KURUMSALLAŞMALI MI, KURUMSALLAŞMAMALI MI ?

Kurumsallaşmanın amacı, işletmelerin sürekliliklerini sağlıyabilmeleri için kişilerden bağımsız olarak belirli sistemler silsilesi içerisinde yürütülmesidir. Bunun gereği olarak da her işlem belirli kurallar dahilinde yürümeye başlar.

Küçük ve orta boy işletmeler ile aile şirketlerinin büyüme aşamasında kaçınılmaz olduğunu varsaydımız kurumsallaşma, acaba günümüzün şartlarında da geçerlimi?

Bilginin çok hızlı arttığı ve aktığı, değişim hızının son on-onbeş yıl içerisinde logaritmik artışı ve giderek de hızlanması sonucu günümüzde hızlı hareket edebilmek, esnek olmak,proaktif olmak ve hatta bir adım ileriye giderek geleceği yaratmak işletmelerin yaşamlarını sürdürmeleri açısından ön plana çıkmıştır. Bunların sağlanabilmesi için de en gerekli altyapı yaratıcı, yüksek motivasyona sahip bir çalışanlar topluluğudur.

Buna karşılık kurumsallaşma çabaları ile koymaya başladığımız kurallar silsilesi, kendi devamını sağlıyabilmek için yeni kurallar gereğini getirecek ve işletmeyi hantal bir yapıya doğru sürükleyecektir. Bu hantal yapının, günümüz koşullarında yaşamaya devam etmesi zorlaşacağından, ya değişime uğrayacaktır ya da yok olacaktır.

Aynı nedenler çalışanların yaratıcılığını körletmeye başlayacak ve motivasyonu düşürecektir. Kurallar sisilesi, bireyi yok saymaya başlayacak ama tezat olarak insanlar tarafından yürütülen, yönetilen işletmeden soğumaya başlamasını getirecektir. İşte tam bu nokta gecikmiş bir değişim başlatma noktasıdır.

Özetlersek, kurumsallığın getirdiği hantallık, karar verme mekanizmasını olumsuz yönde etkileyerek işletmeyi yavaşlatacak ve aynı zamanda da insanlar tarafından yürütülen, yönetilen işletmelerdeki insan faktörünü unutarak arka plana itecektir ki, bu da aslında sonun başlangıcıdır.

Sanırım kurumsallaşmanın son aşamasının kurumsallaşmadan kaçmak olduğunu söylemek, günümüz şartlarının geldiği nokta açısından yanlış olmayacaktır.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

KEŞKE BU YAZIYA GEREK OLMASAYDI

Hikayenin başı temmuz ayına gidiyor,yani tam yedi ay öncesine.

Geçen hafta Perşembe günü bir telefon geldi, Ticaret Ateşeliği arıyor, görevli bir kızcağız.

‘’Ticaret Ateşesi sizi Pazar günü 11:00 de bekliyor’’ dedi.

Bu bölgede haftasonu tatili Cuma günü olduğu için Pazar gününde bir gayritabililik yok. Gayritabilik çağrının kendisinde ve şeklinde. Birincisi görüşmek için kendi ofisinize çağırıyor iseniz bunu kendisine direkt iletmek(sekreter aracılığı ile değil) ve neden çağırdığınızı da belirtmek en basit nezaket kuralıdır.

Bu ise resmen bir emir, davet veya görüşme talebi falan değil,ancak Temmuz ayındaki olayı ve yazıyı düşünerek konunun fazla üzerine gitmemek gerektiğini düşündüm ve emre itaat etmeye karar verdim.

Daha önce yaşadığım ülkelerde ateşeler ile, elçi ve büyükelçilerle çok düzgün ilişkilerim olmuştu ve ilk kez böyle bir tavır ile karşılaşıyorum nazik ve hatta diplomatik olmayan bir tavır ile.

