İŞİNİ DÜZGÜN YAPACAĞINA İKNA OLMADAN İŞİ HİÇ YAPMA

makAmerika’da mermer işi yapıyoruz, temelde mutfak ve banyo tezgahları veya ticari işler yaptıklarımız. Basit ve klasik bir makina kullanıyoruz kesimler için. Lavabo delikleri ve kavisli bölümler el ile kesiliyor. Emek yoğun bir iş ve oldukça da zaman alıyor.

Artık çok modern CNC makinalar var, plakayı koyuyorsun her türlü kesimi hızla yapıyor, işlerimizi geliştirmek için bu makinalara geçmemiz gerek, hızı ancak onlarla sağlayabiliriz.

Fuarlara gittik, çok güzel makinalar var, insanlar satabilmek için çırpınıyor. On binlerce dolar, almak da zor satmak da.

Patronumuz Türkiye’de bir üretici buldu, teknolojisi çok iyi imiş, sahibi üniversite de hocaymış falan, filan. Ayrıca Türkiye’deki olanaklarımız da daha elverişli. Oradan almaya karar verdik.

Baktım sözleşmelerde cezai şart falan yok, sordum, yok canım onlar öyle insanlar değil sen merak etme yanıtını aldım.

Parayı ödeyen Türkiye, imalatçıyı bulan Türkiye, benim daha fazla konuşmam anlamsız kalacak, artık sustum.

Heyecan içerisinde beklerken sürekli sorular soruyoruz imalatçıya. Sürekli sözler veriliyor, o programı göndeririz, bu videoyu göndeririz onu yaparız bunu yaparız. Yerleşim planları gönderiyoruz hazırlık yapalım diye, makinanın yanına su, elektrik, hava ne istiyorlar diye soruyoruz. Yanıt yok. Ne gelen bir program ne de video.

Sonunda makina geldi ve atölyenin bahçesine indi ayın 30unda, içeri sokmak için imalatçıdan gelecek ekibi bekliyoruz, gelenler hem montajı yapacak hem de eğitim verecek bizim çocuklara.

Üretim programlarımızı aralıklı yapıyoruz ki gelenlerden maksimum bilgiyi ve deneyimi alsın bizim arkadaşlar.

Makina geldi eeee ne zaman gelecek montaj ve eğitim ekibi? Arayan soran yok, hadi biz arıyoruz, vize vermediler, ikinci başvuruyu yaptık Salı günü belli olur. Salı günü haber yok yine biz dürtüklüyoruz. Vize vermemişler. E ne olacak?,” ben yarın size bilgi veririm”.

Tabi arayan soran yok. Sonunda patronlarına ulaşıyoruz, vizeydi şuydu buydu. Vizesi olan gelip monte edermiş, testere ile düz kesimleri bilirmiş ama freze ile eğimli kesimi vize alamayan bilirmiş, ama internet üzerinden anlatacakmış, Kanada da aynı makina varmış ama onlar ay sonuna kadar tatildelermiş, miş, miş.

Sonuç, ben size haber vereceğim.

İki gün arayan soran yok, ayın 8 I, makina bahçede yer kaplamaktan başka bir işe yaramıyor.

Yine iş başa düştü, aradık, eh bayramdan öncemi gelelim sonra mı gelelim onu düşünüyoruz.

Yani bir 10 gün daha, yarım yamalak eğitim, netice de çok güzel, çok iyi denilen makinayı benim tam kapasite ile kullanabilmem çocukların yetenekleri ile dene – yanıl yöntemi kullanılarak ayları bulacak.

Ne o makina aldık.

Adam haklı, makinayı yaptı, kapının önüne geldi gerisi benim sorunum.

Bu arada ben habire program değiştirmeye çalışıp durayım.

Tabi ekip olarak makinadan da soğuduk.

Bulunduğumuz bölgede bizim gibi iş yapan çok, aslında güzel bir Pazar onlar için ama referanslarını nereden sağlarlar bilemem.

Müşterisini önemsemeyen hiç bir firmanın uzun dönemli başarı çansı olamaz. Hele günümüzde her işletmenin müşteri odaklılığı, müşteri memnuniyetini sürekli geliştirmeye çalıştırdığı ortam da yaşaması mümkün değildir. Bu bakış açısını yakalamadan iş kurmaya bile gerek yok.

Alt yapın olmayan yere satış yapmadan önce alt yapını kontrol edeceksin, yapabilir miyim, yapamaz mıyım bakacaksın. Beceremiyorsan bunlar hallolana kadar oraya satış yapmaya çalışmayacaksın.

Proaktif olacaksın, müşteriyi ilgilendiren sorunların varsa o seni aramadan sen onu arayacaksın.

Bayram, seyran, hafta sonunu bahane etmeyeceksin.

Satış yaptıktan sonra müşteriden daha fazla heyecana kapılmayacak isen gidip memurluk yapacaksın.

Diğer bir deyişle Taylor etkili Ford satış anlayışı 100 yıl geride kaldı, teknolojiyi bilmek, imalatı yapmak müşteri olmadığı sürece bir işe yaramıyor.

