Size Neleri Hatırlatıyor ?

Muhteşem, sadece öğrenci işlerimi ? Bana nice devlet kuruluşlarını, banka, sigorta şirketi ve telefon şirketleri gibi özel “MÜESSELEŞMİŞ” kurumu hatırlatıyor.

Muhtemelen size de çok şeyler hatırlatacak, şirketinizi bu hale sokmayın lütfen.

İŞ MODELİ ATÖLYESİ – BUSINESS MODEL GENERATION WORKSHOP

İş Modeli from Tufan Karaca

KURUMSALLAŞIRKEN KURUM TUTMAYIN

İş Modeli geliştirme konusunda çeşitli çalışmalar yapıyor, eğitimler veriyorum. Hatta konuya çok yakın “Business Model You” adlı kitabında yazarlarından biriyim.

Konu ile ilgili bir yazı hazırlarken, daha önce dikkatimi çeken BANVİT’in bir uygulaması için bilgi almak geldi aklıma ve telefon ettim. Amacım, Pazarlama Departmanı ile görüşüp konuyu konuşmak.

Ve macera başladı;

1. Fabrikayı aradım, derdimi anlattım, bana pazarlamadan bir isim verdiler. ancak toplantıda olduğunu ve öğleden sonra aramam gerektiğini söylediler,

2. Öğleden sonra aradım, ama aradğım kibar hanım kendisinin muhasebe ile ilgili olduğunu ve beni bu işlerle ilgilenen halkla ilişkilere bağlayabileceğini söyledi,

3. Halkla ilişkilerdeki hanıma derdimi anlattım. Bana verilen yanıt ;

“Bu tip konularla müşteri ilişkileri (halka ilişkiler değil) ilgileniyor, onlara yazılı bir müracaat yapacaksınız ( yazılı olması şartmış )onlar da ilgili kişiye yönlendirecek.”

Bu bana, yıllarca doğu blogu ülkelerinde yaşaken karşılaştığın şeyleri hatırlattı.

O yıllarda hala komunist sistemin etkileri nedeni ile şirket yönetimlerine ulaşmak nerede ise imkansız idi. Büyük miktarda mal almayı düşündüğünüz şirket yetkililerini aradığınızda sekreter bariyerini aşamazdınız. Sürekli, “bize faks gönderin yanıtını” alırdınız insanlar konuşmaktan çekinirlerdi.

Ama yıllar içerisinde bu yapı oralarda bile değişti, ama buralarda değişmeyen yerler hala var demek ki.

Kurumsalleşirken kurum tutmamak gerek, aklınızda olsun .

HER ŞEY DAHİL (!) Kar mı Zarar mı ?

Geçenlerde yaptığım bir İş Planı Eğitiminde, katılımcılardan birinin işini örnek alarak bir çalışma yapmaya başladık.

Ondan bazı rakamları alıp tahtaya yazarken sıra kiraya geldi ve kirasını sordum. Daha önce de çoğu kez duyduğum bir şey yanıt olarak geldi; ” Mülk bizim, kira sorunumuz yok,”

Örneğe devam ettim ve kar anlamında çok tatmin edici bir sonuca ulaştı örneğimiz.

Daha sonra, iş yerlerinin bulunduğu bölgedeki metrekare kiraları vs.’yi sorarak onların iş yerine oldukça gerçekçi ancak bir hayli yüksek olan bir kira bedeli belirledik.

Bu bedeli, aylık kar ile karşılaştırdığımızda, diğer bir deyişle kendi iş yerine kira ödüyormuşcasına bir hesaplama yaptığımızda, daha önce ortaya çıkan kar gitti, yerine kocaman bir zarar rakamı oturdu.

Yani şirket o mülkün kirasını öderse zarar ediyor.

Bu durumda çok şirket var ve bunların bir çoğu alınmayan kirayı alternatif bir gelir kaybı olanak görmediği için süreç içerisinde kar ettiğini sanırken gerçekte zarar ediyor.

Diğer bir yaklaşımla, yaptığı işi bırakıp binayı kiraya verse kara geçeceği gibi belki de aldiğı bir çok riskten kurtulacak.

Unutmayın, alternatif gider ve alternatif gelirler her zaman hesaba katılmalıdır aksi halde, fiktif, yani gerçek olmayan kar veya zararlar ortaya çıkar .

NEDEN BUNLARI GÖREMİYORUZ?

Zaman zaman anlamakta zorlanıyorum, o kadar açık ve net olan bazı şeyler, bir şirketin en altından en üstüne kadar her kademede yer alan kişiler tarafından görülemiyor.

Aşağıda son bir hafta içerisinde yaşadığım beni rahatsız ederek dikkatimi çeken dört olayı sizlerle de paylaşmak istiyorum bu gün.

STARBUCKS

Severek ve sık gittiğim bu kafede servisten yana bir sıkıntı olmamasına karşılık fiziksel bazı şeyler sadece beni değil sanırım birçok kişiyi rahatsız ediyor.