Pazar günü Erbil’de gök delinmiş,görmediğim kadar çok yağmur var, saat 10:30 da ofisten çıktım, 10:55 de ateşelikteyim. Kapıyı açan kızcağızın beni beklediği belli ama emri veren kişi yok. Dışarıda bir toplantısı varmış. Eh nasılsa 5 dakika erken geldim,o da gelir yoldadır nasılsa 11:00 de çağırdığına göre, beklerim.

Kızcağız sürekli telefon ile ateşeyi arayarak haber vermeye çalışıyor ancak telefon açılmıyor, belliki önemli ve uzun sürecek bir toplantı. Ee ozaman bana haber gönderip buluşma iptal edilemezmiydi? Tabi olabilirdi ama tabiki bunudüşünmek bir incelik, bir nezaket gerektirir, ama bir KAMU GÖREVLİSİNİN, KAMUYA yani görevi veren kişiye böyle bir incelik, nezaket göstermesine gerek yok. (TDK-Kamu: Bir ülkedeki halkın bütünü,halk,amme)

11:15, artık kalkmak zamanı, ve yine gitti benim birbuçuk saatim.

Hadi haber verip iptal edilmedi buluşma, yine nezaket ve saygı gereği en azından bir telefon edip(bu yazı Çarşamba akşam yazılıyor) özür dilenmesi gerekir.

Pazar günü beni neden çağırdıklarını dahi bilmiyorum, gerçi tahmin edebiliyorum ama kondurmak içimden gelmiyor. Neyse, önemli olsa ararlardı tekrar. Eee, peki önemsiz bir şey için birbuçuk saatimi çalmak niye?

Kişiler kurumları temsil ederler ve bireyler diğerlerine saygı göstermeyi ihmal ettikçe hem kendilerini, hemde kurumlarını yıpratır ve saygınlıklarını kaybetmeye başlarlar. Bu kurumlar içerisine şirket ve işletmeler de doğal olarak dahildirler ve kendilerini müşterilerine, iş ortaklarına böylesine yıpratacak kurumların yaşaması uzun olmayacaktır.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

KARARSIZLIK EN KÖTÜ KARARDAN DAHA KÖTÜDÜR

Bir kararın ertelenmesi, yapılması gereken bir işin ertelenmesi anlamına gelir, bu da daha önce bahsettiğimiz ERTELEME’den başka birşey değildir. Yani herikisi de yapılması gereken bir işi geciktirir, yapılmasını engeller.

Genellikle vereceğimiz kararın kötü olacağına inandığımız zaman kararsız kalırız, ve zaman içerisinde toplayacağımız bilgilerin bizi doğru karara yönlendireceğini düşünürüz. Ancak genellikle yeni edindiğimiz bilgiler bilinçaltında ilk verdiğimiz ancak uygulamaktan çekindiğimiz kararı pek değiştirmeyecektir.

Karar vermekte çekindiğimiz konu ortadan kalkmaz ve biz kararı ertelediğimiz sürece daha karmaşık bir hale gelerek yeni sorunların doğmasına neden olabilir. Bundan dolayı vereceğimiz karar yanlış dahi olsa sorunların kangren olmasını engelleyecektir. Ayrıca verdiğimiz yanlış kararın ortaya çıkartacağı durumlar yeni kararlar vermenizi gerektirecek ve yeni vereceğiniz kararlar bu durumu düzeltebilecektir.

Kararsızlığın en kötü sonuçlarından biri de, verilmesi gereken kararın başkası tarafından verilmesidir ki bu da sizin açınızdan daha zor sonuçlardoğurabilir.

Zor bir kararla karşılaştığınızda durumu değerlendirip, gerekli bilgileri toplayıp hızla karar vermek gerekir. Aynı hızla kararın doğru olup olmadığını görür ve önünüze çıkacak seçenekleri daha rahat seçebiliriz, aksi halde kararı geciktirerek önünüze çıkacak seçeneklerin sayısını azaltmak riskini taşımak zorunda kalırız.

_________________________________
Bu yazıyı beğendinizse aşağıdaki SHARE ON FACEBOOK veya TWEET THIS e basarak paylaşmanız benim çok işime yarayacaktır.

Teşekkür ederim.

Follow on Feedly