RENKLER–YAŞAM – YÖNETİM

cars

Sokaklara, otoparklara baktıkça nerdeyse otomobillerin hepsinin rengi aynı, sönük, koyu renkler veya beyaz.

Eski günleri hatırlıyorum, rengarenk otomobiller hatta birçoğu iki renkli. Mavi tonları, sarılar, kırmızı tonları, yeşil tonları ama çoğu çarpıcı parlak renkler.

Sanki geçen yüzyılın başındaki Ford günlerine dönmüşüz. Ne demişti Ford? “Siyah olmak kaydıyla istediği renkteki otomobili alabilir müşteri.”

Sanki yaşam da renklerini kaybetmekte veya renkler sönükleşmekte. Doğal olarak çevredeki renkler sanki yaşama yansıyor. Ki doğruymuş düşündüğüm. Ekonomideki durgunluklar ve krizler tüketiciyi etkiliyor ve insanların içinde oluşan renkler dıştaki tercihleri etkiliyormuş. Hatta bazı parlak ve çarpıcı renkler ikinci el otomobillerde değer kaybına neden oluyormuş.

Yaşamın her alanını etkiliyor renkler, acaba içimizdeki karanlığı dışımızdaki renklerle tekrar açabilir miyiz diye düşünüyorum. Renklerin insan üzerindeki etkileri biliniyor hatta bunu bilimsel olarak kullananlar var, özellikle perakendeciler.

Yönetim ve yöneticiliği de renklendirmemiz gerek, yoksa o karanlık sadece şirketleri, örgütleri, kuruluşları değil toplumu yutacak.

Belki de dünyanın en eski mesleği olan yöneticiliği işlerken biraz da yönetim tarihine girip bugünlerde aslında sadece bildiğimiz birçok şeyi yeniden keşfetmekte olduğumuzu görmek yararlı olur mu renklenebilmek için.

Evet en eski meslek aslında ama merak ediyorum kaç yönetim, işletme mezunu Marcus Aurelius, Machiavelli un yönetim konularındaki yazdıklarını bilir, hatta kaçı Drucker’ın iki kitabını okumuştur.

Her şeyi renklendirmemiz gerek.

Comments

Leave a Reply




Follow on Feedly
Translate »
%d bloggers like this: