İŞ MODELİ ve KENDİNİ YENİDEN KEŞFETMEK

Hızlı değişim sürecinde şirketler yaşamlarını devam ettirebilmek için zaman zaman kendilerini yeniden tanımak, tanımlamak ve keşfetmek zorundadırlar. Bu süreç aslında İŞ MODELİ‘nin elden geçirilmesi, yeni modeller düşünülmesi, yaratılması ve uygulanması sürecidir. Sadece ürünlerimiz, hizmetlerimiz değil iş modellerimiz de değişimin hızına yenik düşüyor, düşmek zorunda.

Bunu yapmakta gecikenler zaman içerisinde diğerlerine yetişebilmek için koşmaya başlayıp hiçbir zaman öne geçmeyi başaramadan koşmaya, çabalamaya devam ediyor.

Bazı şirketler ise zamanında ve başarılı bir uygulama ile tüm sektörü etkileyerek değiştiriyor ve herkes onları takip etmek zorunda kalıyor.

Bu kendini yeniden keşfetme işlemi sırasında bazı şeyleri gözetmekte yarar var.

Öncelikle kendimizi yeniden keşfederken yarınki yani gelecekteki şirketimizi yaratmak zorundayız ancak doğal olarak bu belli oranda bir risk faktörü taşıyacaktır. Ama yukarıda da belirtildiği gibi gecikirsek başkalarına yetişme çabasından hiç bir zaman kurtulamayız.

Kendimizi yeniden keşfedebilmemiz için kendimize dışardan ve başka gözlerle bakmayı benimsememiz şart, yoksa sürekli yansımamızı görürüz.

Aynı zamanda dışarıda, yani diğer şirketlerde de neler olduğunu gözlemlemek gerekir, sadece rakiplerimiz değil diğer sektörlerdeki şirketlerde neler oluyor?

İnsanların davranışlarını, değerlerini, beklentilerini de göz önüne alarak insan üzerine odaklanmak gerek. Bu da sadece müşteri veya paydaşlar üzerinde değil, çalışanlar üzerinde de olmalıdır. Artık çalışanları değişken gider olarak algılamktan çok bir sermaye olarak algılamamız ve kabul etmemiz şart.

Yaptığımız çalışma bize yeni kaynaklar yaratmalı veya var olan kaynaklara ulaşmamızı sağlamalı.

Elle tutulur, gözle görülür müşteri deneyimi ve iş modeli değişiklikleri sağlamalıyız sonuçta.

Follow on Feedly