BU GÜN İŞİM İÇİN YAPMAM GEREKEN 3 ŞEY

Bir şirketin veya işin gücü, iyiliği, başarısı,  en zayıf işlevinden ileriye gidemez.  Zaman zaman patron, yönetici şapkamızı çıkartıp, dışarıdan bir kişi, müşteri gibi işimize bakmakta büyük yarar vardır.

Sung Tzu’nun dediği gibi ”kendini tanıyan tüm savaşları kazanır”.

Kendini tanımak ise sorgulamaktan, soru sormaktan geçer. Bunu da, bizi işi daha iyi yapmaya kışkırtacak sorularla yapmak gerekir.

Artık hepimiz, işimizin varlığının müşteriye, müşterinin sorunlara çözüm getirmeye bağlı olduğunu biliyoruz, onun için müşteri gözü ile başlamakta büyük yarar var:

  1. “En iyi müşterim benim için ne düşünüyor ?” sorusu gibi olumlu bir soru ile başlayarak müşterilerimize sunduğumuz çözümlerin analizine başlayabiliriz. Tabi bunu takip edecek ikinci soru, “memnun olmayan müşterim neden memnun değil?” sorusu olacaktır.  Bu sorular, müşterimize sunduğumuz çözümün hakikaten sunduğumuzu varsaydığımız çözüm olup olmadığını bize göstererek, bu çözümün kendisini veya çözümü yeniden tanımlamamıza yardımcı olacak ve bizi daha fazla müşteri memnuniyetine doğru yönlendirecektir.
  2. Ardından rakip şapkası giyerek, en önemli rakibimizin bizi işe aldığını varsayabilir ve kendi şirketimizi alt edebilmek için neler yapmamız gerektiğini kendimize sorabiliriz. Böylece rakiplerin bizi nasıl tanıdığını, algıladığını ve neler yapabileceklerini görmemizi sağlar ve bu doğrultuda kendi yolumuzu daha sağlam bir şekilde nasıl belirleyeceğimizi görebiliriz.
  3. Son olarak da, kendimizi işin tüm sorunlarından, politikalarından ve sıkıntılarından soyutlayarak, elimde sihirli değnek olsa, “bu işi en iyi hale getirmek için yapacağım 3 şey ne olurdu?” sorusu ile vizyonumuzu geliştirmek ileriye yönelik çözümleri sıralamak için yararlı olacaktır.

Böylece zaman zaman işinizi dışarıdan, rakamlardan ziyade soyut kavramlarla ele almak, işiniz geliştirmek için çok önemli bir araçtır.

 

ZAMANINIZI YÖNETEBİLİYORMUSUNUZ?

Gelişen teknolojinin bize zaman kazandıracağını düşünürken aslında kazandığımız zamandan daha fazlasına da ihtiyaç duymamız gerekmeye başladı.

Aşağıda, her ne kadar Türkiye’ye uyarlamak için bu rakamları 2 ile 3 le çarpmak gerekse de, ilginç bir araştırma sonuçları var:

Bu araştırmayı ABD standartlarına göre değerlendirmek gerek, 40 saatin üstü çalışmanın fazla mesai olarak nitelendirildiği, öğlen aralarının özel zaman sayıldığı standartlarda.


Yukarıdaki satırın noktasını koyduğum anda, bu yazıyı yazmak için konsantre olmuş ve başlamışken 530 950 78xx no’lu tanımadığım bir telefondan cep telefonumu aradılar. Arayan kişi karımın adını söyleyerek onunla konuşmak istediğini söyledi. Neden aradığımı sordum, onu yanıtı size nesi oluyorsunuz? Terbiye bile almamış belli. Anka Yapı tanıtım için arıyor. Sonunda beni küfür ettirme raddesine getirdi, iş yapıyormuş. Benim yaptığım iş değil.


 

Her neyse araştırmaya dönelim, gitti 15 dakika.

Bir de kendinizi düşünün…

Zaman, geri dönmemek üzere akıp gider.

Başlıktaki soru yanlış.

Zamanı yönetemezsiniz.

Yönetebileceğiniz tek şey kendinizsiniz.

Unutmayın, kaybolan zaman, kaybolan enerjinizdir.

İŞ FİKRİ – FİZİBİLİTE – İŞ MODELİ – İŞ PLANI NEDİR ?

BU FİLMİ YOUTUBE SANSÜRÜNDEN DOLAYI İZLEYEMİYOR OLABİLİRSİNİZ

YA DNS AYARLARINIZI DEĞİŞTİRİN, YA VPN KULLANIN YA DA RTE’NİN GİTMESİNİ BEKLEYİN LÜTFEN

Get your own valid XHTML YouTube embed code

NEREYE GİDİYORUZ ?

İşimizin dolayısı ile bizim geleceğimizin başarısı, daha önce de bir çok kez söylediğim ve yazdığım gibi geleceği görebilmekte ve vizyon oluşturabilmekte yatıyor.

Drucker’ın söylediği gibi; “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu yaratmaktır.”

Bunu yapabilmek için de çevreyi ve dünyayı çok iyi izlemek, sürekli neler olup bittiğini görmek ve yorumlamak gerekir.

William Gibson’ın söylediği de bunu destekler nitelikte; “Gelecek burada, ancak dağınık.”

Yaşamımız ve başarımız için bugünü görüp anlamak, yorumlamak ve onu tahmin ederek vizyon oluşturmak yaşamsal önem taşıyor.

Artık geleceği belirleyen en önemli şey teknoloji. Hızla gelişen teknoloji yaşamımızı sürekli değiştiriyor. Düne kadar robotların insanların yerini alacağını sanıyorduk , insana karşı robot. Ama artık bu karşıtlık eskisi kadar keskin gözükmüyor.

Makinalar hala bazı konulara insanın yerini almaya devam edecek ancak bunun yanı sıra :

–          İnsanlara destek vermekte,

–          Ve insanlarla yan yana çalışmakta.

Bu farkları çok iyi gözlemlemek, anlamak ve işimize yapacağı etkiyi görebilmek gerekiyor.

Bu konuyu ileride biraz daha geniş yazmak istiyorum ancak bugün aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ederim, dünyanın en hızlı robotu Kuka ile en hızlı ping pongcusu Timo Boll’a karşı:

tkaraca.com Digitalage’de

blo

Follow on Feedly