DÖVMELERİM ve PANDEMİ

Pandemiden sonra… deyip duruyoruz. Çok büyük bir kriz bekliyoruz ama aslında kriz başladı ve müthiş bir hızla büyüyor. Bazılarımızın kapısının içerisine çoktan girdi bile, bazılarımızın kapısını çalıyor.

Herkes konuyu konuşuyor. Orta ve uzun vadeli birçok tahmin var. Siyasi, toplumsal, ekonomik birçok değişiklik bekleniyor.

Çoğumuz dehşet içerisinde ne yapacağımızı düşünüyoruz.

Robotların mavi yakalıların işlerini, yapay zekanın da beyaz yakalıların işlerini alacağını, evden çalışmanın artacağını, bir çoğumuzun serbest çalışacağını zaten biliyorduk ama bu kriz zamanı en az 10 (yazı ile on) öne aldı. On yıl sonra olacağını beklediğimiz şeyler bugüne geldi. Teknolojik gelişimin topluma ve ekonomiye yansımasındaki logaritmik artış daha da dik bir hale geldi.

Kapitalizm eleştirileri yükseldi.

Tüm bunları düşünmek, tartışmak gereke ve de çok çekici ama ben, bugün ve yarını düşünmenin, tartışmanın kişisel ve şirketsel anlamda daha acil ve yaşamsal öneme sahip olduğunu düşünüyorum.

İşsiz ve gizli işsiz sayısı ne olacak? Ben bunun içerisinde ne olacağım? Aslında birçok patron da bunu düşünmeli, çünkü onlar da işsiz kalacak.

İnsanların her türlü alışkanlığı değişecek, aslında değişti bile.

Gelecek sözleşmelerinde (future) petrolün varil fiyatı WTI da – eksi $ 37,63 e düştü. Evet bu günlük petrol talebinin düşüşüne bağlı ama farkın kapanması, depoların erimesi en az bir, bir buçuk yıl sürecek.

Bugün BBC’den alıntı aşağıdaki;

Koronavirüs tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye başladı

Koronavirüs salgını sadece alkol değil, genel olarak tüketim alışkanlıklarını da değiştirmeye başladı.

Danışmanlık şirketi Wazir Advisors’ın yaptığı bir araştırma, Avrupa Birliği ve ABD’de de hazır giyim sektörünün 2020 yılında 300 milyar dolar küçülmesinin beklendiğini gösterdi.

ABD’de yapılan araştırmalar, seyahat harcamalarının azaldığını ancak sağlık harcamaları ile alkol tüketiminin yükseldiğini ortaya koyuyor.

Alışveriş merkezi, bar ve restoranlar da bu dönemde zarara uğrayan işletmeler arasında yer alıyor.

Ancak perakende sektöründe ve ilaç satın alımlarında da artış kaydediliyor.

Bunlar oldu bile. “Danışmanlık şirketi Wazir Advisors’ın yaptığı bir araştırma, Avrupa Birliği ve ABD’de de hazır giyim sektörünün 2020 yılında 300 milyar dolar küçülmesinin beklendiğini gösterdi” sadece endüstrinin değil ona bağlı perakende, nakliye vb. endüstrileri için çok büyük tehlike ve bunun Türkiye yansımaları endişe verici boyutlarda olacak.

Artık iş ilanlarına bakarak veya iş müracaatları yaparak iş bulamayacağız, kendi işimizi yaratmak zorundayız.” Demişti New York Times yazarı Freidman.

Evet, şimdi artık tam bu durumdayız.

Ve daha kötüsü bugün bile belli bir hedef belirlemek konusunda karar verip, plan yapmak için çok geç, dün yapmış olmalıydık bunu. 2006 da yazmışım aşağıdaki “Alice Harikalar Diyarında” alıntısını;

Alice : Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?
Cheshire Kedisi : Nereye gitmek istediğine bağlı bu.
Alice : Neresi olduğunun önemi yok!
Cheshire Kedisi : O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.
Alice : Sonunda herhangi bir yere varsın da.
Cheshire Kedisi : Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen.

Bugün belirleyeceğiniz hedef yanlış olabilir, ama hedefiniz yoksa hiçbir yere gidemezsiniz, hedef yanlış olsa bile daha sonra değişir ama sizin harekete geçmenizi sağlar. Planlar yolunuza çıkan engellerle birlikte değişecektir ama yola çıkmanızı sağlar. ZAMAN ve ZAMANLAMA YAŞAMSAL ÖNEME SAHİP.

Gelelim başlığa

Dövmeyi çocukluğumdan beri çok sever ve imrenirim. Takı (saat dahil) sevmememe rağmen dövme hep bir takıntı olmuştur muhtemelen çocukluk ve gençlik yıllarımda okuduğum macera kitaplarının etkisi. Gençlik yıllarında yaptırmak istememe rağmen yaptırmadım. 60’ların sonları, 70’lerin başları hep bana “bir gün gizlenmek zorunda olabiliriz” etkisi vermiştir yaşanılan şeyler nedeni ile ve vücudumda beni ayıran bir özellik olmasın istedim. İlk dövmemi yaklaşık 5 yıl önce yaptırdım damadımdan imrenerek ama onu tasarlamak iki yılımı aldı. Kişisel olarak bir dövme yaptıracaksam rastgele bir şey değil kendi yaşam manifestom olmalıydı. İkincisi de yine aynı yoldan çıkarak tasarlandı, “uçan bir martı”.

Ve Türkiye’de ilk virus haberi açıklandığı gün yapıldı koluma martı dövmem.

Johnatan Livingstone ergenlik yıllarında beni en çok etkileyen kitaplardan biridir. Martı benim için özgürlük simgesidir, martı kara, deniz ve gök hayvanıdır ve özgürdür. Ayrıca benim için zaman içerisinde daha önemli hale geldi. Çünkü beni ben yapan “Kadiköy Maarif Koleji” ve oradaki Necmiye Hanım (Toto), Nuriye Hanım, Nuri Bey, Münevver Hanım, Esin Hanım, Dicle Hanım, Vedat Azmi’dir, sınıf arkadaşlarımdır (36 kişi) hepsinin ismini vermek sor olacaktır. Beni o okula gönderen annemdir, babamdır o martı, sonra oraya gelen kız kardeşimdir, o martının bana verdikleridir beni karıma sevdiren, gurur duyduğum kızıma yol gösterirken.

Çok sıkıldığımda okurum Johnatan Livingstone’u tekrar tekrar. Dün yine okudum bu karmaşadan kopmak için, ve okurken de yukarıdaki yazı çıktı.

Başlığın da hikayesi bu

Bir Cevap Yazın