Alıcı olarak dersimiz de, “her zaman sağlam bir kontrat yapacaksın”. Cezai şartlar, gecikme şartları vs. garantiye alınmayınca aldığın şey zamanından önce senin oluyor. Bırak her şey bitene kadar onda kalsın.

TEKRAR – TEKRAR THY :)

@TK_HelpDesk Bugün, 22 Mayıs 2009 tarihinde yazdığım yazıya twitter üzerinden yanıt verdi. Bugün 27 Ocak 2015. Uçuşlardaki gecikmeyi anladınız mı şimdi?

thy

PAZARLAMININ 4P’Sİ DEĞİŞİRKEN BİR ŞİRKET

Çok uzun yıllardır Amazon müşterisiyim, hem Amazon – ABD’de hem de Amazon – İngiltere’den sürekli kitap alırım.

Bu süreç içerisinde 1-2 kayıp (gelmeyen kitap) olayı dışında sıkıntı yaşamadım. Böyle bir sıkıntı olduğunda da Amazon’a yazar yazmaz, sorgu suale gerek duymadan, saatler içerisinde özür dileyen bir yanıt gelir ve hemen aynı siparişin yenisini gönderirlerdi. Hatta bir kez ikinci kitap gönderildikten sonra bazı nedenlerden geciken ilk sipariş gelince geri göndermiştim kitaplardan birini.

Son bir yıldır Amazon i-parcel adlı yeni bir kargo şirketini de kullanmaya başladı. Bu kargo şirketi ile gönderilen her kitapta sorun çıkıyor, ya geç geliyor siparişler, ya kayboluyor ya da uzun ve abuk sabuk yazışmalar başlatıyorlar.

Son siparişim de maalesef iparcel’e takıldı ve birçok gereksiz işle meşgul olmak zorunda kaldım.

Geçenlerde yazdığım “KIRMIZI KALEM İLETİŞİMİ” yazısında bahsettiğim “The Everything Store” ’da Jeff Bezos’un herkese açık olan bir e-mail adresinden ve bu adrese gelen şikayetlerle özellikle ilgilenildiğinden bahsediliyordu.
Üşenmedim ve ayrıca denemek amacı ile bir şikayet maili gönderdim. Maili gönderdiğim saat, Türkiye saati ile 13:48 idi ve aynı akşam, Türkiye saati ile 21:26’da, yani 8 saatten kıs bir sürede yanıt geldi, aradaki saat farkını da aklınızdan çıkartmayın.

Bu yanıt Jeff Bezos adına “Önemli Müşteriler Yöneticisinden” geliyordu ve Jeff Bezos’un şikayetimle ilgilenilmesini istediğini ve bu doğrultuda bana yapılacak tüm gönderilerde artık i-parcel kullanılmaması için bir önlem alındığını söylüyor.

Geçen günküARTIK PAZARLAMANIN 4P’Sİ ESKİ 4P DEĞİL” yazısında bahsettiğimiz 4P’nin yerini alan ÇEDE yaklaşımının sonuçları, müşteri odaklılığı çalışma ve müşterini patron olması yaklaşımı ancak böyle oluyor. En tepedeki bunu anlamış ve bütün kalbi ile inanmışsa o şirket artık vazgeçilmez oluyor. Marka, müşteri bağımlılığı böyle yaratılıyor.

Tüm şirketler için çok önemli olan bu yaklaşımı artık anlamalıyız, aksi halde yaşamak zor değil, MÜMKÜN değil.  Müşteri yoksa iş yok, patron yok, maaş yok.

ARTIK PAZARLAMANIN 4P’Sİ ESKİ 4P DEĞİL

Değişen zamanlar her şeyi değiştiriyor, bu değişiklikleri algılayamayan şirketler, zaten artık kısalmış olan şirket yaşamını herkesten önce kepenk kapatarak tamamlıyor.

Pazarlamanın temelini oluşturan pazarlamanın 4 P’si (ürün – fiyat – tanıtım – yer) de artık değişti, teknolojik değişim sosyal yaşamı da etkileyerek tüm iş yaşamımızı da etkiledi.

Endüstri devrimi ile başlayan ürün odaklılık, daha sonra pazarlamanın yükseldiği devirde de ön planda kaldı, ancak değişen zamanlar yapıyı değiştirdi ve artık müşteri odaklı olmak zorunda kalınca haliyle 4 P de etkilendi.

Harvard Business Review’da yayınlanan “Rethinking the 4 P’s” makalesi , bu konuda oldukça ilginç bilgi ve yorumlar getiriyor. Bu makalenin yazılmasında, değişik ülkelerdeki 500 şirket yöneticisi ve müşteri ile yapılan araştırma sonuçlarına göre 4 P modeli üç şekilde girişimcilerin ve pazarlamacıların altını oyuyor;1. Pazarlama ve satış ekiplerinin üretim teknolojisi ve kalitesi üzerinde yoğunlaşmasına sebep oluyor. Araştırmaya göre bu faktörler önemli ancak sadece giriş maliyeti olarak önemli yoksa çok büyük bir değişiklik getirmiyor.

