Girişimciliğin Dönemsel Tanımları ve Hazin Sonu

Aşağıdaki yazıyı dinlemek isterseniz basın
Voiced by Amazon Polly

Girişimcilik zaman içerisinde değişik şekillerde tanımlanmış ve algılanmıştır. Ekonomik düşünce çağı diyebileceğimiz 1870 -1940 döneminde bu tanımlamalar Cantillon ile başlamış ve Say, Knight, Schumpeter ile devam etmiştir.

Yazarların çoğu, girişimci terimini ilk kullananların Richard Cantillon ve Jean-Baptiste Say olduğu konusunda hemfikirdir.

Cantillon, çiftçiler ve zanaatkarlar gibi, riski kendisine ait olmak üzere çalışan herkesin girişimci olarak kabul edildiğini söyler. Daha sonra da, bazılarının zenginleştiğini ve geçimleri için ihtiyaç duyduğunun iki katından fazlasını kazandığını, diğerlerinin ise sonunda mahvolduğunu ve varını yoğunu kaybettiğini iddia eder.(Cantillon, 1950).

Cantillon, girişimciyi kapitalistten ayırır, birincisi risk alan, ikincisi ise . sermayeyi sağlayan kişidir. Cantillon için girişimci, risk alan ve çalışan rasyonel bir karar vericidir, kar elde etmek amacıyla şirketini yönetir.

Say (1803) için girişimci, belirli bir mal üretmek için farklı üretim faktörlerini birleştiren bir aracı ve koordinatördür. Say ayrıca girişimcinin, ekonomik kaynakları verimi düşük olan bir sektörden daha yüksek verimli ve daha yüksek gelirli bir sektöre aktaran kişi olduğunu belirtir.

Say, üretim sistemin üç farklı işlevle temsil edildiğini öne sürer: bilgi üreten uzman, bilgiyi yeni kullanımlar üretmek için uygulamaya koyan girişimci ve üreten işçi.

Böylece girişimci bilgi ve uygulama arasında bir aracı olarak kabul edilir

Bu anlamda girişimci, yeni işler ortaya çıkarmak için üretim faktörlerini birleştirerek bir ürün veya hizmetin üretimi ve dağıtımı arasında koordinasyon rolü oynar. Koordinasyon fonksiyonunun tanımlanması Say’ın girişimcilik tarihine yaptığı temel katkılardan biri olarak kabul edilir.

Yirminci yüzyılın ortalarında yeniden şekillenmeye başlayan ekonomi, bilim olarak yeniden yapılanırken, girişimcilik ekonomik modellemeler olarak ele alınmaya başlandı ve özellikle Harvard Üniversitesi İş Tarihi Araştırma Merkezi, girişimciliği ekonomik ve tarihsel olarak incelemeye başladı.

Ekonomik büyümeyi sermaye birikimine değil, değişim ve yeniliğe odaklı bir teori geliştirmeye çalışan Shchumpeter’ın çalışmaları oldukça etkili idi Harvard araştırmalarında.

Schumpeter’ın bakış açısına göre girişimcinin temel fonksiyonu, yeni olanaklar ve yöntemler kullanarak üretin sistemlerini devrimci bir şekilde düzene sokmaktı.

Diğer bir deyişle Schumpeter için girişimci reform ve devrimler yapan kişidir ve sürekli “yaratıcı yıkımlar” yaparak eski  ekonomik yapıları yok eder yeni yapılar oluşturur.

Sosyal bilimler çağı diyebileceğimiz 1940 – 1970 ler döneminde ise düşünce, ağırlıklı olarak girişimcinin kişiliğine kaymış, psikolojik ve sosyal yönleri ile ele alınmaya başlanmış ve girişimcilerin profilleri davranış biçimlerine göre incelenmeye başlanmıştır. Bu çalışmaların temel temsilcisi

David McClelland’dır. McClelland, girişimciyi, kendi tüketebileceğinden fazlasını üreten kişi olarak tanımlar. Modern kapitalizmin, bireyleri kendini gerçekleşme arayışına iten bir değer sistemi taşıdığını öne sürerek, girişimcinin davranışının, çevre ve başarı ihtiyacı etrafında şekillendiğini söyler ve bunun bireyin genetik özelliklerinden bağımsız olduğunu belirtir. McClelland’a göre girişimci çevrenin bir ürünüdür ve bir bölgenin kalkınmasını sağlayan başarı ihtiyacı, kültür, deneyim ve öğrenmenin sonucudur.

1970 ler Yönetim bilimleri olarak adlandırabileceğimiz çağın başlangıcıdır ve büyük değişimin başladığı yıllardır.

Teknolojinin getirdiği değişiklikler endüstrileri, büyük şirketleri ve hatta küçük işletmeleri etkiledi. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ta ağırlıklı olarak Ronald Reagan ve Margaret Thatcher gibi politikacıların etkisiyle yaşanan değişimler, küresel dinamikleri de etkileyerek aynı dönemde gerçekleşti, dünyaya yayıldı.

Bu dönem kapitalizmin mutasyon geçirmiş hali neoliberalismin dünyayı ele geçirmeye başladığı dönemdir.

Yine bu dönem globalizasyonun hızla geliştiği dönemdir.

Ve tabi dünya siyasi yaşamına kol saran populizmin de gelişme yılları.

Bu değişikliklerle birlikte girişimcilik yeniden gündeme geldi ve toplumda geniş çapta tartışılan bir konu haline geldi, neoliberalizm herşeyi metalaştırırken işgücünü ve insanı da metalaştırdı ve her insanı sadece çalışan değil çalıştıran da yapmak için her türlü zemini hazırladı.

Bu dönem hem içinde yaşadığımız için çok önemli, hem de oldukça karmaşık bir yapıya sahip, eskisi kadar basit anlatılamayacak bir dönem. Daha da vahimi, artık girişimcilik gönüllülükten ziyade bir zorunluluk halini almakta. Bu nedenle bu kısmi ayrı bir yazı olarak ele almayı düşünüyorum ve bu bölümü Byung-Chul Han ile bitiriyorum: “Kapitalizmin mutasyon geçirmiş bir biçimi olarak neoliberalizm işçiyi bir girişimci haline getirir. Başkası tarafından sömürülen işçi sınıfını komunizm değil, neoliberalism ortadan kaldırır. Bu gün herkes kendi şirketinin kendini sömüren işçisidir. Herkes birey olarak hem efendi, hem köledir. Sınıf mücadelesi insanın kendisiyle iç savaşı haline dönüşür.”

“Girişimciliğin Dönemsel Tanımları ve Hazin Sonu” için bir cevap

  1. Geri bildirim: 21. Yüzyılda Girişimcilik - Prekaryanın Yegane Tercihi - tkaraca.com / Tufan Karaca - İŞ PLANI %

Bir Cevap Yazın