Bunların en önemlisi, açık alanda olan masaların büyük bir çoğunluğu dengesiz, bu nedenle en ufak temasta hemen sallanıyor. Kahvemi fincanda içme alışkanlığım nedeniyle ve fincanların da ağzına kadar dolu olması nedeniyle,  fincanı masaya koyar koymaz, dengesi olmayan masa sallanıyor ve kahve masaya dökülüyor.

Bu işten o kadar bezdim ki, artık kahveyi alırken doldurmamalarını söylüyorum.

Aslında bunun servis elemanları tarafından görülmemesi mümkün değil. Peki, neden düzeltilmez bu sorun? Anlamak mümkün değil.

Diğer bir konu ise, masaların üzerinde kalan şeker poşetleri ve kaşık olarak kullanılan küçük çubuklar.

Kırk yıl öncesinden bilirim, Amerika’da self servis kahve alınan her yerde şeker ve süt bir tezgâhta konur kahveye ve çöpü oradaki çöp kutusuna atılır. Bu Amerikalılar için artık bir alışkanlık haline gelmiştir. Türkiye’de ise çay ve kahveyi masada karıştırmak ve bunun keyfine varmaktır adet. Hal böyle olunca masalar çöp doluyor.

Çözüm aslında çok basit, birçok otelin sabah kahvaltı masalarında kullandıkları ufak çöp sepetleri koymak masalara bu sorunu çözecektir.

Ama bu sorunu birinin görmesi ve çözülmesi gerektiğini düşünmesi gerekir.

BÜ KAMPÜSÜNDE BİR KAFE

BÜ BÖTE toplantısında “İş Planı” sunumum vardı. Beklerken kampüsün hemen yanında, güzel manzaralı bir kefede oturduk

Doğrusu girdiğimizde çok etkilendim, garsonların hepsinin elinde ufak bilgisayarlar, bellerinde kulaklarına direk bağlanan telsizler. Siparişler hızla bilgisayara giriyor, bu da yetmezmiş gibi telsizle de anons ediliyor.

Her şey hızlı ve efektif bir servis için.

Söylemiş olduğunu kahve Ancak 2o dakikada gelebildi. Yan masanın suyu 25 dakikada ve defalarca sormalarına rağmen gelemedi, su geldi ama bardak hiç gelmedi.

Teknoloji, insan ve sistem uyum içerisinde olmayınca hiç bir etki yok.

Peki, bunu birisinin görüp düzeltmesi gerekmez mi?

HAVATAŞ

Bu sıralarda Ankara’ya gidiyorum çok sık ve giderken de Havaalanına gitmek için HAVATAŞ’ı kullanıyorum.

HAVATAŞ’ın şoförleri ile konuşmak, soru sormak çok zor. Yanlarına yaklaştığınızda yüzünüze bakmıyorlar, Soru sorduğunuzda duymazdan gelerek Sizi zorluyor, yanıtları başka tarafa bakarak veriyorlar. Yani sizi adam yerine koymadıklarını gösteriyorlar. Bir tanesi otobüse girerken soru soran kadını bayağı azarladı.

HAVAŞ şoförleri böyle değildi.

Bu davranış biçimi nedense öncelikle kullanacağım havayolunu suçlamama neden oldu kafamda, ama düşününce bunun başka şirket olduğunu hatırladım. İnsan ister istemez yanlış da olsa bağlantı kuruyor kafasında.

O zaman bunu sadece HAVATAŞ yetkililerinin değil iş ortağı oldukları havaalanı ve hava yolları şirketlerinin yetkililerinin de görüp  bir şekilde dur demesi gerekmez mi?

KAMİL KOÇ

Geçenlerde Anadolu Üniversitesi Açık öğretim ile ilgili bir çekim için Eskişehir’e gitmem gerekti. Tren seferleri de daha başlamadığı için otobüsü tercih ettim.

Yine bir servis şoförü, şoför değil bakan, müşterileri bol bol azarladı.

Otobüslerde görev yapan şoför yamakları ise başka bir âlem, hepsi “delikanlı”, sesinizi biraz yüksek çıkarsa azar hemen hazır.

Bunları gören, önlem almayı düşünen bir firma yetkilisi neden yok acaba.


Müşteri ile bu kadar yakın olan insanların, firmaların geleceği açısından çok iyi eğitilmeleri gerekmez mi?

Müşteri bulmak, bulduğun müşteriyi kaybetmemek artık kolay değil, müşteri odaklılık buradan başlar.

Bunları birilerinin görmesi, gerekenleri yapması şarttır.

Aksi halde insanlar tercihlerini hızla değiştirirler.

“İş Planı Geliştirme” sunumu – 7. Ulusal BÖTE Öğrenci Kurultayı 04 – 05 – 06 Mayıs 2013 Bahçeşehir Üniversitesi

Iş Planı Geliştirme from Tufan Karaca

Follow on Feedly