İŞ ORTAKLIKLARI NEDEN KISA ÖMÜRLÜ OLUR ?

İş ortaklıklarının büyük bir kısmı maalesef kısa ömürlü olur ve sonunda sadece ortaklık değil arkadaşlık ve dosluklarda sona erer.

Ortaklıkların uzun nefesli olmamasının birçok nedeni vardır ancak bunun en önemli nedeni flört döneminde tarafların hem iş konusundaki hemde birbirleri hakkında iyi ve olumlu düşünme eğilimleridir. Bu dönemde taraflar ağırlıklı olarak birbirlerinin iyi taraflarını görürler, girişecekleri işin başarılı olacağını düşünürler.

Bu dönemde olumsuzlıkları konuşmak sanki nazik olamayan bir davranışmış gibi ötelenir hatta hiç konuşulmaz.

İşin başında ve işler iyi giderken de bir çok şey görülmez veya gözardı edilir. Ancak darboğazlar başladığında sıkıntılar da ortaya çıkmaya başlar. Çözümler konusunda uzlaşmak zorlaşır, taraflar kendi çözümlerini tek çözüm olarak görmeye başlar, ilişkiler zedelenerek işe yansımaya başlar.

Buradaki en büyük sorun başta da söylediğim gibi, işin başında konuşulması gerekipte konuşulmayan veya satır aralarında kaybolan şeylerdir.

Maalesef bir ortaklık başlarken tarafların kullandığı hizmet sadece avukatlar ve muhasebeciler seviyesinde kalır hiçbir zaman üçüncü bir şahısa, bir danışmana başvurulması düşünülmez.

Bir ortaklığa başlarken veya girişirken tarafların kendilerine ve karşı tarafa sorması gereken birçok soru ve alınacak yanıtlar vardır.

Bunları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

1-      Kültürlerimiz birbirine uygunmu? Aynı kültürden veya sosyo ekonomik yapıdan gelmayan kişilerin işe veya olaylara bakış açısı ve beklentileri farklı olacağından zaman içerisinde ilişkilerin hızlı aşınması söz konusu olacak ve bu da ortaklığı zedeleyecektir.

2-      Ortaklığın amaç ve hedefleri taraflarca açık ve net olarak kavranmış mı ? Aksi halde birbirine uymayan amaç ve hedeflere koşan taraflar ortaklığı doğal olarak yıpratacaktır.

3-      Taraflar birbirlerinden olan beklentilerini açık ve net olarak biliyorlarmı? Beklentiler açık ve net olarak irdelenmediğinde taraflar birbirlerine karanlıkta göz kırparak yanlış yönlere giderek ve birbirlerini hızla eleştirmeye başlayarak ortaklığı zedeleyeceklerdir.

4-      Gerçekçi hedefler belirlenmiş, ortaklığın varacağı noktalar tam olaraktaraflarca anlaşılmış mı ? Bu yapılamadığı takdirde her zaman bazı şeyler taraflardan biri açısından eksik kalmış olarak yorumlanacak ve ortaklığı sürdürmek zorlaşacaktır.

5-      Çıkış stratejisi (exit strategy) taraflarca anlaşılır bir şekilde belirlenmiş mi? 3 yıl-5 yıl sonra işlerimiz başarılı giderse ne yapacağız, işler istediğimiz gibi gitmez ise ne olacak soruları bugün , yani başlangıcta ele alınmaz ise sadece ortaklık değil arkadaşlık ve dosluklarda sekteye uğrayacaktır.

Tüm bu sorunların üzerinden geçtiğimizde vizyon, misyon, yönetim ekibi, hedefler, hedeflere ulaşmak için neler yapılacağı, çıkış stratejıleri gibi İŞ PLANI’nın temel ögelerini görürüz.

Tarafların ortaklığa başlamadan önce yapması gereken en önemli şey ortaklığın yol haritasını birlikte, anlıyarak ve uzlaşarak çizmeleri, diğer bir değişle İŞ PLANI yapmaları gerekir. Hem ortaklık, hemde İŞ PLANI konusunda gerektiğinde üçüncü şahısların yani danışmanların yardımına gerek duyduklarında bunu yapmalıdırlar, aksi halde ortaklığın sonu hızlı gelebilir.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

İŞ PLANI HAZIRLARKEN DİKKAT EDİLEMESİ GEREKEN 8 NOKTA

Son otuz yıl içerisinde hazırladığım veya incelediğim İŞ PLANLARINDA yaptığım ve gözlemlediğim hataları  ele aldığımda ve değerlendirdiğimde, iyi bir İŞ PLANI hazırlarken aşağıdaki noktaların muhakkak gözönüne alınması gerektiğini anladım.

İŞ PLANI’nızı hazırlarken sizlere çok yardımcı olacağına inandığım bu noktaları özetlersem:

1-      İŞ PLANI’nın ne olduğunu, nasıl hazırlandığını biliyormusunuz? Emin değilseniz öncelikle bu konuda bir araştırma yapmanızı veya bildiğini düşündüğünüz birisine danışmanızı öneririm. Bugüne dek İş Planı adı altında İŞ Planı ile ilgisi olmayan bir çok çalışma gördüm, böyle bir çalışma, plan sunan kişi veya kuruluş konusunda şüpheler uyandırıyor ve bunların sonradan telafisi mümkün olmuyor.

2-      İş Planı’nı şişirmek, yani fazla sayfaya ve bilgiye boğarak, kalınlaştırarak daha iyi göstermeniz mümkün değildir. Bu nedenle gereksiz teknik bilgi, grafik vb. Lüzumsuz şeyler okuyucuya fazlalık gelip onu sıkacağından bunlardan kaçınmak gerekir. Önce planı en özet şekilde yazın ondan sonra okuyucunun daha rahat anlamasına yardımcı olacağına inandığınız bilgi, resim ve grafikleri ekleyin.

