta neler oluyor, ben nelerden hoşlanırdım, ben ne yapmak istiyorum diyecek kadar bile zamanı oluyor.

Günümüzün profesyonellerindeki genel hastalıklardan biri bu tatminsiz, keyifsiz çalışma yaşamı.

Böyle çalışan veya çalışmak zorunda bırakılan kişilerin ne çalıştıkları işe, ne çalıştıkları şirkete ne de kendilerine yararı olmayacaktır sonuçta.

Ama bulundukları durumun sıkıntısı, iş değişiminden hissedeceklerini sandıkları sıkıntının kat be kat üzerine çıkacak duruma gelmeden de iş değişikliği yapamıyorlar.

Aslında günümüzde bir çok yönetici, gerçekten kariyerini yönetmek yerine seri iş arayışı içerisinde, ama bu da sürekli iş değiştiriyorlar demek değil. Genelde sadece ve sürekli arayış, ama istekleri, arzuları da sevebilecekleri, tatmin olabilecekleri bir işte uzun soluklu çalışabilmek. Ama eldeki kuşun daldaki iki kuştan daha iyi olması nedeniyle, sürekli arayışın devam etmesine karşılık değişikliği yapabilmek çok zor oluyor birçokları için.

Aslında kariyerinizin şu anda bulunduğunuz aşamasında yapabilecek üç şeyiniz var:

Yükselmek: Eğer işinizden memnunsanız, yükselmek ve terfi etmek için uğraş vermeniz gerekir.

İş değiştirmek: Eğer işinizden, patron veya amirinizden memnun değilseniz iş değiştirmeniz gerekir.

Değişmek: Eğer bulunduğunuz yerden memnunsanız, ancak buna karşılık bir türlü istediğiniz başarıyı yakalayamıyorsanız tarzınızda değişiklik yapmanız gerekebilir.

Her üç durumda da bir strateji benimseyerek uygulamanız gerekecektir. (ÇALIŞAN MIYIZ? / ŞİRKET SAHİBİ MİYİZ?KİŞİSEL İŞ MODELİ / BUSİNESS MODEL YOUKİŞİSEL İŞ MODELİ). Bunun en iyi yolu da sanki bir iş kurarmış gibi İŞ MODELİ yani KİŞİSEL İŞ MODELİ yapmaktan geçer.

BÜYÜK DEĞİŞİM – 6. Küresel DRUCKER Forumu

BÜYÜK DEĞİŞİM temalı 6. Küresel DRUCKER Forumu izleyen Vladimir Vulić, konuşmacıların yaptığı konuşmalardan önemli gördüğü bazı cümleleri alıntı olarak derlemiş. Tabi cümlenin konuşma içerisindeki anlamını vurgulamak tek bir alıntı ile vurgulamak zor ancak bir çoğu hoşuma gittiği ve hepsini okuyunca da bir bütün olarak anlam ifade ettiğini gördüğüm için Vladimir Vulić’den izin alarak tercüme ettim.

Tercüme için izin veren Vladimir Vulić’e ve resimleri kullanmama izin veren toplantının resmi fotoğrafçısı Gerry Mayer-Rohrmoser | www.mayer-rohrmoser.at özellikle teşekkür ederim.

İŞ MODELİ TASARIMI

“İş Modeli” dendiğinde, modelin en önemli ögelerinden değer önerisi ve değer önerisi tasarımı çıkıyor öne. Ve genellikle baktığımızda model geliştirmeye çalışanlar veya geliştirenler buradan sonrasını neredeyse bir prosedür uygular gibi tamamlıyorlar.

“İnovasyon” (yenişim), sadece ürün inovasyonu ile kısıtlı değildir, şirketin işi nasıl yaptığını da kapsar.” diyor Raffi Amit ve “iş modeli”ni; “birbiri ile ilişkili, şirketin paydaşları için değer yaratan, faaliyetler sistemi” olarak tanımlıyor. Bu tanım, Osterwalder”in, “Bir iş modeli, bir örgütün (şirketin) yarattığı değerin, bu değeri sunuşunun ve mevcut değeri nasıl yakalayacağının mantıklı açıklamasını ortaya koyar” tanımından farklı değil.

Burada en önemli nokta, “şirket paydaşları kimlerdir?” sorusunu yanıtlarken müşterinin, şirketin iş yaptığı temel ortakların da bu paydaşlar arsında olduğunu unutmamaktır.

Amit’in kullandığı örnek iPod, bir çok bakımdan çok güzel bir örnek çünkü iPod Apple’ın iş modelini tamamen değiştirirken inovasyon sadece ürün bazında değil, şirketlerin iş yapma şeklini, ve hatta şirket paydaşlarının yapısını da inovatif olarak değiştirdi.

Sadece bir müzik dinleme aleti değil, müziğin alıcısı ve satıcısı da oldu bir anda Apple.

“İnovasyon” (yenişim), sadece ürün inovasyonu ile kısıtlı değildir, şirketin işi nasıl yaptığını da kapsar.”

Raffi Amit ve Chris Zott yaptıkları araştırmanın sonucu; “Şirketler genelde, iş modellerinin içeriği konusunda, yani iş modelinin nasıl değer yarattığı vs. konusunda yoğunlaşıyorlar. Buna karşılık iş modelinin nasıl tasarlanacağı, nasıl değiştirileceği konusuna fazla ağırlık vermiyorlar. Bu, hem eski, hem de yeni işe başlayan şirketleri kapsıyor.”

Çok az sayıda şirketin yaptığı ama yapılması gereken en önemli şeylerden biri, “İş modelimize nasıl ayarlar yapmalıyız?” sorusunu sürekli olarak yanıtlamaya çalışmaktır.

Yapmamız gereken:

İş modelimizi nasıl geliştiririz?
İş modelimize nasıl ince ayar yapabiliriz?
Daha iyi bir yöntem varmı?

sorularına sürekli yanıt aramak;

ve :

Gözlem
Sentez
Oluşturma
Geliştirme
Uygulama

döngüsünü sürekli yaşayarak işimizi dinamik bir şekilde sürekli olarak geliştirebiliriz.

İş modeli de, iş planı gibi yaşayan bir şeydir, bir kere yapıp kenara atar ve unutursanız, sürekli geliştirmek için üzerinde durmazsanız sizi yarı yolda bırakma ihtimali çok yüksektir, etrafınızdakiler ilerlerken siz geride kalırsınız.

4.BUMERANG ÖDÜLLERİ

4. Bumerang ÖdülleriHürriyet 4. Bumerang Ödülleri ‘nde sms oylaması dün saat 16.00 ‘da sona erdi. Bumerang Ödülleri adaylarının heyecanla beklediği 7 farklı kategorinin en çok oy alan ilk 10 blog/sitesi bugün Bumerang Ekibi ve Beyoğlu 58. Noter Başkatibi Nilüfer Bekter tarafından tespit edildi ve bizde En Uzman Blog kategorisinde ilk 10 aday içerisine girdik. Bundan sonraki aşama 10 Aral1k 2014 tarihine kadar ilk 3 e girecek bloglar1n jüri taraf1ndan belirlenmesi.

Hepinize teşekkürler.

İŞ MODELİ TASARIMI

İş Modeli Tasarımı from Tufan Karaca

Next Page →