  1. Pazarlama ve satış ekiplerinin üretim teknolojisi ve kalitesi üzerinde yoğunlaşmasına sebep oluyor. Araştırmaya göre bu faktörler önemli ancak sadece giriş maliyeti olarak önemli yoksa çok büyük bir değişiklik getirmiyor.
  2. 4P modeli, satılan çözüm önerisini tanımlayan ikna edici bir kavramın oluşturulmasındaki önemi yeteri kadar vurgulayamıyor. (örnek : müşterileri, sunulan çözüm önerisi konusunda eğitecek yeteri kadar zaman olmaması )
  3. Şirketleri, güvenilir çözüm kaynağı olma avantajını kullanmaktan alıkoyuyor.

 

Bunların sonucunda da 4P her ne kadar önemini kaybetmese de, modern dünyada gereken çevikliği (agility) sağlamak için yeniden yorumlanmak zorunda kalıyor.

Ve ürünün yerini çözüm, yerin yerini erişim, fiyatın yerini değer, tanıtımın yerini de eğitim alarak 4 P, SAVE (İngilizce Solution, Access, Value, Education) haline dönüşüyor. Türkçesine ÇEDE diyebilir miyiz ?

 

Bu yazı Harvard Business Reviev’da yayınlanan “Rethinking the 4 P’s” makalesi esas alınarak yazılmıştır.

KIRMIZI KALEM İLETİŞİMİ

Jeff Bezos’u anlatan “The Everything Store” u okuyorum bu günlerde. Hem keyifli bir okuma hem de alınacak çok ders, öğrenecek çok şey var.

Aslında kitap Jeff Bezos’dan daha çok bir pazarlama dersi kitabı bence. Değişim çağı içerisinde yönetim ve pazarlama anlayışındaki değişimi, müşteri odaklılığı anlatıyor. Pazarlamanın değişen 4 P’sini anlatıyor. (Bu konu bundan sonraki yazıda.)

Amazon’un ilk destekleyicilerinden ve yönetim kurulu üyesi olan John Doerr’in anlattığı “Bezos’un İletişim Teorisi” çok ilginç ve önemli. Bezos tüm basın bildirilerine, ürün tanıtımlarına, konuşmalara ve paydaş yazışmalarına bakarken eline kırmızı bir kalem alarak “müşteriye” basit, anlaşılır gelmeyecek ve negatif etki taşıyan her şeyi silermiş.

Bu bana eski günlerdeki bir konuyu anımsattı. “Toplam Kalite Yönetimi” dönemlerinde çok sık kullanılan bir örnek vardı. Toplam kalite anlayışını başlatan, patron, CEO, genel müdür, her kimse eğer buna inanan ve sabaha karşı saat 4:00’de bomboş caddede kırmızı ışık yanınca duran biri değilse bu uygulama hiç bir şekilde başarıya ulaşmaz.

Müşteri odaklılık, müşteri memnuniyeti baştan, en baştan başlayan bir anlayış şirketin içerisine işler, eğer en baştaki kişi gerçek patronun, şirketin gerçek sahibinin müşteri olduğunu algılayamamış ise hiç bir işe yaramaz.
İşte Amazon’un başarılarının temeli, kırmızı kalem iletişimi, Bezos’un kendisi bence.

Bunu destekleyen başka bir hikaye ise “?” işareti. Jeff Bezos’un kamuya açık mail adresinden bir müşteri şikayeti gelmesi halinde tek yaptığı, bu maili sadece “?” işareti koyarak ilgili bölüme yönlendirmek. Bu mail, ilgili bölümde panik yaratarak sorunun hızlı çözümlenmesini sağlıyor aksi halde ilgili kişiler sorgusuz sualsiz işini kaybedebiliyor.

İşte üretim, pazarlama, satış odaklı bakış açısından müşteri odaklı ve dolayısı ile başarılı bir yeni çağ anlayışı.

Eğer müşteriye bu önemi veremiyorsak iş kurmaktan, iş planı yapmaktan vazgeçmekte yarar var.

Bugün bakıyorum da bir çok şirket bu anlayışı kavrayabilmiş değil ve artık bunlar müşteriye batıyor.

Çok uzun yıllardır Amazon’dan alışveriş ederim, sadece 2-3 sıkıntı oldu ve bu konuları Amazon’a bildirdikten en geç 3 saat içerisinde (aradaki saat fakını göz önüne almayı unutmayın) sorunum muhakkak çözüldü.

Sorunu çözmek için saatlerce telefon başında vakit harcadığınız şirketleri, ulaşmaya imkan dahi bulamadığınız şirketleri, web sayfaları içerisinde kaybolduğunuz, kullanıcı kolaylığı sağlamaktan bile aciz web sayfalarını düşünün. Sonunda kime bağlanmıyorsunuz? Tabi ki müşteri odaklı olana.

Size Neleri Hatırlatıyor ?

Muhteşem, sadece öğrenci işlerimi ? Bana nice devlet kuruluşlarını, banka, sigorta şirketi ve telefon şirketleri gibi özel “MÜESSELEŞMİŞ” kurumu hatırlatıyor.

Muhtemelen size de çok şeyler hatırlatacak, şirketinizi bu hale sokmayın lütfen.

Follow on Feedly