3-      İyi bir İş Planı yazmak için her türlü yazılı metinde yapmanız gerektiği gibi önce başlıkları listelemeniz gerekir. Bunları her yerde bulabilirsiniz, burayı tklarsanız bir İş Planının başlıklarını gösteren blog yazısına gidebilirsiniz. Bu başlıkları listeledikten sonra o başlığı yazabilmek için hangi soruları yanıtlamanız gerektiğini yazın ve bu soruları yanıtlayarak başlıkların altını doldurmaya başlayın. Daha sonra bunları mantık sırasına koyarak İş Plalının özünü elde edeceksiniz.

4-      Bundan sonra yapmanız gereken, bu iş planını hangi amaca yönelik kullanacaksanız o doğrultuda gereken ilave ve kısaltmalar yapmaktır.

5-      İş Planının teknik bir döküman olduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle uzun ağdalı kelime kalabalığına boğulmuş parağraflardan, cümlelerden kaçınmanızda yarar vardır. İş Planı’nı yazarken hangi amaçla ve kimin okuyacağını düşünerek yazın.

6-      Bir İş Planı gerçekçi ve ulaşılabilir olmalıdır, aksi halde bir iş rüyası olarak kalacaktır. Bu nedenle kullanacağınız rakkamları çok dikkatli seçmeniz gerekir.

7-      İş Planı yaşayan bir dökümandır, bu nedenle Pazar yapısının, teknolojinin getirdiği değişiklikler doğrultusunda sürekli güncellenmelidir, aksi halde amacına ulaşmayan bir kütüphane süsü olarak kalacaktır.

8-      Tüm yukardakilere dikkat ederek yazacağınız bir İş Planı sizin için iyi bir başlangıç olacaktır. Hazırlanmış bir İş Planı’nı okuyucusuna ulaştırmadan önce dışarıdan bazı kişilerin, hatta bu konularda uzmanlaşmış olan kişilerin planınızı okumaları ve değerlindirmeleri yararlı olur. Sizin atladığınız, unuttuğunuz veya hata yaptığınız konularda sizi uyararak yardımcı olabilirler.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

YARIN ÇOK GEÇ OLACAK

(14 Ocak  2011 da HABERTÜRK de yayınlanan yazı.)

Sosyal Medyanın reklamcılık alanındaki önemi gün geçtikçe artıyor, ABD’de bugün reklam bütçeleri TV’den sosyal medya’ya doğru kaymaya başladı bile.

Özellikle küçük ve orta boy işletmeler için sosyal medya oldukça düşük maliyetli bir medya sunuyor ve bunu doğru olarak kullanabilenler oldukça başarılı oluyor. Bugünden sosyal medya yerimizi almaya başlamış ise yarın çok geç olabilir, hatta belki şimdi bile geç kalmış olabiliriz. Facebook’da, Twitter’da ve benzeri yerlerde kullanmak istediğimiz isimler başkaları tarafından alınmış olabilir.

Bu alandan uzak olan bir çok kişi bu işi biraz çocuk oyuncağı gibi gördüklerinden, birazda evdeki gençlerin internet konusundaki bilgilerine güvendiklerinden olsa gerek, sanki internet ve bilgisayar bilgisi bu iş için yeterliymişcesine işyerindeki gençlere veya evdeki çocuklara devretme eğilimi gösterirler.

Ancak unutulmaması gereken şey, sosyal medyanın bir pazarlama aracı olduğu ve uzmanlık gerektirdiği.

Belli bir strateji ve planlama doğrultusunda yapılmayan pazarlama faaliyetleri zaman zaman yarar yerine çok büyük zararlar getirir.

Ancak lütfen bilgi ve deneyime yatırım yapmaktan çekinmeyin ve uzmanlar ile çalışın. Her bilgisayar kullanan, internete giren, facebook ve twitter hesabı olan sosyal medya uzmanı değildir.

Dimyata pirince giderken evdaki bulgurdan olmak da var, ucuza maledeceğim kaygısı ile farkına varmayacağınız zararları karşılama riskine girmeyin lütfen.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

TEK’LERDEN KAÇMAK GEREK

Diğer bir deyişle yeni bir iş kurarken yumurtalarınızın hepsini aynı sepete koymaktan kaçınmalıyız. Bir çok başlangıç tek müşteriye, tek kişiye güvenilerek başlatılır ve bu tekler kısa sürede çok’a dönüşmediği sürece işin başarısı ve devamı tehlikeye girer.

Kaçınmamız gereken bu tekler nelerdir;

1- Büyük ve tek bir müşteriye bağlı kalmak: Herhangi bir nedenden dolayı bu müşteriyi kaybettiğimiz zaman bütün gelir kaynağımız kuruyacak ve belkide yeni müşteri veya müşteriler bulmaya vaktimiz dahi olmayacaktır.

2- Tek bir tedarikçiye bağlı kalmak: Aynı şekilde bu tedarikçiyide kaybetmek büyük bir risk olacağından daha fazla sayıda tedarikçilerle çalışmak veya ilişkide olmak hayati önem taşır.

3- Tüm faaliyetlerin şirket içerisinde tek bir kişiye bağlı olması: Keza bu da yüksek riskler taşıyan bir durumdur. Bu tek kişi siz bile olsanız, sizin eksikliğinizde iş tamamen duracaktır.

Her zaman alternatiflerin olması ve tek bir kişiye veya kuruluşa bağlı olmadan çalışmak riskleri minimize edecek, işin sürekliliğine balta vuramayacaktır.

Yumurtalarınızı aynı sepete koymaktan kaçının ve iş modelinizi bu yönde geliştirin.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly