SİMİTÇİ – GAZETE – BANKA, FARKI YOK

Sürekli okuduğum gazetenin her iki sayfasında bir bize ilan verin ilanları var. Bu sıralarda da bir ilan vermeyi düşündüğüm için verilen telefon numarasını aradım ve yine bir dizi umursamazlık başladı.

Aradığım telefon numarası santral numarası idi, numarayı biliyorsan çevir, operatör için bekle, ile giriş yapmaya başladım. Halbuki bir ilan verin diye verdikleri reklamdaki numarayı aramıştım ve buna bağlı olarak karşımda reklamla ilgili birilerini bekliyordum.

Bu ilk hayal kırıklığından sonra telefonu açan görevli kız tüm günümün keyfini kaçıracak bir ses tonu ile hiç bir selam sabah sözü kullanmadan sadece gazetenin adını söyleyerek yanıtladı telefonu. Sabah saat 09:34 ama kızcağızın ses tonu bezgin, bıkkın, sesini duyduğumda tüm enerjimi kaybettim ve aynı ses tonu ile derdimi anlattım. Beklentim bir güler yüz, gazetenin enerjisini yansıtan bir ses tonu vs. ama ne gezer.

Evet, derdimi anlattım, “ilan vermek istiyorum”, bu arada hatırlatma saat 09:34, ve yanıt “Daha gelmediler, 40 dakika sonra arayın.”

Hem ilan veriyorsun, hem ilgili kişiler henüz ortada yok, hem de 40 DAKİKA SONRA ARA. Madem her şey aksi gidiyor, bari numaramı al ve sonra ara, ama hayır efendim ne gezer.

Tabi bir daha aramadım, aramayı da düşünmüyorum. Müşterisine bu kadar kayıtsız olan bir şirkete, kuruma ilan vererek vaktimi kaybetmek ve sonradan çıkacağını tahmin etmeye başladığım bir sürü aksilikle uğraşmak istemiyorum.

İşte size kaybedilen bir müşteri hikayesi, hem de kazanmak için ilan verdiğin ve bu ilana yanıt veren bir müşteri.

Artık müşteriyi kazanmak ve korumak çok zor, rekabet çok yüksek ve müşterinin beklentisi %100 değil %150.

Verilen ilanların sonucu bu olmamalı. Bunun olmaması için de her şeye biraz özen göstermek yeterli aslında.

Lütfen müşterinin beklentilerini verin, onlara sarılın sonra da, olmuyor diye şikayet etmeyin.

Bu yazıyı sabahtan beri değişik yerlerde yazarak tamamladım ve deniz otobüsünde son noktayı koydum. İndim, bir simitçi var, canım simit çekti, almak için gittim. Tezgah var ama satıcı ortada yok. İşi varmış, gitmiş. İzledim, beş dakika içerisinde en az 7-8 kişi simit almak istedi ama alamadan gitti. İşte size tezgah.

20131204_135741

Bunları yazarken aklıma geldi, 2 şubesi ile ilgili yazı yazdığım banka, adı geçtiği için, hesabımı kapattığım ve bunu yazdığım halde twiter’dan sürekli mesaj gönderip iletişim bilgisi istiyordu. Halbuki mail adresim, telefonu bu blogda var. Belli ki yazıyı okumamış, sadece adı geçtiği için ve kendine çizdiği sınırlar içerisinde görev yapma telaşında

Meraktan telefon numaramı gönderdim, 3-4 gün sonra çağrı merkezi (!) aradı ve kızcağızın tek sorduğu şey şikayetinizi alayım. Şikayetim belli diyorum, siz söylemez ve şikayetçi olmazsanız işlem yapamam diyor. Yapacağı işlem de, şikayeti genel müdürlüğe ve şubeye bildirmek. İşin içinde samimi, içten gelen bir müşteri memnuniyeti yaklaşımı olmadığı hem olayın akışından hem de konuşmalardan belli.

Herkes yapıyor, biz de yapalım yaklaşımı ama neyi, niye yapıyorum soruları sorulmamış. Yazık.

Söyleyin bana bu simitçinin gazeteden, hatta bu bankadan farkı ne ?

Siz siz olun, emek verip uğraştığınız iş ile hakkı ile uğraşın, paranızı, zamanınızı boşa harcamayın, simitçi, gazete, banka gibi davranmayın.

By Tufan Karaca

Follow on Feedly